Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Gözünden süt geldi

Gözünden süt geldi

Gözünden 2 metre 79.5 cm uzağa süt fışkırtarak Guinness Rekorlar Kitabı'na giren İlker Yılmaz, "Kimilerine göre bu çok dandik bir şey. Ama ben Türkiye'nin adını duyurdum. Beğenmeyen daha iyisini yapsın," diyor.

Geçen hafta gazetelerde Guinness Rekorlar Kitabı'na giren bir Türk'ün haberi vardı. Bir İngiliz'e ait olan 2 metre 61.5 santimlik 'gözden süt fışkırtma rekoru'nu 2 metre 79.5 santimle kıran İlker Yılmaz'ın haberi... 28 yaşındaki Yılmaz'ın sol göz pınar deliğinin bizimkinden daha büyük olması sayesinde kırdığı bu rekor, kimilerine göre saçma bulundu. O ise "Kimileri olimpiyatlarda başarı gösteriyor, kimileri Avrupa kupalarında. Ben de bu alanda," diyerek Türkiye'nin adını dünyaya duyurduğunu söylüyor. Yine de, beyne büyük bir basınç uygulanarak yapıldığından, 'fışkırtmayı' kimseye önermediğini belirtelim.

Sizin bu gözden süt fışkırtma merakınız nereden geliyor?
Beş-altı sene önce, arkadaşlarımla gittiğim bir olimpik havuz vardı. Orada yüzerken para atıyoruz, yüzük atıyoruz, sudan çıkarma yarışı yapıyoruz. Gözlerim suyun içinde açıkken buradan (göz pınarı) kabarcık çıktığını hissettim. "Ya Allah Allah, hayırdır," dedim, "bu nasıl bir şey!" Aradan bir iki gün geçti, göz yakmayan şampuan aldım. Köpürttüm, gözüme sürdüm, verdim nefesi burnumdan, balon gibi şişti. "Bu bende bir özür," dedim. Doktora gittim, baktılar baktılar, dediler ki "Senin gözünden hava gelmesi genizle bağlantılı bir şey. Gözyaşı torbası, gözyaşını genizden alır. Senin de sol gözünün gözyaşı torbasının deliği diğerine göre büyük."

Yani bunu herkes yapamaz.
Yok. Mesela benim diğer gözümde olmuyor.

Kaç yaşındaydınız o zaman?
22. İşte iki-üç sene öyle geçti. Bir gün televizyonda Guinness rekorları programında, İngiliz'in burnundan süt çekip gözünden fışkırttığını gördüm. Böyle iğrenç bir görüntü var.

Kabul ediyorsunuz yani siz de iğrenç olduğunu...
Evet. Çünkü ben de baktığım zaman 'Iyy,' falan olmuştum. Bizim evdekiler de 'Iyy,' olmuştu. Tabii benim aklıma takıldı. 'Benim de gözümden hava çıkıyor. Acaba bunun yaptığı gibi burnuma suyu versem, gözümden fışkırır mı?' Gittim lavaboya. Aldım suyu, verdim nefesimi, aynaya yapıştı su.

Bayağı fırladı mı?
Tabii. Arabanın fıskiyesi vardır ya, onun gibi. Şöyle bir irkildim, şoke oldum ilk önce. Birkaç sefer daha yaptım. Sonra içeriye geçtim. Dedim "Az önce gördüğünüz şeyin aynısı bende de oluyor." Hepsinin rengi sapsarı. Tabii bundan nasıl rant elde edebilirim düşüncesiyle Show TV'yi aradım. İlk Reha Muhtar haber yaptı.

İmam olmazsa rekor olmaz
Daha önce televizyona çıktınız siz yani?
Tabii, 2002'de. Daha sonra Hande Ataizi'nin programı İki Kere Kiki'den teklif geldi, "Sizi programa çıkarmak istiyoruz," diye. Ben de "Çıkıp şaklabanlık yapmam," dedim. "Bana Guinness'in Türkiye temsilcisini bulursunuz, noter getirirsiniz, resmi bir rekor denemesi yaparım." Birkaç gün sonra "Her şeyi ayarladık," diye aradılar. O zaman İngiliz'in rekoru 2 metre 1 cm'di. İngiliz de Kanadalı'nın rekorunu kırmış. Ben 2 metre 33 cm'le bu rekoru kırdım.

E neden Guinness'e giremediniz?
Bütün kayıtları, belgeleri gönderdik. Sırf imam yok diye kabul edilmedi.

