Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Hainler saltanatı

Hainler saltanatı

Dostlarını sırtından vuruyorlar, kendilerine güvenenlere ihanet ediyorlar, sözlerinden dönüp işi öldürmeye bile vardırıyorlar. Ancak, kuşaklar boyunca aktarılan bilgiler her zaman gerçeklere uymuyor. Hain yaftası, bazen sadece yazım hatasından kaynaklanabiliyor. Özellikle de, tarihsel kayıtları tutanların, efendilerinin rakiplerine iftira attığı düşünülürse...

Yahuda İskariyot, göstere göstere intihar (Filistin, M.S. 1. y.y.)
Mükemmel hain Yahuda İskariyot (Querjoth adamı, güneydeki bir Yahudi köyü), 1. yüzyılda, Hz. İsa'nın yakalanmasına ve çarmıha gerilerek idam edilmesine neden oldu (Hıristiyan inancına göre). Ancak İslam, Hz. İsa'nın insanlar tarafından öldürüldüğünü kabul etmez. Dört havariye göre ise Yahuda, Hamursuz günlerinde, Peygamber'in elini öpüp yerini belli ederek onu tutuklatmıştı. Karşılığında da, eski Kudüs Yahudi mahkemesinden 30 dinar, yani 1. yüzyılda, Filistin'de bir köle satın almaya yetecek tutardan biraz fazla bir ödül almıştı. Havariler arasında kasanın emanet edildiği bu adam için gülünç derecede düşük bir miktardı bu. Öyle ki, kasayı alıp kaçsaydı daha kârlı çıkardı. Peki neden ihanet etti?

Belki Hz. İsa tarafından ihanete uğradığını düşünüyordu. Bu havari, Hz. İsa'dan daha saldırgan ve Roma karşıtı bir politika gütmesini bekliyordu. Hz. İsa'nın silah kullanımına dayalı her türlü seçeneği reddetmesi, onu, Peygamber'in bölge tarihinde en ufak bir iz bırakmadan geçmişe gömülüp kalacak nice kâhinden biri olduğuna ikna etmişti olabilirdi. Söylendiğine göre, Yahuda tövbe edip aldığı 30 dinarı geri ödemek istemiş; ama teklifi kabul edilmeyerek, Yahudi mahkemesi hahamları tarafından kovulmuştu. İhanetinin bedelini kaldıramayan Yahuda kendini asarak intihar etmişti. Bu, öykünün en yaygın anlatılan şekli ve Hıristiyanların belleğine de böyle kazındı. Havarilerin yazdıklarıysa bambaşka bir gerçeği işaret ediyor: Yahuda parayı geri vermeye kalkışmadı, Kudüs'ün dışında bir tarla satın aldı. Bir gün yürürken yere düştü, karnı yarılınca bağırsakları ortaya döküldü ve öldü. İşte bu yüzden, Kudüs sakinleri o araziye Akaldema, Kanlı Tarla diyorlar (Havarilerin İşleri 1,18-19). Garip bir betimleme, sanki suç mahallini gösteriyor. Acaba, Yahuda bir cinayete mi kurban gitmişti? İskaryot'un ihaneti, bazı havarilerin sert bir tepki göstermesine neden olmuş ya da çok şey bildiğine karar verilen hain, Yahudi mahkemesinin adamları tarafından öldürülmüştü.

Gran Jean Dast-İtalya 1503
Barletta meydan okuması, Massimo D'Azeglio'nun Rönesans'ın ortasında yazdığı tarihi yapıtında anlatılır. 1500'lerde kopan Fransız-İspanyol savaşında, Güney İtalya ele geçirilmişti. Böylece tarihin dışına çıkan edebiyat, aslında şerefsizlik etmemiş bir şövalyeyi ihanetle suçladı. Barletta kuşatması sırasında, Fransız Jacques La Motte, İspanyol tarafında savaşa girmiş İtalyanların onurunu, onları korkaklıkla suçlayarak zedeledi. İtalyanlar buna bir meydan okumayla karşılık verdiler. 13 Fransız ve İtalyan şövalyesi, 13 Şubat 1533'te, Barletta meydanında karşı karşıya gelecekti. Bir İtalyan paralı asker olan Grajano D'Asti ihanet edip Fransızların tarafına geçti. Capualı Ettore Fieramosca'nın önderliğindeki İtalyanlar zaferi kazandılar. Grajano D'Asti, o andan itibaren kendini ekmek ve vatana sahip olan tarafa satmakla suçlandı. Bu tümüyle yanlıştı! Tarihçiler, Grajano D'Asti'ye Fransızca'da Gran Jean Dast dendiği için bir Fransız olduğunu, daha doğrusu Fransız tarafına geçtiğini düşünmüşlerdi. Aslında hiç ihanet etmemiş olan bu adam, savaş meydanında değil, aldığı yaralar yüzünden birkaç gün sonra yatağında öldü.

