Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Hálá mafya babası gibi geziyorum

Hálá mafya babası gibi geziyorum

Dünyaca ünlü perküsyon ustası Burhan Öçal, sinemada çocukluk hayalini gerçekleştirmenin mutluluğu içinde...

O Şimdi Mahkum'da Numan Kolsuz karakteriyle rol arkadaşı Yavuz Bingöl'ü bile korkutan Burhan Öçal, 'Role öyle kaptırdım ki kendimi, hálá sokakta bile Numan Kolsuz gibi geziyorum' diyor...

Dünyaca ünlü bir müzisyenin sinema filminde başrol oynaması niye?
B.Ö: Benim ruhumda sinema hep vardı. Babam Kırklareli'nin en iyi sinemacısıydı. Çocukluğumda hep filmleri izler ve etkilenirdim. O dönemler filmlerde oynayabilir miyim diye hayal ederdim. Benim iki tane gizli hayalim vardı. Biri New York'a gidip caz müziğini tanımak, diğeri de Los Angeles'a, Hollywood'a gidip film dünyasını görmekti. Benim için bir illüzyondu sinema...

Abdullah Oğuz'la tanışıklığınız eskilere mi dayanıyor?
B.Ö: Abdullah Bey'le uzun zamandan beri birbirimizi biliriz ama arkadaşlığımız altı yedi seneye dayanıyor. Altı ay önce Yavuz'la birlikte geceyarısı beni aradılar. Rolü söyledi ve hemen kabul ettim. Mafyoz olduğumdan değil ama hoşuma gitti. Benim hem burada hem dışarıda çok maceralı bir hayatım oldu. Zaten belli izlerini de vücudumda taşıyorum. Ben İstanbullu değil, taşralı bir ailenin çocuğuyum. Böyle yaşayan bir rol olunca benim de hoşuma gitti.

Zorlandığınız sahneler oldu mu peki?
B.Ö: Şiveden dolayı sorun yaşadık. Trakyalıyım, kaç dil konuşuyorum oradan yırttık ama Trakya şivesi silinmemiş. Üc-beş be ya... Ka'ları söyleyemedim. Akbabalık demem gerekiyor ağbabalık diyorum. Sahneyi çektik süperdi, bir dinledik 'Ağbabalık' demişim. (Gülüşmeler) Çek babam çek... Bu sefer ton çatlıyo. Ama sonunda onu da başardım.

Abdullah Bey'le Burhan Öçal'ı film için düşünmenizde ne etkili oldu?
Y.B: Gece iki buçuktu, Apo aradı, 'Yavuz bir şey soracağım, Numan karakteri için Burhan Öçal'ı düşünüyorum' dedi. Olumsuz bir şey söyleyeceğimi zannetti, ben 'Süper olur' dedim. Herifin suratında inanılmaz bir şey var. Kendisi de çok istekliydi ve dünya starlığındaki disiplinini bu işe yansıttı. Bence bu sayede çok başarılı oldu. O yüzden Türkiye'nin önemli yazarlarından biri de Çirkin Kral benzetmesi yaptı.

Nasıl bir çalışma yaşadınız?
Y.B: Çok keyifli bir çalışma yaptık. En çok Burhan'la benim tünel sahnelerimiz vardı. Tünel 22 metrelikti. Platoda çektik ama içi çok gerçekçiydi. Çamur, toz, duman, böcek, kurt ne varsa oradaydı. İnanılmaz iyiydi tekniğimiz. Oyuncu olarak en rahat çalıştığım yönetmenle ve ekibiyle beraberdim ayrıca...

Sinema Burhan Bey'in çocukluk hayaliymiş, sizin de öyle miydi?
Y.B: Hep sahnedeydim, annemin de ozan olmasından dolayı 7 yaşından itibaren sahnenin tozunu yuttum ve bu dünyayı öğrenerek geldim. Tabi ki benim de hayalimdi hem müzikte başarılı olup hem de sinemada kamera önünde bir şeyler yapabilmek. Ama daha yolun başında olduğumuzu düşünüyorum ben. Ne kadar yaşımız geçse de yolun başındayız ve daha iyi işlere imza atacağımıza inancım da tam...

