Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Güzelleşme uğruna cildinize zarar vermeyin

Güzelleşme uğruna cildinize zarar vermeyin

Eskiden bronzlaşma modası tüm hızıyla sürüyordu. Ama, günümüzde güneşin olumsuz etkilerine çok daha fazla dikkat etmek gerekiyor.

Her şey, 1930'lu yıllarda başladı. Parisli hanımların en şıklarından biri, geleceğin ünlü modacısı Coco (Gabriel) Chanel, Deauville' de, plaj giysilerini ve güneş banyosu modasını gündeme taşımıştı. Artık porselen tenli zarif hanımlara elveda demenin vakti gelmişti. Kadınlar, gitgide özgürlüğün farkına varıyorlar; kısa kesilmiş saçlar ve güneşte bronzlaşmış tenlerle dolaşıyorlardı.

Bu arada, amatör bir yelkenci, aynı zamanda da L'Oreal'in kurucusu Fransız kimyacı Eugene Schuller, teknesiyle gezerken aşırı güneş ışınlarından korunmanın yollarını arıyordu. Sonuçta, 1935 yılında devrim yaratan bir krem üretti: Ambre Solaire. Adının anlamı da çok ilginçti: "Güneşten koruyan amber".

Krem, "yanmadan 5 kat daha hızlı bronzlaşma"yı sağlıyordu. Etkisi sayesinde büyük bir başarı kazandı. Aynı tarihlerde, Fransızlar, ücretli tatili ve deniz kıyılarını da keşfetmişlerdi. Kurnsallarda güneş banyosu yapan hemen herkes bu kremi sürüyordu. Ambre Solaire, 2. Dünya Savaşı'nın kıtlık yıllarında başka amaçlarla da kullanıldı. Krem; kadınların ayaklarında çorap, erkeklerin saçlarındaysa briyantin işlevi görüyordu.

Güneş kremi, savaş alanlarının da vazgeçilmezi haline gelmeye başlamıştı. Amerikan ordusu, askerlerine parafin yağının tortusundan üretilmiş garip bir kırmızı jöle, "red petrolatum" dağıtıyordu. Ordunun amacı, Pasifik bölgesinde aşırı güneşten yanmış burunları yüzünden "kebap askerler" diye anılan "boy"larını ışınlardan korumaktı. Bu koruyucu jölenin mucitleri arasında, sivil yaşamda Miami'de eczacılık yapan savaş pilotu Benjamin Green de vardı. Green, savaştan sonra, Coppertone markasıyla kakao ve yaseminden hazırladığı bir karışımı piyasaya sürdü. Artık, güneşten korunma amacının yerini, güzellik uğruna "bronzlaşmak" almıştı.

Yağdan "ekran total"e
1960-1970 yılları arasında, bronzlaşma modası tüm hızıyla sürdü. Bu yıllara damgasını vuran başlıca ürün, "monoi" oldu. Polinezya geleneğinden kaynak bulan monoi, "tiare" denilen bir çiçekten çıkarılan parfümün hindistancevizi yağıyla karıştırılması sonucunda elde ediliyordu. Yalnızca monoi değil, hatta zeytinyağı bile kentlilerin güzelleşmesine büyük katkılarda bulundu. Bu arada, tıbbi araştırmalar da yeni teknolojilerin yardımıyla epeyce yol kat etmişti. 90'lı yıllara gelindiğinde ise, kanser ve deri hastalıkları uzmanları alarm çanlarını çalmaya başladılar: "Aşırı güneş ışınına maruz kalma, öldürüyor!"

Bilimsel gelişmeler, üreticileri yeni araştırmalara yöneltti. Güneş kremlerine, öncelikle cildin esnekliğini korumayı sağlayan "ekran" maddeleri eklendi. Artık, çocuklar da müşteriler arasına katılmıştı. Bu çalışmaların yanı sıra, yüz ve vücut için ayrı ayrı kırışık önleyici (antirides ) kremler geliştirildi. Hatta, kesin koruma sağladığı öne sürülen ekran "total"ler piyasaya sürüldü. Ancak, tüketici de hızla bilinçlenip bu ürünleri en ince ayrıntısına kadar sorgulamaya başlamıştı. Bu bağlamda, bazı markalar, hormon dengesini bozup erkekte üreme yeteneğini azaltan 4-MBC gibi maddeleri kremlerinden çıkarmak zorunda kaldılar. Kısacası, tehlike kapımızı çoktan çaldı. 21. yüzyılın güneş kremlerinin artık çok daha özenli ve elverdiğince daha az katkı maddesi kullanılarak üretilmesi gerekiyor..