Ispartalı general Pausanias-M.Ö. 472
Pers istilasına karşı anahtar rolü üstlenen savaşçı Isparta ordusunun generali Pausanias'a, Asya'ya yollanan Yunan donanmasına komuta etme görevi verilmişti. Pausanias, Isparta kralı değil, naibiydi. Askeri başarıları, çağdaşları arasında ona çoktan korkunç bir ün kazandırmıştı. Persleri Kıbrıs ve Bizans'tan kovup Çanakkale'ye yerleşen Pausanias, kurtarılmış şehirlerin hükümdarı gibi davranmaya başladı. Derhal Perslerle birleşip Yunanlılara ihanet etmekle suçlandı ve Isparta'ya geri çağrıldı. Suçlamalardan kurtulan, ama komutanlığı elinden alınan Pausanias, Perslerin tarafına geçti. Bu tercihi yüzünden düşmanları tarafından açıkça ihanetle suçlandığında son kartını oynadı. Isparta'ya geri dönüp kölelerin başına geçip ayaklanarak iktidarı ele geçirmeye çalıştı. Planı suya düşen general, tutuklanmaktan kaçmak için Athena Tapınağı'na sığındı. İki kanıt ortaya atıldı. Pausanias'tan Pers kralına yollanmış ve biri sahte diğeri gerçekten onun yazdığı iki mektup. Pausanias derhal idama mahkûm edildi; ama Athena Tapınağı'nda öldürmek yasaktı. Çatışmaktan kaçınan Ispartalılar tapınağın giriş çıkışlarına duvar örüp haini açlıktan ölmeye terk ettiler (M. Ö. 472).

En kötü hainler kıskanç olanlar-Roma, M.Ö.44
Cumhuriyet dönemi sona ermek üzereydi. İç savaşla geçen yıllardan sonra, Caius Julius Caesar (Jül Sezar), gerçekte iktidar sahibi olan tek kişiydi. Ancak, bazıları diktatörden hoşnut değildi. Bunların arasında Uticalı Marcus Porcus Cato'nun yeğeni olan Marcus Junius Brutus da vardı (Brütüs). Atina'da okumuş olan Brutus, Helen kentlerinin demokratik ideallerine bağlıydı. İç savaş sırasında Pompeius'la birlikte çarpıştı. Farsalus savaşından sonra bağışlandı, Gallia Cisalpina valisi ve preator olarak atandı. Zaman geçip de Sezar diktatörlüğünü sağlamlaştırdıkça, gençliğinde öğretilen ve çok sevdiği cumhuriyetin özgürlüğünü tekrar kazanmasını istedi. Kendisini evlat edinmiş Sezar'ın sevgisine rağmen, Brutus onu cumhuriyete geri dönmek için bir engel olarak görüyordu. sezar'a karşı yürütülen komplonun başına geçti ve M.Ö. 44'te onu forumda bıçaklayan 23 kişiden biri oldu. Oysa, hedeflediği üzere cumhuriyeti yeniden kuramadı. Marcus Antonius'un güdümündeki Sezar yanlılarının şiddetli tepkisiyle karşılaştı ve komplocu Brutus kaçmak zorunda kaldı. Filippi'de Octavanius ve Antonius tarafından yenilgiye uğratılan Brutus intihar etti. Tarih de, onu kahraman değil, bir baba katili olarak andı.

Roland'ı kıskandığından, Sarazenlerin kurduğu pusuya düşürdü
Bize söylencelerle ve edebi bir başyapıt olarak ulaşan bir başka tarihsel olay da Roncevaux çatışmasıdır. 11. yüzyılın sonlarında yazılan Chanson de Roland (Roland'ın Şarkısı), Roland'a ihanet eden Maganzalı Ganelon'u da anlatır. Yapıta göre, Ganelon hiç kuşkusuz mükemmel bir hain. Roland'a sırf kıskandığı için ihanet etmiş. Güvenilir kaynaklar olmadığından, Ganelon'un bu ünü hak edip etmediğini bilmiyoruz; ama işte öyküsü. Şarlman ve paladinleri (kutsal şovalyeler), Arapları İspanya'dan atmak için 778'de yaptıkları sonuçsuz bir seferden dönüyorlardı.

