Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Göç, suç getiriyor

Göç, suç getiriyor

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamit Hancı, iç göçler ve bunun sonucunda artan gecekondululaşmanın buralarda yetişen genç kuşakların suç potansiyelini de artırdığını savundu. Hancı, "Eğer önlem alınmazsa suç selleri kapımızdadır" uyarısında bulundu.

Hamit Hancı, İzmir'de yargılanan 5 bin çocukla ilgili yaptıkları bir araştırmada İzmir'in çocuk suçlular haritasını çıkardıklarını bildirdi. Bu araştırmada suç işleyen çocukların göçlerin ve gecekondululaşmanın yoğun olduğu bölgelerde yaşadığını belirlediklerini kaydeden Hancı, "Başka bir çalışmamızda da İzmir'in yüzde 45'inin gecekonduda oturduğunu, suç işlediği iddia edilen çocukların yüzde 80'inin de gecekondudan geldiğini gördük" dedi.

En çok işlenen iki suç türünün hırsızlık ve yaralama olduğuna dikkat çeken Hancı, bu suçlarla ilgili olarak da şu değerlendirmelerde bulundu:

"Yaralamanın daha çok toplumsal uyumsuzluk nedeniyle olduğunu düşündük. Hırızlıkta ilk aklımıza gelen yoksunluk, maddi gereksinimlerin karşılanamamasıydı. Ancak psikologlarla yaptığımız görüşmelerde çocuğun ailenin denetiminden uzakta kalarak sevgi ve sevecenlik eksikliğini gidermek için bu yola başvurduğunu anladık. Sevgi ihtiyacı kentleşme aynı zamanda mala yönelik suçların rahat işlenmesi ve gizli kalması için uygun bir ortamda oluşturuyordu. Ana baba eğitiminin düşük olması, yanlış disiplin yöntemleri, düşük sosyoekonomik düzey medyada suçu ve şiddeti özendiren programlar ve çocuk istismarı da diğer faktörlerdendi. Bu çalışmaları Ankara, Antalya, Trabzon, Bursa, Elazığ ve Sivas'ta da gerçekleştirildi."

Hancı, 1950'lerden beri hızlı nüfus artışı, tarımdaki makineleşme ve toprak dağılımının eşitsizliği nedeniyle köyden kente göç olayının arttığına dikkat çekti. Hancı, göç nedeniyle şehirlerdeki hızlı nüfus artışının da konut yetersizliği ve denetim eksikliği nedeniyle gecekondulaşmaya yol açtığını dile getirdi. Kente göç edenlerin genellikle aynı yörelerden gelenlerle birlikte oturduklarını belirten Hancı, zamanla kente yabancılaşan hatta zaman zaman çatışan kendine özgü bir gecekondu kültür çevresinin oluştuğunu bildirdi.

Hancı, bu süreçte yaşanan sorunları şöyle anlattı: "Buna karşı da kentlilerin göç edenlere karşı ön yargıları oluşmaktadır. Kültür çatışması en çok genç kuşakları etkilemekte; kentli yaşıtlarına özenme, ailenin kırsal yaşam anlayışına ve otoritesine başkaldırı ve dışarıdan gelenlere karşı kentlilerin ön yargılarına tepki olarak çocuk suça yönelmektedir. Gecekondu ailesinde maddi imkansızlıklar nedeniyle çocuk, ailenin eksikliğini giderecek ve toplumsallaşmasını sağlayacak okula gönderilmemekte; eve katkı sağlamak için erken yaşta çalışmak zorunda kalmakta ve işyerlerinde kötü alışkanlıklar edinebilmektedirler. Konutların çok küçük olması nedeniyle kavga, üzüntü hatta cinsel ilişkiler çocuğun yakınında olabilmekte, çocuk kendini geliştirebileceği, oyunlar oynayacağı bir odadan mahrum olmaktadır."

Kendi dışında nedenlerle suç işleyen çocuğu cezalandırmak değil rehabilite etmek gerektiğini bildiren Hancı, "Eğer önlem alınmazsa bilelim ki suç selleri kapımızdadır. Burada en büyük suçlu gecekondululaşmaya göz yuman yerel yönetimlerdir" değerlendirmesinde bulundu. Hancı, önlem olarak da devletin malı olan arazilerin yağmalanmasını önlemek için gecekonduya yönelik af yasalarının artık çıkarılmamasını ve gecekondunun topluma karşı işlenmiş ciddi bir suç olarak görülmesini önerdi.

Hancı, "Göç edenleri yerlerinde tutacak yatırımlar onların bölgelerine yapılmalı, GAP gibi DAP ve KAP projeleri oluşturulmalı, tarım dışı sanayi belli bölgelerde odaklanmaktan kurtarılmalıdır. (İzmit ve Adapazarı örneği) acı bir ders sonucu yok oldu. Sanayimizin büyük bölümü stratejik olarak da bunlar dağıtılmalı."
535
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.