Evet, rekor denemesi sırasında yanınızda bir de din görevlisi olduğu yazıyordu gazetede. Allah korusun, ölürseniz falan diye mi acaba?
Genelde öyle düşünüyorlar ama kesinlikle alakası yok. Adamlar çok ince düşünüyorlar. Çok affedersiniz bizim 'gavur' dediğimiz insan, din adamına bizden daha fazla değer veriyor. Ben bunu Orhan Kural hocama (Guinness'in Türkiye Temsilcisi) sorduğumda, "Noteri resmi kurum olarak saymıyorlar," dedi. "Biz rekor denemesini yaparız. 2.50'yi 2.80 gibi gösterebiliriz. Ama din adamı bunu yapmaz düşüncesi vardır adamlarda."

Sonra ne oldu?
İngiliz de bu arada boş durmamış, benim 2.33'lük rekoru görünce, bir de kabul edilmediğini görünce, 2.01'lik rekorunu 2 metre 61.5 santime çıkarmış. Ben de üç seneden beri uğraşıyorum. Çünkü Guinness'in beni "Tamam bu rekoru kırmayı deneyebilirsin," diye onaylaması lazım. O yazı bize gelmeden bir rekor denemesi yapamıyoruz.

"Üç buçuk metreye atmam"
Peki neden illa süt?
Guinness, artık rekorlar kitabında bulunmayan bir rekoru kabul etmiyor. O yüzden süt. İngiliz sütle yaptığı için. Aslında süt benim menfaatime.

Niye?
Süt daha ince, daha yoğun ve yağlı. Ben 2.33 attığımda, 2.18 de suyu atmıştım. Her zaman sütü daha rahat atıyorum.

Rekor denemesine kadar çok sıkı çalıştınız mı?
Hayır çünkü bunun zararlı olduğunu düşünüyorum. Neticede beyne, gözlere bir basınç uyguluyorsunuz. Bu kimsenin tasvip etmeyeceği bir şey.

Kimseye önermiyor musunuz?
Kesinlikle beni taklit etmelerini istemiyorum. Suçluluk duygusu hissetmek istemem. Ben sınırımı bildiğim için bunu yapıyorum. Bana "Üç buçuk metreye atabilir misin?" deseler, denemem bile.

Peki en son kaça kadar gidersiniz?
Ben gayrı resmi attığım zaman, üç metreye bile gittiğimi biliyorum. Ama o günkü psikolojime, motivasyonuma, etrafımdaki ambiyansa bağlı. Mesela "Rekor esnasında ne hissettiniz?" diye sordular. Ben etrafımdaki bütün insanları unuttum. Sadece kendim için koyduğum bir çizgi vardı, rekoru o şekilde kırdım.

Şimdi ne hissediyorsunuz?
Bunu başardığım için gerçekten çok mutluyum. Okan Bayülgen, sağ olsun, geçmiş programlardan birinde benim hakkımda "Ülkemizde çok gereksiz işler yapılıyor. Kimisi kulağından bilmemne, kimisi gözünden süt çıkarıyor," demiş. Fikrine saygı duyuyorum, kimilerine göre bu saçma bir şey ama saçma da olsa Türkiye'nin adını İngiltere gibi dünyanın bir numaralı ülkelerinden bir tanesinde duyurdum. Bence birinin yaptığı bir şeye, çok affedersiniz, b..k atmak istiyorsanız ondan daha iyisini yapmanız gerekir.

Daha uzağa fışkırtmaları lazım yani...
Genel olarak bu böyle. Daha iyisini yapamıyorsanız, yapana saygı gösterin.

"Kahvenize sütü ben vereyim"
Sütten başka bir sıvı denediniz mi?
Arkadaşlar biraz abarttılar, kola verelim dediler.

O da asitli...
Evet. Meyve suyunda da sülfürik asit var, onu da denemiyorum. Yalnızca suyla süt. Ama suyla süt arasında bir fark var. Burnuma suyu çekip genzimi doldurduğum zaman, sanki içeride bir zımpara varmış gibi acı veriyor. Ama süt öyle değil. Süt yağ gibi, kadife gibi, akıyor, gidiyor. Rekor denemesi sırasında bir basın mensubu dedi ki, "Ya benim kahve fincanıma süt fışkırtır mısın?" "Tabii," dedim. Orada bir skeç yaptık. Garsona "Süt alabilir miyim?" dedi, ben de "Zahmet etmeyin, ben vereyim," dedim. Kahvesinin içine sütü fışkırttım. Benim farklı rekor denemelerim de var. Bir metre öteye yanan mum koyuyorum, suyla onu söndürüyorum.
(Radikal Cumartesi)
804
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.