Hükümdarın yeğeni Roland'ı el üstünde tutmasını kıskanan hain ve açgözlü Maganzalı Ganelon da aralrındaydı. ganelon öyle kıskançtı ki, şovalyelik yeminini bozdu. Sarazenlere elçi olarak yollandığı görevinden yararlanarak, Saragazzo prensinden, Fransız artçılara baskın düzenlemesi ve Roland'ı öldürmesini istedi. Görevini tamamlayıp geri dönen Ganelon, Şarlman'dan Roland'ı artçı birliklerin başına geçirmesini diledi. Ordunun büyük kısmı Pirenelr'i geçerken, Roncevaux Vadisi'nin kayalarına gizlenmiş askerler paladinlerin üstüne atıldılar. söylenceye göre, Oliviero, Roland'a fildişi borusunu (Oliphaunt) öttürüp orduyu geri çağırmasını istemiş; ama gururlu Roland, kralın yaşamını tehlikeye atmaktan kaçınmış. Franklar cesaretle saldırmışlar ve ancak umutlar tükenince Roland boruyu üflemiş ve kılıcı Durlindana'yı düşman eline geçmesin diye kırmış. Şarlman, soylu paladinin mızraklandığını görmüş ve hainin kim olduğunu anlamış. Maganzalı Ganelon yakalanıp öldürülmüş.

İhanet eden adamı güneş ışını deşti-İngiltere, M.S. 5.-6. yy
İngiltere'deki York Ovası'nda yapılan Camlann savaşının tarihi söylencelere karışıyor. Arthur'un gerçekten yaşamış tarihsel bir kişilik olduğu kanıtlandı, ama yaşam öyküsü çeşitli söylentilerden devşirilmiş gerçekdışı olaylardan oluşuyor. Örneğin, bu yenilmez kahraman yalnızca ihanete uğrasa ölebilirdi, hem de kendi karanlık tarafı yüzünden. İki öğe de Mordret adlı kültür kahramanında bulunuyor. Mordret, Kral Arthur'un üvey kız kardeşi Morgana'nın oğlu ve dolayısıyla kralın yeğeniydi. Aslında o, Morgana'nın, kralı büyülü yollarla baştan çıkardığı, fiziksel olmayan bir ilişkinin ardından (şehvetli rüyalar) doğmuştu ve amcası-babası olan adama karşı nefretle yetiştirilmişti. Camelot tahtını ele geçirmek için onu öldürmeyi arzuluyordu. İhaneti, ikisinin de yaşamını sona erdirdi. Kral Arthur ve Mordret, Camlann savaşında ölümüne düello ettiler ve kral, düşmanının göğsüne mızrağını sapladı. Kral Arthur da ölümcül yaralanmıştı ve cesedi Avalon Adası'na taşındı.

Tarih ve edebiyat, Arthur'un başına gelenleri bulanık bir ortamda yaşatıyor, ama bunlar tipik Ortaçağ öğeleri. Tarihçilere göre, yaşanan olaylar, adaların Sakson istilasına uğramasını anlatıyor. Nitekim, Roma ordularının M.S. 383'te İngiltere'den çekilmesiyle birlikte, ada halkı Sakson akınlarına maruz kaldı. M.S. 5.-6.yüzyıllarda yaşamış İngiliz soylu Artorius (Roma sınır ordularında görevli bir subay), Saksonlara karşı bir sefer düzenlemiş, onları Badonius Dağı'nda yenerek işgali bir süreliğine durdurmuştu.

Her çağın bir Yahuda'sı var
Roma, M.Ö. 5. yy
Büyük bir asker ve politikacıydı. Pleb karşıtı olduğu için sürgüne gönderildi ve Roma'ya karşı Kral Attilius Tullius'la birleşti. Roma'ya 5 mil kala, annesi Veturia ve karısı Volumnia tarafından durduruldu. Orduya geri çekilme emri verdi, ama yeni kralı onu bağışlamadı ve ölüme mahkûm etti.

13. Ptolemaios-Mısır, M.S. 1 yy
Pompeius'un vasisi olarak, 10 yıl önce Mısır tahtına çıkmış, Sezar'ın gözüne girmeye çalışıyordu. M.Ö. 48'deki Farsato yenilgisinin ardından Pompeius'u öldürtünce, kızan Sezar onu tahttan indirdi.