Çirkin Kral hoşuma gitti
B.Ö: Bu yakıştırma benim çok hoşuma gitti ve sevindirdi. Beni buna layık gördülerse ne mutlu bana. Ben Yılmaz Güney hayranıyım, bence çirkin de değildi. İnanılmaz karizmatik bir adamdı. Doğuştan yetenekli biriydi. Ben çirkin bir adamım ama... Oyuncu da değilim. Ruhunda ne varsa onu oynarsın. Ama usta bir oyuncu her şeyi oynar. Bana derseniz ki kibar bir adamı, profesörü canlandırın, sanmıyorum... Yapamam, çünkü bende öyle bir tip yok.

Bana Kung Fu, Bruce Lee oyna derseniz bayılarak oynarım. Benim ruhuma karakterime uygun bir rol varsa işlenir. Apo'nun işlediği gibi... Apo beni çok iyi analiz etmiş, ben bile onun sayesinde başka değerlerimi keşfettim. Bence süper bir yönetmen. Küçücük rolden büyüğüne herkes o kadar oturmuş ve uyumlu ki tam anlamıyla mükemmel bir film oldu.

Yavuz'un bakışı ve ifadesi ağlattı
Türkiye'de ya da dışarıda bir mafya babasıyla tanışıklığınız var mı?
B.Ö: Türkiye'de değil ama yurtdışında tanıdıklarım oldu. Oldukça centilmenlerdi. Onlar zaten öyle çok konuşmaz ve gözükmezler. Ne iş yapacaklarını bilirler, bence bu sistemin yararlı tarafı da olabilir. Yurtdışında adamlar kültürel aktiviteler yapıyor ve destekliyorlar. Burada nasıl bilmiyorum.

Filmi ilk izlediğinizde Yavuz Bey'in bir sahnesinde ağlamışsınız. Kolay ağlar mısınız? Sizi etkileyen ne oldu?
B.Ö: Filmde çok güzel duygusal sahneler var. Onun sevgilisine giderken bakışlarındaki kararlılık ve duygu beni çok etkiledi. Sonra gözündeki umutsuzluk... Konuşma yok, ikisinin gözlerindeki ifadeler ve müzik... Artık dayanamadım, ağladım.

En son ne zaman ağladınız?
B.Ö: Almanya'da bir Rus filmi izlemiştim. Bir çocuğun savaşta yaşadıklarının anlatıldığı bir filmdi... Onu izlerken ağlamıştım.

Bu dostluk müzikte devam edecek mi?
B.Ö: Bir iki şey yaptık, düşüncelerimiz de var. Ben Yavuz'u iyi bir müzisyen olarak kabul ediyorum. Yaşanması gereken şeyler yaşanacaktır.

Y.B: Benim Burhan Öçal orkestrasına girip bağlama çalmak gibi bir isteğim var. İnşallah olacak.

Korkunç olmak için az uyudum
B.Ö: Korkutucu bakmam gerektiği söylenince nasıl yapacağım diye düşündüm. Eve gittim, sabaha kadar uyuyamadım, zombi gibi olmuşum. Aynaya baktım, kendi kendime sen yorgunken daha cani gözüküyorsun dedim ve o günden sonra 3-4 saatten fazla uyumadım. Yüzümdeki hatlar daha da sertleşti.

Y.B: Çekimler sürerken depremzedeler yararına bir konser verdik. Orada darbukayı çalan Burhan Öçal asla değildi, filmde canlandırdığı Numan Kolsuz'du! Sahneye çıkışı inanılmazdı. Ceketini çıkardı yere attı, selam yok. Birlikte bir sahnemizde ben kafa bulmak istiyorum Numan'la. Orada bana bir bakışı var, ben korktum. Gerçekten korktum. Oyuncu oyun olduğunu bildiği halde gerçekten korkuyorsa seyirci hayli hayli beğenir.

B.Ö: Halen öyleyim aslında. Geçen gün yoldaydım, o kadar kendimi kaptırmışım ki... Başıma bir şey gelecek (Gülüşmeler).

YB: Bence hálá Numan Kolsuz var karşımızda.
(Hürriyet)
564
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.