Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Funda Arar: Mesafeli ve hoşsohbet

Funda Arar: Mesafeli ve hoşsohbet

Funda Arar, yeni albümü 'Son Dans'ta genç yaşta bir cinayete kurban giden şarkıcı Bergen'in 'Benim İçin Üzülme' isimli ünlü şarkısını yeniden yorumluyor.

Funda Arar'ın fotoları sağda

Hızır Tüzel / Radikal
Funda Arar'ın TMC'dençıkan yeni albümü 'Son Dans'ı dinlerken, daha ikinci parçada koptum gittim. Zira, 'Benim İçin Üzülme' adlı bu parçayı yıllar önce Bergen söylerdi.

Yıllarca pavyonlarda, gazinolarda çile çekmiş, yüzüne gözüne kezzaplar atımış, dağlara kaldırılmış ve sonunda 28 yaşındayken pis bir cinayete kurban gitmişti Bergen.

Yani yaşamı, aynı o arabesk şarkılar gibi kahredici bir hüzündü. Uzun bir söyleşi yapmıştım vaktiyle Bergen'le. Bir star olmuştu ama gözleri hep nemliydi sanki. 'Benim kaderim böyle yazılmış, sonunda beni öldürecekler biliyorum ama kaderim bu' demişti bana, sanki başına gelecekleri biliyormuşçasına ve arabeskçesine.

'Acıların kadını Bergen'in kısa ömrü daha sonra başrollerini Kadir İnanır ve Bennu Gerede'nin paylaştığı 'Aşk Ölümden Soğuktur' isimli filme konu olmuştu. Gelelim Arar'a.

Millet sizden Türk sanat müziği beklerken siz arabesk şarkılar düzenliyorsunuz.
Uzun zamandır hiç kimse Bergen'in seslendirdiği bir şarkı okumadı, farklı olur diye düşündüm. Bergen isim olarak zikredilecek ve insanlar onu hatırlayacak hatta bilmeyen gençler bile öğrenecek. Sonucunda arabesk dediğimiz müzikte de bir isyan vardır. Rock'ın çıktığı temel de odur.

Rock'la arabeski çok yakın bulurum ben. Mantık olarak o da isyandan çıkan bir müzik türü, arabesk de öyle. Benim çıkış noktam sanat müziği değil. Ama konservatuvar eğitimi aldığım biliniyor ama bizim okuldan çıkmış da pop müzik yapan sanatçılar var. Onlardan bu kadar Türk sanat müziği albümü de isteniyor mu onu da bilmiyorum.

Ama ben konserlerimde her zaman sanat müziği okurum, ikincisi televizyon programlarına çıktığım zaman okurum. Bunu, ben sanat müziğini süper okuyabiliyorum anlamında yapmıyorum. Eğitimini aldım ve benim için çok önemli bir müzik. Ona ihanet etmek, bırakmak, unutmak istemem, her zaman seslendirmek isterim.

Söylemeye devam edeceğim. TRT'nin Türk sanat müziği programına davet edildim. İki tane sanat müziği konseri yaptım Yeni Melek'te. Keşke benim verdiğim bu emeği, 'Türk müziği' okuyor diyerek lanse edilen isimler de yapsalar. Şöhret ve popülarite adına, maddi kaygılar adına maalesef Türk müziği okuyorum diyerek ortaya çıkan insanların bu müziğe ihanet ettiğini düşünüyorum

Abümün ismi niye 'Son Dans' müziği mi bırakıyorsunuz?
Onu ben de düşündüm. Sonuçta bu bir albüm ismi. Daha doğrusu illa bir albümün bir ismi olmalı mı yani? Ne oluyor genelde bir şarkının ismi konuluyor. Güzel tınladığı için, söyleniş olarak da hoş bir kelime. Yoksa öyle müziği bırakma gibi bir şey yok, Allah korusun daha yapacağımız çok şey var. İsim olarak hoşumuza gitti öyle koyduk yani.

Müzik piyasasında yeriniz neresi desem?
Ben hiçbir zaman ben bir starım edasında olmadı.

Kızacaksınız ama ben sizde hiçbir 'eda' göremiyorum?
Belki de insanlar benim bu tarafımı seviyorlar yani ben müziğe başladığım zamandan itibaren neysem hâlâ oyum. Herkes bana 'insan biraz değişmez mi, biraz havalara girmez mi?' diye sorarlar. İnsanlar beni tanıyor artık, şöhretim ama bunların basit ve gelip geçici şeyler olduğu-nu düşünüyorum.

Önemli olan, siz kendinize ne tavır takınırsanız takının, insanlar sizi seviyorlarsa seviyorlar sevmiyorlarsa da sevmiyorlar zaten. Sizin takındığınız tavırlar hiçbir şey ifade etmiyor ki, hatta daha antipatik görünüyorsunuz.

Siz de böyle doğal kalarak farklı oluyorsunuz yani.
Benim böyle şeylere ihtiyacım yok. Yeteneğim var, akademik kariyerim var, iyi işler yapmaya çalışıyorum. Ve insanlar benim yaptığım şarkıları, seslendirdiğim şarkıları seviyorlar. Sahne en büyük göstergedir bir sanatçı için. Bir solistin kendini gösterdiği yer sahnedir. Orada şapka düşer kel görünür, eğer bir şey yoksa insanları etkileyemezseniz. Performansınızla, sesinizle, sahnenizle etrafınızda insan kalmaz. