Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Haftada kaç kez sevişmeli?

Haftada kaç kez sevişmeli?

Bilim uzun ve sağlıklı yaşam için haftada enaz iki kere seks yapın diyor. Pratik (Hülya Avşar) "Düzenli seks tutturanı tebrik ediyorum" diye yanıtlıyor. Konuyu uzmanlar ve ünlülerle konuştuk.

Yılda 200 kere seks yapmalı. Aynı eşle düzenli seks yapanlar fizyolojik olarak daha genç kalıyor. Yaşlanmayı geciktiriyor. Seksi spor olarak düşünebilirsiniz!" Dünyaca ünlü kalp uzmanı Prof. Dr. Mehmet Öz, uzun ve sağlıklı yaşam için "haftada en az iki ya da üç kere seks" reçetesini, son Türkiye ziyaretinde yineleyince, Hülya Avşar'dan itiraz geldi: "Uzun süreli ilişkilerde düzenli seks olmaz. Haftada üç kez seks yapanı kutlarım. 'Haftada üç kez seks yapmak gereklidir' demek akıl karıştırmaktan başka bir şey değildir."

Ardından, bilindik bir tartışma alevlendi: Haftada kaç kez sevişmeli? Tartışmaya biz de dahil olduk ve konuya açıklık getirmek için, işin uzmanlarına ve ünlü isimlere sorduk. "Sizce haftada kaç kez seks yapmak normaldir ya da mümkündür?" Aradığımız birçok ünlü isim, konuyu tabu gördüğü için cevaplamayı şiddetle reddetti. Bazıları "Lütfen bu konuda beni konuşturmayın" diye ricada bulundu. Konuşanlar ise konuyu, "uzun süreli ilişkilerde ve evliliklerde heyecanın azalması ve dolayısıyla seksin de önemini yitirmesi" meselesine döndürdü.

Uzmanlar ne diyor?
PSiKiYATR DR. CEM iNCESU (Acıbadem Hastanesi Cinsel işlev Bozuklukları Merkezi)
Cinsel yaşam evli-bekar diye sınırlandırılamaz

Kalp sağlığı açısından cinselliğin önemini bilemnem; ancak psikolojik doyum açısından, bir sayı ve ölçü kesinlikle verilemez. İlişkilerde olması gereken cinsel ilişki sayısının bilimsel bir kriteri yok. Bu sayı her çifte göre değişir. Cinsel istek sıklığı, niteliği, nasıl yaşanacağı gibi bütün unsurlar kişiden kişiye ve kişilerin dönemlerinden dönemlerine göre değişir; hatta toplum ve kültürlere göre değişir. 'Haftada üç-beş azdır, bu sayının altı kötüdür' denilemez. Aynı şey, Avşar'ın açıklamaları için de geçerli. Evli ya da birlikte yaşayanlar diye bir ayrım yoktur. Haftada üçün çok üstünde cinsel yaşamı olan çiftler olduğu gibi; birlikte yaşayan, evlenmemiş çiftlerde de cinselliği çok az yaşayan var. Bu tür genellemeler yanlıştır.

DR. HAYDAR DÜM EN (Nörolog ve psikiyatr)
Zaman ilişkiyi eskitiyor

İki kişinin bölüştüğü hayatta, zıtlaşmalar, kendi hak ve özgürlüklerini koruma çabaları, huy farkları ve kimliğin zamanla değişmesi -ki, evrimin bir kuralıdır- bunun yanında cinselliğin monotonluğundan dolayı, artık eski heyecan ve duygusallık kalmıyor. Ve buna bağlı olarak zevk potansiyelinin azalması, evlilikleri yıpratıyor, yaralıyor. Ancak evliliğin getirdiği rahatlık, -özellikle kadınlar açısından- güven duygusu, hayat mücadelesinde dayanışmak, çocuk yetiştirmek gibi sosyal değerler evliliği besliyor. Cinsellik üzerine kurulmuş evlilikler bir zaman sonra balonun patlaması gibi sönüyor. Erkeğin ya da kadının fiziksel yapısına, coşkulu dönemde onun esprisine, cinsel birlikteliğine, heyecanına kapılan evlilikler risk taşıyor; ama beyinsel değerlerin öne geçtiği evlilikler daha uzun süre yaşama şansına sahip oluyor. Bütün evliliklerde olacaktır diye bir şey yok ama yıkılma dönemi diye 3-7- 10 yıldan bahsedilir; bu geçerlidir de.