Gherardescalı Ugolino-Pisa, 1289
Ghibellina ailesinden olmasına karşın Guelfilerle birleşti. 6 Ağustos 1284'te, Meloria savaşında geri çekilip limana girince ihanetle suçlandı. 1289'da, başpiskopos Ranieri'nin emriyle tutuklandı. Oğulları ve torunlarıyla birlikte Gualandilerin kulesine kapatılıp açlıktan ölmeye terk edildi.

Francesco Bussone-Venedik, 1432
Viscontilerin ve dolayısıyla Venedik Cumhuriyeti'nin emrindeki bir yüzbaşıydı. 12 Ekim 1427 yılında, Maclodio savaş alanında kararsız kaldığı için ihanetle suçlandı. Bir bahaneyle Venedik'e çağrıldı, tutuklandı, ölüme mahkûm edildi. 5 Mayıs 1432'de kellesi uçuruldu.

Klaus von Stauffenberg-Almanya, 1944
Albay Klaus von Stauffenberg komutasındaki bir grup yüksek rütbeli Alman subayı, Adolf Hitler'i öldürmeye karar verdiler. 20 Temmuz 1944'te von Stauffenberg, Rastenburg'daki genel karargâha çantasında bir bombayla girdi. Birkaç dakika önce kaçmayı başarmış olan suikastçı, diktatör Hitler'in öldüğüne inanarak Berlin'e uçtu. Ancak, Hitler kurtulmuştu ve 20 Temmuz gece yarısı, suikastçı ve suç ortakları, Savaş Bakanlığı'nın avlusunda kurşuna dizildiler.

Ciano, son ana dek faşist-İtalya, 11 Ocak 1944
25 Temmuz 1943'te, faşizmin düşüşünü desteklemek üzere oy kullandı ve Almanya'ya sığındı. Oysa, Mussolini henüz iktidardaydı ve Almanya'da tutuklanan Ciano, İtalya'ya getirildi. 8-10 Ocak 1944'te, Verona, Castelvecchio'da yargılandı. Yargıçlar onu kurtaramadı ya da kurtarmak istemediler ve 11 Ocak 1944'te, dokuza on kala, San Procolo Kalesi'nde kurşuna dizildi. Bu arada, manga komutanına hainler veya kaçaklar gibi sırtından değil, göğsünden vurulması için yalvarıyordu. Peki bir isyancı mıydı? Tarihçiler, Mussolini'nin kızıyla evlenen Ciano'yu, aykırı ününe rağmen, kayınpederinin edilgen bir takipçisi olarak nitelendiriyorlar. Hükümet basın bürosunun başına geçmekte, basın müsteşar yardımcısı, halk kültürü ve dışişleri bakanı olmakta tereddüt etmedi. 1939'da, Führer'in politikasının İtalya'yı sonu belirsiz bir savaşa sürüklediğini anladı ve İtalya'yı bunun dışında tutmaya çalıştı. Oysa, dört yıl sonra idam edilecekti.

Guilianolu haydudu öldüren adam-İtalya, Temmuz 1950
Faşizmin çökmesi ve Müttefiklerin Sicilya'ya girmesi üzerine çıkan karışıklıklardan yararlanan Salvatore Guiliano adlı haydut, 1943'te bir çete kurmuştu. Bu, Sicilya'nın Bağımsızlığı İçin Gönüllüler Ordusu adlı bir örgüttü (EVİS). Ordu için, sol partilere karşı terörist eylemler gerçekleştirdi ve Sicilya'nın batısında soygunculuk yaptı. 1 Mayıs 1947'de, Portella della Cinestra katliamını gerçekleştirdi ve İşçi Bayramı'nı kutlayan çiftçilerin üstüne tam otomatik tüfekle ateş açtı. Bu eylemden sonra, terörist örgüt halk desteğini yitirdi. Giuliano'ya kuzeni olan asteğmen Gaspare Pisciotta ihanet etti. 80 milyon liret ödül ve EVİS bünyesinde işlediği suçlardan dolayı cezalandırılmama karşılığında, onu Castelvetrano'da uyurken öldürdü. Çok yakından başına sıkılan altı kurşun, savaş sonrasının en büyük katilinin sonunu getirmişti.

Guiliano'nun, bir çatışma sırasında, yine tam otomatik tüfekle öldürüldüğüne dair bir hikâye var; ama gazetelerin araştırmaları gerçeği açığa çıkardı. Yıllar sonra, birilerinin Pisciotta'yı ortadan kaldırmaya karar verdiği, dehşet verici bir sahneyle anlaşılacaktı. Palermo, Ucciardone'de, zehirli kahve içtiği için ölen Pisciotta'nın cesedi bulundu (9 Şubat 1954).
(Focus)
448
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.