Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Guisela ile mavi yolculuk

Guisela ile mavi yolculuk

Elle dergisi, Mavi'nin yeni reklamında birlikte rol alan Kıvanç Tatlıtuğ ve Brezilyalı model Guisela Rhein'la 'mavi yolculuğa' çıktı. Geriye birbirinden güzel kareler ve keyifli bir sohbet kaldı.

Güncellenme tarihi: 28.04.2014
Herkesin sizi tanıması nasıl bir duygu? Buna alıştınız mı yoksa hâlâ garipsiyor musunuz? Kıvanç Tatlıtuğ: Garipsemiyorum, senelerdir süregelen bir şey. Artık alışkanlık oldu. Guisela ile mavi yolculuk (Foto Galeri) Sizinle çalışmış veya tanışmış olan herkes, çok mütevazı olduğunuzu söylüyor... - Sağ olsunlar. Teşekkür ediyorum. Bu herhalde insan olmakla, maddi şeylere önem verip vermemekle alakalı bir şey. Benim içim hayatımda öncelikleri olan şeyler var: İnsanları sevmek, hayatı sevmek, insanlara saygı duymak, anlamaya çalışmak, kimseyi kırmamaya özen göstermek... Bunların hep farkında mıydınız? - Hepimiz büyüyoruz. Ben şu anda 28 yaşındayım. Yaş aldıkça, her sene, hatta her gün bir önceki günümüzü beğenmiyoruz. Bu hepimiz için geçerli, benim için daha da çok geçerli. Ben önceki günüm için hep "Bunu da böyle mi yapsaydım, şunu da şöyle mi yapsaydım?" diye düşünürüm. Birlikte çalıştığımız insanları, gitmiş olduğum yerleri hep analiz ederim. Doğru mu yaptım, yanlış mı yaptım diye düşünürüm. Bizimle yaptığımız çekimde mavi yolculuğa çıktınız... - Ekip çok güzeldi. Tekneyle çok keyifli bir yolculuğa çıktık. Ekibin bir kısmını zaten önceden de tanıyordum. Çok keyifli bir çekimdi. Tekne demir aldı, yola çıktık, çekimimizi yaptık... Ardından Sedef Adası'na gidip orada devam ettik. Hepsi çok güzel geçti. Ben zaten çok fazla çekim ve röportaj yapmıyorum. Ekip olarak (ajansımla birlikte), bir röportaj verebilmek için bir şeyler üretiyor olmamız gerektiğine inanıyoruz. Yeni bir projenin ve anlatacak bir derdimizin olması lazım. "Merhaba, ben Kıvanç Tatlıtuğ" diye başlayan bir röportajın benim için bir kıymeti olmadığını düşünüyorum. Okurlar da bunu istemez diye tahmin ediyorum. KARAKTERİMİ GÖRSELER AĞIZLARI AÇIK KALIR Sizi mutlu etmek kolay mı, zor mu? - Çok sevdiğim bir arkadaşımla konuştuğum zaman benden mutlusu yok... Şu anda da, içtiğim çayın tadını alabiliyorsam benden mutlusu yok. Elim ayağım tutuyorsa ve ben bu röportajı verebiliyorsam da öyle. Tüm bunlar benim için çok kıymetli. Bunun farkında olmak, bunları hatırlamak da önemli... - İnsanoğlu bir şeye sahip olur ama o ona asla yetmez. Paran yoktur mesela... Paraya sahip olursun, bu sefer daha fazlasını istersin, bir türlü yetinmezsin. İşte o zaman o insan, içindeki gerçek mutluluğu kaybetmeye mahkumdur. Çünkü yetinmeyi bilememek mutsuzluğu getirir. Elindekilerle mutlu olabilmek çok önemli. Galiba insanlar aradaki ekrana rağmen sizde bunları görüp o yüzden sizi çok seviyorlar... - Beyaz cam, ekran, çekmiş olduğum reklamlar... Sizi ne tarzda lanse ediyorlarsa, insanlar da öyle tanıyorlar. Ben oyuncuyum. Bir karakter canlandırıyorum. Bugüne kadar insanların karşısına hiç "İşte bu Kıvanç'tır!" diyebileceğim bir karakterle çıkmadım. Karşılarına kendi karakterimle çıksam, insanların ağzı bir karış açık kalır. BEN OLAĞANÜSTÜ SIRADAN BİR İNSANIM Neden? - Çünkü dışarıdan görünenle, o insanın karakterini analiz etmen mümkün değil. İnsanlar sizi ekranda nasıl görüyorlarsa o şekilde konuşuyorlar. Sadece kendim için söylemiyorum; bu durum tanınan tüm insanlar için geçerli. Bu bana da oluyor. Birisini ekranda izliyorum, sonra tanıma fırsatım olduğunda "Ne kadar ilginç bir insan" diyebiliyorum. Benim de çok başıma gelen bir durum. O yüzden dışarıdan görünenle asıl olan aynı değil. Yani tabii ki insanların ağzı açık kalacaktır; çünkü gerçek Kıvanç'ı yakın çevrem hariç kimse tanımıyor. Bunu biraz daha açalım. Büyük bir yıldız olan Kıvanç Tatlıtuğ ve duyguları, hayalleri ve planlarıyla gerçek bir insan olan Kıvanç arasındaki farklılıkları anlatır mısınız? - Aslında şöyle bir mevzu var: Size veya başkalarına göre büyük bir yıldız olan Kıvanç Tatlıtuğ, aslında anasının babasının çocuğu. Bununla beraber normal (ekranlardaki görüntüsünün dışındaki) yaşantısında Kıvanç; giymiş olduğu o gömleği çıkarıp çalıştığı yerde bırakan, evine gelen, evinde yalnız, Doberman cinsi köpeğiyle yaşayan, pijamalarını giyip televizyonun karşısına geçen, arşivdeki sinema filmlerini izleyen, mümkün olduğu kadar ailesiyle vakit geçiren, sevdiği arkadaşlarla buluşup sohbet etmeyi seven, normal bir saatte uyuyan, sabah çok erken kalkıp elini yüzünü yıkadıktan sonra köpeğini gezdiren... Bizim gibi bir insan... - Hatta olağanüstü sıradan bir insan... İstanbul bir alışveriş cenneti
630
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.