Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Hızına yetişilmiyor

Hızına yetişilmiyor

Dizi, tiyatro derken hayatını çalışmaya adayan Özlem Tekin şu sıralar bir de iki ayrı albüm üstünde çalışıyor.

Donat Bayer
Radikal Cumartesi


Şu günlerde aramıza yeni bir sanatçı katılmış gibi bir durum var. Türk rock'ının yıllardır en sağlam kalesini temsil eden Özlem Tekin meğer müthiş bir oyuncuymuş da biz bilmiyormuşuz. Mucizeler Komedisi'ndeki oyununu görüp de hayran kalmayan neredeyse tek bir kişi bile görmedim. Dizi, tiyatro derken tüm hayatını çalışmaya adayan Özlem Tekin bir de şu günlerde iki ayrı albüm üstünde çalışıyormuş. Biri bir nevi 'best of', diğeriyse yeni stüdyo albümü. Konuşmadan anladığım kadarıyla, Türk rock'ı yakında Özlem Tekin'in şarkılarıyla şiddetli bir sarsıntı geçirecek. Bir süre sonra Özlem Tekin'i sadece kendi çaldığı piyano eşliğinde dinleme ihtimalimiz var.

Son zamanlarda hayli sakinleşmiş gözüküyorsun.
Yoruldum. Bir yıldır inanılmaz bir tempoda çalışıyorum. Kendime, özel zevklerime ayıracak bir saniyem dahi kalmadı. Neredeyse her gün gece gündüz uyumamacasına koşturuyorum. Çok farklı kulvarlarda yarışıyorum ve ayrıca oyunculuk gibi benim için yeni olan bir alanda da kariyer yapmaya çalışıyorum. Öyle gezecek, dağıtacak pek vaktim yok. Sakinliğimin sebebi de bu olsa gerek. Havailik yapacak bir durumum yok şu sıralarda. (Gülüşmeler)

Eski sert ifaden de yumuşadı. Sebebi yorgunluk mu?
Eğer söz konusu olan müzikse şunu rahatlıkla söyleyebilirim, ben sert bir müzik yapıyorum. Sahnede çok sert ve vahşiyim. Ama günlük hayatımda asla sert değilimdir. Ancak işimizle göründüğümüz için herkes benim sert, vahşi bir yapıya sahip olduğumu düşünüyor. Halbuki normalde son derece neşeli ve güler yüzlü bir tipimdir. Oyunculuk, bu yönümün de ortaya çıkmasını sağladı. Ama bu, bende var olmayan bir şeyin bir anda var olması değil. Genelde çok keyifliyimdir. Ama dediğin gibi sert bir yanım da var. Dövüş sporlarını çok seviyorum, köpeğin vahşisini seviyorum. Ringe çıkabilecek kadar iyi kick-box yapıyorum.

90'ların başında asi rock'çı kız olarak çıktın. Ancak albümlerine bakıldığı zaman rock'tan öte daha çok alternatif sound'lara yöneldiğin fark ediliyor.
O dönemde Magazin Gazetecileri Derneği tarafından verilen 'en iyi bayan rock şarkıcısı' ödülünü almıştım. Çünkü başka aday yoktu. Albümlerimde alternatif tınılar peşinde koşmayı seviyorum. Ancak sahnede her zaman en sert biçimde rock çalıyoruz, kıyamet kopuyor. Albüm söz konusu olunca insan bir sound arayışına giriyor. Benim türüm budur deyip on sene aynı müzik yapılır mı? Zevklerim, değişiyor, dolayısıyla müziğim de değişiyor.

