Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Gülmenin anlamı

Gülmenin anlamı

Gülerken yaşanan şey, aslında tuhaf ya da komiğin anlamını bilmediğimiz, fıkra anlatamadığımız ve günlük hayatta kendimizi mutlu etmek için mizah duygusuna ihtiyaç duymadığımız çocukluğumuzdaki duygu durumuna duyulan özlemdir.<br> <i>Sigmund Freud</i>

Zorlu yaşam koşulları herkese gülmeyi neredeyse unutturdu. Ekonomik krizler, ağır çalışma koşulları, gündelik yaşamın doğurduğu stres ve karamsarlık, insanları mutsuz bir çoğunluğa dönüştürdü. Ancak uzmanlar, doğanın bu en ucuz ve yan etkisiz ilacından yararlanabilmek için kolları sıvadı. Bilim adamları, bugüne kadar depresyondan daha az araştırılmış "gülme"nin fizyolojisini inceleyip tarihine indi. California Üniversitesi araştırmacılarından Paul Ekman, gülmek ve gülümsemenin milyonlarca yıl önceye, yani henüz konuşamayan hominid atalarımızın yaşadığı döneme dayandığına inanıyor. Her yabancının potansiyel bir düşman olduğu dönemlerde, gülme şu anlama geliyor olmalıydı: Elimdeki tokmağı yere bırakıyorum, sen de bırak.

Gevşemeyi sağlıyordu
Araştırmacılar, atalarımızın, bir tehlikeye karşı yaşamsal bir savaş verdikten sonra bedenlerini içgüdüsel bir şekilde gülerek rahatlattıklarını ve duran bağışıklık sistemlerini yeniden harekete geçirdiklerini tahmin ediyorlar. Ayrıca, belki "Ha ha ha!" efekti, korkarak saklanmış olan aile üyeleri ya da arkadaşlarına, tehlikenin geçmiş olduğunu haber veren bir sinyaldi. Yani, kelimenin bir tür ilk örneği.

Yavru köpekler, ceylanlar, maymunlar bedensel becerilerini geliştirebilmek için iç güdüsel olarak oradan oraya koşuşturuyorlar. Yetmişli yıllarda küçük çocuklarda mizah duygusunun oluşumunu inceleyen Paul McGhec, insan yavrularının da aynı motife uygun olarak, mizah ve fıkraları kullanıp zekasını eğittiğini düşünüyor; "Mizah, geliştirilmiş oyun davranışının, fikirlerin soyut alanına mantıksal olarak aktarılmasıdır." Yeni doğanların ilk başta ne fikirleri ne de mizah duyguları vardır. Uyurken gülümserler aslında, ama uzmanlar bunları, merkezi sinir sisteminin kontrolsüz gerçekleştirdiği basit tepkiler olarak değerlendiriyorlar.

Mizah duygusu oluşuyor
Bebekler üç ya da dört aylık olduklarında ancak annesini, babasını, dedesini ya da kardeşini gördüğünde gerçek anlamda gülümsemeye başlıyorlar. Bir simayı tanımaya çalışmak, yavaş yavaş gelişmeye başlayan beynini o kadar zorluyor ki, bebekler içgüdüsel olarak gülümseyip gevşemeye çalışıyorlar. Aktif mizah duygusu, ikinci yaşının ilk yarısında ortaya çıkıyor, insan beyni soyut simgeleri bu dönemde oluşturuyor. Yeni kavradığı görüntü ve fikirleri aklında sürekli dolaştırıp duruyor. Üç yaşına gelip de kavrama yeteneği biraz daha gelişince, kurşun kalemi dişlerini temizlemek, kaşığını telefon etmek için kullanmaya çalışıyor. Bazen "anne" yerine kıkırdayarak yanlışlıkla "baba" diyor. Bu dönemde çocuk sadece şematik simgeleri değil, özellikleri de birbiriyle ilişkilendirmeye çabalıyor. Dolayısıyla, köpek görüntüsüyle "miyav" sesi bir araya gelince gülmeye başlıyor.