PROF. DR. HAliM HATTAT (Cerrahpaşa Tıp Fak. Androloji Bilimdalı Başkanı)
'Cinselliğe zaman ayırmalı'

Evli ve uzun süreli birlikteliği olan bir çiftin seks yapma aralıkları tamamen kişilere göre değişen bir durum ve hiçbir çift, az seks yaptığı için aşağılanmamalı. Özellikle karşılıklı sıcaklığı muhafaza etmek açısından, periyodik aralıkları önemli buluyoruz. Periyodik, belirli aralıklarla tatmin edici birleşmeler, cinsel fonksiyonun devamı açısından da önemli.Dönemsel olarak 20-40 yaşları arası seksin en yoğun yaşandığı, ve erkeğin en aktif olduğu yaşlardır. Ancak bu yaş aralığının dışında da, arzulanma arzusunu, vücuduyla barışık olma arzusunu, orgazm tecrübesini, fantezilerini iyi değerlendiren her birey, hayatı boyunca cinsel yaşamını devam ettirebilir.

Seksin çekince içinde değil, samimi ve açık olarak konuşulması mutlu bir cinsel yaşam için bir gerekliliktir. Çiftler birbirine hoşlandıkları şeyleri söyleyebilmeli, kendini seks sırasında iyi ve rahat hissetmeli, seksin bir performans gösterisi olması gerektiğini düşünmemeliler. Bu da ancak karşılıklı konuşarak mümkün olur. Ayrıca unutulmamalı ki, çocuk sahibi olmak cinsellik açısından önemli bir faktör değil.

Çiftler günlük yaşamlarına göre cinselliğe ayıracakları zamanı seçmeli ve bu zaman zarfında özellikle birbirlerine konsantre olmalılar. Kişilerin dilediğince özgür olması, fanteziler kunnası, dürüstlük ve saygı çerçevesinde zevk aldıkları şeyleri partnerlerine sunmaları, cinselliği ayrıcalıklı bir annağan olarak algılamaları, herkesin zevk almaya hakkı olduğunu kabullenmeleri ile cinsel hayatlar renklenebilir. Unutulmaması gerekir ki, eğlenmek de seksin bir parçasıdır. Çiftlerin bir arada olması, keyifli bir beraberlikleri olması ve beraber zaman geçirmeleri son derece önemli. Çiftlere her beraberliğin ille cinsel birleşmeyi içine alacak şekilde olmasını önermiyoruz. Zaman zaman dokunma ve okşamanın getireceği keyfe de ihtiyaç var. Tavsiyemiz, bu romantik düşünce tarzını da içeren cinsellik.

DR. AKiF POROY (Kadın doğum uzmanı-seksolog)
'Haftada iki normal görünüyor'

Hülya Avşar, bana göre tıp mensuplarından daha doğru bir rakam venniş. Kalp hastalıkları uzmanı doktorlar, seksüel problemlerle yakından ilgili değil. İncelediğimiz vakalardan çıkan sonuçlara göre, Hülya Avşar haklı. Türkiye'de maalesef istatistiki veriler yok. 10-15 yıllık evli çiftler haftada iki kez cinsel birliktelik kurabiliyorsa; bu, çok iyi bir düzey. 40 yaşları civarında, 20 yıllık evlilerde, haftada iki kez değil, belki 15 günde bir olabiliyor. Toplumun yapısı, insanların cinselliğe bakışı, ekonomik durum bile bu duruma tesir ediyor.

Ünlülere gore ilişki süresi ve heyecan
Zeynep Mansur-Şarkıcı
'Onların ilişkileri yıpranmış'

Gerçek aşkta cinsel ilişki sınırlaması diye bir şey söz konusu olamaz. Bence o, Hülya Avşar ve Kaya Bey ilişkisinin yıpranmasından kaynaklanıyor. Dediğim gibi,
Avşar'ın ilişkisinin yıpranması, aldatılmasının Türkiye'ye yansıması nedeniyle, böyle bir yaşantısı olabilir. Onların hem fiziksel, hem duygusal ilişkileri bitmiş. Gerçek aşkta ise böyle bir birliktelik olmaz.