Yeni grubun Oz'la beraber kimi eski şarkılarını neredeyse heavy metal'e yakın bir anlayışla yeniden kaydediyorsun.
Son zamanlarda sürekli heavy metal dinliyorum. Bunun bir sebebi de çok fazla çalışıyor olmam. Böylece deşarj oluyorum. Küçükken de sıkı heavy metalciydim. Hani siyahlar içinde gezerler ya, tam onlardan. Şimdi tekrar heavy metal söylemek, çalmak, dinlemek için olağanüstü bir arzu duyuyorum. Çok şükür ki orkestra arkadaşlarım da aynı arzular içindeler. Tamamen yeni şarkılardan oluşan albümüm aldı başını gitti, neredeyse tamamlanmak üzere. O da tamamen canlı çalındı. Ama son derece sert. Onun dışında Oz'la beraber farklı bir tip 'best of' hazırlıyoruz. Zaten çıkmak üzere olan bu solo albümümü de yayımladıktan sonra bir daha solo albüm yapacağımı zannetmiyorum. Bundan sonra grup müziğine yöneleceğim.

"Sıkılmak hayat tarzım"
Sanki bundan önce yaptığın her şeyden sıkılmış ve ne yapacağına tam karar verememiş gibi bir halin var.
Dışardan bakınca ne yapmak istediğim belli değilmiş gibi algılanabilir, ancak benim kafamda her şey çok net. Yaptığım şeylerden sıkılmak benim hayat şeklim. Bu şekilde var olabiliyorum. Ancak bu daha önce yaptıklarımı kötü bulduğum veya bir arayışta olduğum anlamına gelmiyor.
Kimi şarkıların senin imzanı taşıyor. Ancak şarkı yazarlığını öne çıkarmıyorsun. Neden?
Ben Levent Yüksel'e bile şarkı verdim. Şarkı yazarlığımı nasıl öne çıkartabilirim ki? Dağları Deldim'i yazdım, çok da güzel bir şarkı oldu ama nasıl benim olduğunu vurgulayayım? Çıkıp her yerde söze, "Sözü müziği bana ait olan bu şarkı..." diye mi başlayım? Etrafa şarkı ver diyecek olursan, isteyen olmadı. Bir vakit sonra insan kendi için çok daha zor yazmaya başlıyor.

Çünkü, sır paylaşıyorsun şarkı yazarken. Yeni albümü de al, gör, anla neler yaşamışım. İnsan o noktada biraz cimrileşebiliyor. Kendi hayatını, duygularını bu kadar açık etmek kimi zaman biraz tuhaf geliyor. Çok fazla şarkı yazmamamın sebeplerinden biridir bu. Sürekli gitarla poz verirsem besteciliğim öne çıkar mı? Ya da kağıt kalem, gitar, piyanoyla poz versem daha mı iyi olur?

Rock ciddi şekilde yükselişe geçti.
Bence rock müthiş bir yere gidiyor. Bir dönem Anadolu rock'a gidecek diye ödüm koptu. Neyse ki Duman gibi, Mor ve Ötesi gibi gruplar müthiş işlerle çıkageldiler. Bugün artık sound'a çok daha fazla önem veriliyor. Bence gidişat gayet iyi ama biraz daha sert olabilir.

Türkiye'de rock'çıların çoğunun müziklerine Doğu melodileri katarak rock'ı sevdirmek gibi bir dertleri var. Rock'ı sevimli kılmaya çalışmak bu müziğin doğasına aykırı değil mi?
Sanırım bu o müziği hiç dinlememiş insanlara rock'ı sevdirmek için yapılıyor. Bunun market açısından doğru bir yaklaşım olduğu görüşündeyim. Ancak, rock'ı seven sever, sevmeyen sevmez. Ancak rock çok geniş bir yelpaze. Bugün nelere rock deniyor. Zamanında ben de cengaver gibi çıkıp rock'çıların uyuşturucu kullanan bitli insanlar olmadığını anlatmaya çalıştım. Ardından pırıl pırıl Şebnem çıktı, Teoman çıktı ve bugün harika bir kulvar var. Bugün neredeyse Türk pop müziğini ezip geçmiş bir Türk rock müziğinin varlığından bahsedebiliriz. Doğu Batı sentezinin hep o köprü kurma çabası olduğunu düşünüyorum. O köprüden geçe geçe serseme döndük.