Altı yaşına geldiğinde, mizah anlayışının merkezine konuşma yeteneğini mükemmelleştirme çabası yerleşiyor. Bu yaştaki çocuk, kelime oyunlarıyla, uyaklı konuşmalarla ya da popo, pipi gibi cinsel içerikli esprileriyle küçük tabulara savaş açıp, büyükleri tahtlarından etmeye çalışıyor. On iki yaşına kadar, soyutlama yeteneğinin gelişmesine paralel olacak şekilde, hep daha karmaşık fıkralarla zekasını eğitiyor. Bu dönemden sonra entelektüel ve mizahsal gelişim tamamlanıyor.

İlk çocuk daha çok gülüyor
Bazı araştırmalarda ilginç sonuçlar elde edildi. Evde gülecek şeyi az olan çocuklar, arkadaşlarına oranla daha çok mizah duygusuna sahiptiler. Yine ailenin ilk doğan çocukları, şımartılan diğer kardeşlere oranla daha çok gülüyorlardı. 14 yaşından itibaren en üst sınıra ulaşan mizah ve eğlence duygusu hızla zayıflamaya başlıyor. Daha 30 yaşındayken insanların yüzde 5-10'u öyle ciddileşiyor ki, Woody Allen gibi "zamanın büyük bölümunde eğlenmiyorum, geri kalan bölümünde ise hiç eğlenmiyorum" diyecek kadar.

Paul McGhee, özellikle de günlük stresin, oyuncu ruhunu öldürdüğü böyle insanlara gösteriler ve kitaplarla mutlu bir dünya portresi çizmeye çalışıyor. Bu konuya en çok vergi memurları, acil telefon merkezlerindeki görevliler, müdürler, hemşireler, kanser hastaları gibi hedefe odaklanmış, sorumluluğunu bilen ve bir şeylerden korkan insanların ilgi gösterdiğini belirtiyor. Profesör onlara, çocukların okuyarak eğlendikleri çizgi romanları, karikatürleri ve kitapları öneriyor. Çocukluk çağlarındaki oyuncu ruhu yeniden nasıl kazanabileceklerini, günlük sorunlardan uzaklaşıp gülerek nasıl iyileşebileceklerini öğretiyor. Herkese ingiliz filozof Bertrand Russel'in şu tezini hatırlatıyor: Gülmek, en ucuz ve en verimli ilaç. O mucizevi ve evrensel bir ilaç.

Hayvanlar da bizim gibi gülerler mi?
Neden insanın mizah duygusu var da gorillerin yok? Gıdıklanan şempanzelerin hummalı nefes alıp vermeleri gülme eylemi için bir ön basamak olabilir mi? Rus araştırmacılar, bakıcılarına dışkılarını fırlatarak çok eğlenen maymunlar gözlemişlerdi. Fillerin hortumlarıyla çıkarttıkları bazı seslerin gülmeye karşılık geldiği sanılıyor: Özellikle birbirlerine su fışkırtırken çıkardıkları seslerin... Ohio'daki Bowling Green Devlet Üniversitesi laboratuvarlarında sıçanlar gıdıklanarak deneye tabi tutulmuşlardı. Sıçanlar, 5.000 hertzlik ıslık sesleriyle tepki vermişlerdi. Bunun bir gülme krizi olduğu sanılıyor.

Antrenmanla gülme yeniden hatırlanabilir
Ho ho, ha ha ha!... Gülmek hapşırmak gibidir. Ancak aralarında önemli bir fark var: Gülmek unutulabiliyor. Bu alışkanlığı geri kazanabilmek için gülme kulüpleri kuruluyor, gülme seminerleri ve gülme yarışmaları düzenleniyor. "Dünya Gülme Günü" bile var: 6 Mayıs. İnsanlık tarihiyle eşdeğer bir ses, bilinç alanından kayboluyor ve istemli olarak kontrol edilemez hale geliyor. "Ha!", ses organının bilmeli modülasyonu olmadan da çıkartılabilen tek hece. Hintli doktor Madan Kataria'nın geliştirdiği gülme yogasında, kısa ve güçlü bir nefesle çıkarılan "ho ho" sesiyle karın kasları çalıştırılıyor, "ha ha" sesiyle de göğüs kafesi rahatlatılıyor. Ağız açık durumdayken dilin dışarıya çıkarılmasıyla yapılan aslan gülüşü yüz kaslarını ve zihni rahatlatıyor. Gülme kulüplerinde bir araya gelen insanlar, espriler ve toplu gülme seanslarıyla bu alışkanlıklarını geri kazanmaya çalışıyorlar.
(Focus)
411
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.