İnci Türkay-Oyuncu
'Tabu olduğu için polemik haline geliyor'

Toplumumuzda cinselliği konuşmak biraz tabu olduğu için, bu konudaki her açıklama polemik haline geliyor. Bu bile komik, çünkü kişiler acayip bir şeyden söz ediyormuş gibi davranıyor. Evlilikte sevgive saygıya inanıyorum.Cinsel konularda, bu toplumda yetişmiş biri olarak ben de konuşmak istemiyorum.Birbirlerini seven insanların en temel ihtiyacıdır cinsellik.

Cem Ceminay-Radyocu
'Uzmanları sübjektif buluyorum'

Bence uzayan ilişkilerde seks daha da artabilir. Cinsel yaşamı aktif tuttuğunuz ve eşinizi doğru seçtiğiniz sürece daha aktif ve istekli olunabilir. Ben bunu yaşadım. Birlikte bazı şeyleri yaşamak önemli. Biz erkekler daha hayvansal duygulara sahibiz ama kadınlar için daha farklı bir olay bu. Onlar, ilişkiyi tam bir bütün olarak görüyor. Birlikte olmaktan haz duyuyorsan, kimseye ihtiyaç olmaksızın bir
bütünleşme sağlayabiliyorsan, karşılıklı yemekten hoşlanıyorsan, ilişkin sağlam temellere dayalıdır. Cinselliği haftada birkaç güne sığdıranlar, başka angaryaları olanlardır. Zaten plan, program olunca ilişkinin heyecanı bozulabilir, önemli olan karşılıklı çekim olması. Bu arada herkesin kimyası tutmuyor. Mesela ilk tanıştığın biri, belki cinsel açıdan cazip gelebilir ama uzun yıllardır birlikte olduğun insan kesinlikle daha çekici olabilir. Bu açıdan bakınca uzmanlara katılmıyorum. Uzman ve bilirkişi kim? Belirli şartlarda araştırma yapıyorlar ve onların istatistiklerini sübjektif buluyorum."

Kadir Çöpdemir-Oyuncu/Radyocu
'Fantezilerle aşılabilir'

"Şeytan Tanrı'ya demiş ki: 'Yaptığın her şeyi anlıyor ve çözüyorum ama kadınla erkeği aynı evde yaşatmayı başarıyorsun ya, işte bunu hiç anlamıyorum: Gerçekten de kadınla erkeğin aynı evde yaşaması, seks dışında bile problem; çünkü duruşlar, bakışlar farklı. Bir de bunun içine rutin bir seks hayatı girince, daha da içinden çıkılmaz hale geliyor. Ben, rutin ilişkilerde cinselliğin performansının tutku, ateş, heyecan olarak düştüğüne inanıyorum. Ancak bir yandan da alışkanlıklar var. Sonuçta ilişkinin eskimesine çare, çok eşlilik değil. Belki biraz hayal gücü, daha çok fantezi olabilir. Birlikte yaşamanın getirdiği birçok sıkıntı var. Başkalarına gidelim demiyorum ama daha çok hayal gücüne inanan bir bakışla sorun aşılabilir. Yine de hiçbir zaman ilk zamanki lezzet ve heyecanı vermiyor eskiyen ilişkiler.

Ayça İnci-Oyuncu
'Ayrı kalmak işe yarar'

"Bence aşk sevgiye dönüşüyor. İnişli çıkışlı bir hal alıyor. O heyecan tamamen bitmiyor ama. Ayrı kalıp, özleyince bir araya geldiğinde sevgililer ya da eşler tekrar o heyecanı yaşayabilirler diye düşünüyorum. Ama en önemlisi, birbirine vakit ayırmak. 'O beni seviyor, ben onu seviyorum ne de olsa' diyerek, o ilişkiyi kenara bırakmak zaten heyecanı bitiriyor.Vakit ayırmak çok önemli.

Emel Müftüoğlu-Şarkıcı
'Aldatılmaya razıysan, o ayrı'

Bence artık bu durum için 'Gerçekten mi?' diye sormak yanlış; çünkü gerçekten, kesinlikle öyle. Uzun bir ilişki söz konusu olduğunda, eğer tersini savunuyorlarsa insanlar, kendilerini kandırıyorlar. Heyecan ölüyor. Kandırmanın yanı sıra fedakarlıklar, başka beklentiler ve daha mantıklı düşünülerek ilişki sürüyor. Yani uzayan ilişkiyi sürdürmek daha fedakarca oluyor ve çocuklar adına yapılıyor. Bunu seçenler hayatını bir anlamda feda etmiş oluyor. En baba ilişkinin heyecanı bile üç yılı geçmiyor diye düşünüyorum. Aldatılmaya razı olursan, o da ayrı bir şey... Bunu görmezden gelebiliyorsan tamam."