Arabeskçilerin rock'a yönelmesine ne diyorsun?
Bence devam etsinler. Bunun çok hoş olduğunu düşünüyorum. Ben yıllar önce bir konserimde, hayran kitlesiyle, duruşuyla, yaklaşımıyla Müslüm Baba'nın tam bir rock'çı olduğunu düşündüğümü söylemiştim. Zaten rock müziğin temelinin blues'a dayandığını düşünürsek, burada da arabeskin rock'la örtüşmesi hiç de acayip değil.

"Oyunculuk, şarkı söylememi çok etkiledi"
Şu sıralar oyuncu olarak da hayli ilgi çekiyorsun. Nasıl başladı?
Oyunculuk benim bir hevesim. Yıllardır bir şekilde oyunculuğu denemek istiyordum. Bir dönem bir televizyon programı yaptım orada da skeçler yazıp oynadım. Özellikle güldürmeyi seviyorum. Mucizeler Komedisi'nden önce de ufak tefek deneyimlerim oldu. Karaoğlan'da, O Şimdi Asker'de oynadım. Küçük rollerdi ama ben son derece tatmin olmuştum. Mucizeler Komedisi'nde ise neredeyse bütün oyun benim canlandırdığım karakterin üstüne kurulu. Oyunu ilk çalışmaya başladığımız dönemde Şener Şen'in rahatsızlığı sebebiyle kısa bir sürede çalışmalara ara vermek zorunda kaldık. Ama meğer oradaki performansımı görüp çok beğenenler olmuş. Dizi (Sil Baştan) teklifi de oradan çıktı. Hapishaneden çıkmış, çocuğu olan bir kadını canlandırdım. Bu karakter bana gerçekten rol yapma fırsatı verdi. Daha önce birçok, şarkıcı olmak isteyen asi rock'çı kız rolü teklif edildi ama hepsini geri çevirdim. Bu dizinin çok iyi bir fırsat olduğunu düşünüyorum.

Neredeyse oyunculuğun şarkıcılığının önüne geçmek üzere. Bu biraz tuhaf değil mi?
Gerçekten çok tuhaf. Bu kadarını beklemiyordum. Oynayabileceğimi biliyordum ama bu kadar doğal bulunup bu kadar olumlu tepkiler alacağımı sanmıyordum. Dizide de aynısı olmuştu ama tiyatro başka bir şey. Oyunculuğunu en net şekilde gösterebileceğin alandan bahsediyoruz. Burada bu tepkiyi almak inanılmaz mutluluk veriyor. Her akşam bir önceki akşamdan daha iyi oynamaya çalışıyorum. Sürekli yeni şeyler ekliyor, değişiklikler yapıyorum. Bir gün gülerek oynadığım sahneyi ertesi gün ağlayarak oynuyorum. Hâlâ arıyorum anlayacağın.

Dizi ve tiyatro senin yıllardır yerleşmiş olan marjinal rock'çı imajının da değişmesine sebep oldu. Yepyeni bir sanatçı katılmış gibi oldu aramıza.
Hakikaten öyle oldu. Daha da tuhafı ben de öyle hissediyorum. Daha işin çok başındayım. Çok hırslıyımdır ve ciddi bir kariyer yapacağıma inanıyorum. Ayrıca çok sağlam başladım, şarkıcılıktan daha sağlam başladım en azından.(Kahkahalar) İkisi paralel gidecek. Birbirlerini çok destekliyorlar. Oyunculuk, gerek şarkı söylememi, gerekse şarkı yazarlığımı çok etkiledi. Bugün çok farklı yerlerden bakarak şarkı yazabiliyorum artık. Müzikalde oynadıktan sonra şarkıcılığım da çok değişti. Müzisyenlik de oyunculuğumu çok etkiledi. Sahnede bir duyguyu nasıl çıkartabileceğimi rahatça yakalayabiliyorum. İkisi birbirini coşturacak.
349
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.