Su, yağ, bir parça ekran, biraz da parfüm
İyi bir koruyucu kremin, güneş ışınlarını süzmesi (filtre) ve yansıtması (ekran) gerekiyor. Firmalar, araştırma laboratuvarlarında her iki işlevi içeren karışımlar geliştiriyorlar. Yani, tek başına filtre ya da ekran içeren ürünler gözden düştü. Araştırmalar, artık her iki işlevi en başarılı şekilde üstlenecek ürünlere yönelmiş bulunuyor. Mikroskobik tozlardan (mika, çinko oksit ya da titan) yapılan ekranlar, koruyucu bir ayna gibi UVA, özellikle de ölümcül olabilen UVB ışınlarını yansıtıyor. Etki dereceleri de ürün içindeki yoğunluklarına bağlı olarak değişiyor. Ancak, bu yoğunluk çok az üründe yüzde 5'i geçiyor. Koruyucu tiltreler ise, UV ışınlarının enerjisini süzen sentetik moleküller.

Filtre ya da ekran, tüp veya şişe içeriğinin sadece yüzde 2-25 arasmdaki bir kısmını oluşturuyor. Ya gerisi? Su (yüzde 30-60) ve kremin cilde kolayca sürülmesini sağlayan yağ (yüzde 5-25). Az sayıda firma (yüzde 10-30), bunların dışında ürettiği kremlere bir miktar parfüm, yumuşak bir cilt için gliserin ya da cildin kırışmasını önlemek için E vitamini ekliyor. Ancak, hiçbiri güneş ışınlarıyla güçlü bir antioksidan olan likopen kadar etkili savaşarnıyor. Likopenin en yaygın kaynağı ise, sofralarımızın vazgeçilmezi olan domates.

Araştırmadan üretime
Piyasaya sürülmesi planlanan yeni bir güneş kreminin hazırlanması, dermatolojik araştırmalarla başlıyor.

1. Gönüllülerden seçilen örnek derilere farklı koruyucu kremler sürülüyor ve daha sonra da bu deriler UV ışınlarına tutulup analiz ediliyor.

2. Her koruyucu kremin temel maddesi, su ve yağ cisimciklerinden oluşan bir emülsiyona (sıvı asıllı) dayanıyor. Tüm maddeler karıştırıldıktan sonra ürünün miktarı derece derece artırılıyor. Önce, 1 kg. sonra 5, 10, 40 ve 200 kg'ye çıkarılıyor.

3. Ardından, otomatik bantlarda dolum ve ambalajlama yapılıyor.

Herkesin kendine özgü bir etkilenme dozu var
Dünya sağlık örgütü toplam UV ışını öngermeyi ve ölçmeyi sağlayan bir ultra viyole indisi (IUV) tanımladı. Buna göre 1 zayıf , 11 in üstü tehlikeli sayılıyor. Bu indis 15 kadar ülkede deri kanseri önlemmek üzere kullanmaya başladı. Çünkü son yıllarda hemen her deri kanseri türünde yüzde 10'luk bir artış görünüyor.

Bronzlaşma sorununu solaryumda çözmek de akıllıca sayılmıyor. Zira yapay UVA, DNA'da bozukluklara yol açıyor. Bunun ötesinde güneş ışınları karşısında eşit bir yapıya sahip değiliz. Herkesin cildinin güneş yağının onarma kapasitesi farklı. Deniz kıyısında esmerler sarışınlardan daha şanslı ama onlarda çantalarına bir güneş kremi koymak zorundalar.
Focus-Temmuz 2005
318
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.