İpek Tuzcuoğlu-Tiyatrocu
'Sihri korumak gerek'

Ben insanların, özellikle eşlerin birbirlerini Tanrısallaştırmalarından yanayım. Tanrısallaştırma derken; antik Yunan'daki tanrılardan; güzellik şans, deniz tanrısından bahsediyorum. Eşler birbirlerine o gözle baktıkları sürece, özeni, ilgiyi, alakayı kaybetmedikleri sürece cinselliğin de bozulmayacağına inanıyorum.

Cinselliği sihirli kutuya benzetiyorum. Birlikte olduğunuz kişi sizi tatmin ediyorsa, cinsellik de tatmin oluyor. Cinselliği, ilişkinin kendisinden ayıramazsınız, bir bütündür. Yani bunu bir bütün olarak görüyorum. Dolayısıyla da bu bütünü ancak beyin gücünüzle, kendinizi eğiterek tamamlarsınız. Konsantrasyon noktanızı kaybetmezseniz sonuç iyi olur. Erkeklerin işi zor, çünkü onların metabolizması öyle çalışıyormuş, tek eşli olamıyorlarmış -ki ben buna inanmıyorum-. İnsan, eşine özeni, ilgiyi kaybetmezse, cinsellik aynı şekilde devam eder. Tanrısallaştırma olayına inanıyorum, karşındaki insana o gözle bakarsan, başka insandan talebin olmaz, eksiklik de hissetmezsin. Sihri koruduğun sürece cinsellik de gelişir. Ayrıca o sihir üç ay sonra da bozulabilir."

Ertuğrul Ateş-Ressam
'Sahiplenme yıpratır'

Uzun ilişkilerde heyecanın dozu kişiden kişiye değişir. Genel geçer bir kural değil ama elbette insanların kendilerini yenilenmesi mutlaka lazım. İlişkiye yaklaşım, kendini yenileme devam etmeli. Bunu becerebilenlerin uzun süreli ilişkilerde heyecanı bitmez, tam tersine artabilir. Genel olarak bizde bu sahiplenme duygusu yanlış anlaşılıyor, dolayısıyla da bir kere sahip olduktan sonra, ilişki rutine girince insanlar kendini yenilemeyi, farklı bir gelişme göstermeyi düşünmüyor. Aksine karşı tarafın beğenisine sığınıyor. Bir süre sonra bu durum duyguları öldürüyor. Çoğunluk böyle.

Melisa Sözen-Oyuncu
'Aşka süre koymak doğru değil'

Bence uzun süreli ilişkilerde heyecan ya da aşk bitmiyor. Şekil değiştiriyor olabilir ama eğer doğru kişiyle paylaşım içindeyseniz, mutlaka sizi heyecanlandıracaktır diye düşünüyorum. Önemli olan doğru kişiyle olmak. Yoksa, aşka süre koymak bence çok doğru değil. Kişiler alabildiğince yaşayabilmeyi biliyorsa, heyecan her zaman vardır."

Mine Çayıroğlu
'Heyecansızlık öldürüyor'

Bence uzun süren ilişkilerde bazı şeyler alışkanlığa döndüğü için heyecan ölüyor. Bu heyecansızlık durumu sevgiyi bile öldürüyor zamanla ve doğal olarak ilişkinin çiftler açısından bir çekiciliği kalmıyor."

Burcu Kara
'İlk zamanki heyecan mümkün değil'

Bence heyecanın şiddeti bitiyor ama yerini daha sağlam bir duyguya, ilişkiye bırakıyor. Başka bir hale dönüşüyor. Sanırım biraz da alışkanlıklar bu noktada devreye giriyor. Ve ilişki bu noktada kimilerinde alışkanlıklarla devam ediyor, kimilerinde ise bu alışkanlıklar kabullenilmeyip ayrılıkla noktalanıyor bence. Ama sonuçta değişen bir şeyler mutlaka oluyor. ilk günkü gibi heyecanlanmanın mümkün olduğunu pek düşünmüyorum. Gerçekçi bakmak lazım.
Füsun Saka / Tempo
936
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.