Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Gönül Yarası filmi Woody'i ağlattı

Gönül Yarası filmi Woody'i ağlattı

Altın Portakal Film Festivali'ne konuk olan Woody Harrelson, festivalde seyrettiği Oscar aday adayımız Gönül Yarası'nı öyle beğendi ki, gözyaşlarını tutamadı.

O, gamzeli gülümsemesiyle içimizi ısıtmış, delici mavi gözleri ve yeteneğiyle oynadığı her karaktere ayrı bir soluk katmış, barışa olan duyarlılığıyla da tanınan bir Hollywood yıldızı... Antalya Altın Portakal Film Festivali'ne konuk olan Woody Harrelson, festivalde seyrettiği Oscar aday adayımız Gönül Yarası'nı öyle beğendi ki, gözyaşlarını tutamadı. 42. Antalya Altın Portakal ve 1. Avrasya Uluslararası Film Festivali'nin konuklarından Woody Harrelson'la odasında buluşuyorum.

Odaya girdiğimde ufak bir şok geçirdiğimi itiraf etmem gerek. Ben de çok tertipli değilimdir ama içerideki görüntü karşısında kendimi tutamayıp, 'Bir oda bu kadar dağınık olabilir' deyiveriyorum.

Woody Harrelson son derece nazik: 'Dağınıklık için kusura bakmayın, yarın Almanya'ya uçuyorum, toplanırken etraf biraz dağıldı' diyor. 'En güzeli balkona çıkmak' diyoruz ikimiz de. Ünlü aktör, balkondaki beyaz yatağa uzanırken, Antalya'da geçirdiği güzel günlerin ardından geceleri burada uyuduğunu ve dışarıda yatmaktan büyük keyif aldığını söylüyor.

AMERİKA'DA DOĞRUYU SÖYLEYEN GAZETE YOK
Antalya'ya, daha doğrusu Türkiye'ye ilk gelişiniz. Çok mutlu görünüyorsunuz. Yoksa burası bekleğinizden daha mı iyi çıktı?
Aynen dediğiniz gibi oldu. Bu kadar modern bir ülke beklemiyordum! Hem modernlik, hem de tarih bir arada. Doğuya gidip, oraları da görmek isterim tabii. Bu arada söylemem gerek, dost canlısı Türkler'e ve muhteşem denize hayran kaldım.

Türkiye'nin bu yılki En İyi Yabancı Film Oscar aday adayı filmi 'Gönül Yarası'nı izlediniz. Nasıl buldunuz?
En son Wedding Crashers'ı izlemiş ve çok gülmüştüm. Gönül Yarası'nda ise o kadar duygulandım ki kendimi tutamayıp ağladım. Çok iyi çekilmiş, iyi oynanmış bir film. Beni çok etkiledi. Oscar'larda filme başarılar diliyorum.

Londra'da West End'de tiyatro sahnesine çıktınız. Kısa bir süre sonra tekrar Londra'ya gidiyorsunuz ve benzer bir projede yer alacaksınız. Nedir sizi Avrupa'ya çeken şey?
West End'de olmak gerçekten mükemmel bir şey. Hem tiyatro yapmayı, hem de Londra'da olmayı çok seviyorum. İngiltere'de insanların dünyada olan bitenden haberleri var.

Amerikalılardan daha mı çok demek istiyorsunuz?
Evet. İngiltere'deki gazeteler bile farklı. Amerika'da bize doğruyu söyleyen gazete yok. İnternete girip, The Guardian'ı okumam gerekiyor ki, yalanlardan kendimi kurtarabileyim.

Oyunculuğa beş yıl ara verdiniz. Umuyorum bundan sonrası için böyle bir şey aklınızdan bile geçmiyordur.
Bir daha ara vermeye hiç niyetim yok. Ya sonrasında beni istemezlerse diye düşünüyorum. Bu bile beni ürkütmeye yetiyor.

'Will and Grace' dizisinde oynadınız. Dizi oyuncusu olarak da tanınıyor ve seviliyorsunuz. Türkiye'de oyuncuların çoğu, sinemayı dizilere tercih ettiklerini söylüyorlar. Sizin için de aynı şey söz konusu mu?
Hayır, ben sonuçta hepsinin oyunculuk olduğunu düşünüyorum. Şu anda sadece tiyatro ve sinema yapıyor olmamın tek nedeni televiyon dizilerinin çok fedakarlık gerektirmesi. Bir diziye başladığınız zaman kendinizi ona adamınız gerekiyor. Üstelik bu yıllarca devam edebiliyor. Tek çekincem bu.

GEORGE BUSH'UN BİR KUKLADAN FARKI YOK
Her fırsatta Amerikan dış politikasını ve George Bush'u eleştiriyorsunuz.
Beni yanlış anlamışsınız. Ben aslında George Bush'un gerçekten çok başarılı olduğunu düşünüyorum. Arkadaşlarıyla birlikte çok iyi para kazanıyor (gülüyor). Şaka bir yana, bence George Bush'un bir kukladan farkı yok! Burada önemli olan onun iplerini kimin oynattığı ve bizim tüm bu olanlara karşı nasıl tavır aldığımız.

Siz nasıl tavır alıyorsunuz peki?
Elimden geldiğince insanları bilgilendirmeye çalışıyorum.

Bunun için mi kurdunuz www.voiceyourself.com web sitesini?
Evet. İnsanları eğitmek lazım. Herkesin yanlış olanı boykot etmeyi, paralarını doğru yerlere kullanmayı öğrenmesi gerekiyor. Çevreye karşı daha duyarlı olmamız gerektiğini düşünüyorum. Bunun için para, emek ve zaman harcanmalı, bireyler de buna katkıda bulunmalı. Bundan iki yıl önce hayat felsefeme uygun, ideallerimi vurgulayan Go Further adlı belgeselde rol aldım. Filmde tek bir bireyin bile geniş çaplı bir değişimi sağlayabileceği anlatılıyor. Dünyayı değiştirmek istiyorsak, iyiye ve doğruya varmak için bireysel çaba harcamamız lazım. Yanımda Go Further'ın bir kopyası var, isterseniz verebilirim.

Çok sevinirim. İzledikten sonra izlenimlerimi yazarak, sözünü ettiğiniz değişime bireysel bir katkıda bulunmuş olurum böylece. Yakında vizyona girecek iki filminiz var: İlki North Country, diğeri ise The Prize Winner of Defiance, Ohio.
North Country son derece güçlü bir film. Filmde bir kadını taciz eden pek çok kötü karakter var. Herkes benim onlardan birini oynadığımı düşünüyor. Ama tahmin edin, ben iyi adamı, yani avukatı oynuyorum!

İkinci filmde ise bir alkoliği canlandırıyorsunuz.
Hiç hoşlanmadım bu karakterden. Önce oynamak istemedim zaten. Çocuklarına, karısına bağıran alkolik bir adam. Sevilesi biri değil.

Michael Madsen ile espri anlayışımız paralel değil
Gazete ve televizyonlar festivalde Michael Madsen ile sizin aranızda yaşanan kavgaya geniş yer verdi. Herkes kavganın nedenini, o gece neler yaşandığını merak ediyor.
Aslında büyütülecek bir şey olmadı o gece. Michael bana bir şey söyledi, ben de ciddiye aldım. Oysa kendisi şaka yapmış. Her şey benim espri anlayışımın, onunkiyle o an için paralel olmamasından kaynaklandı. Şaka yaptığını söylediğinde olay tatlıya bağlandı. Kendisi sevdiğim ve saygı duyduğum bir oyuncu.
(Hürriyet)
332
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.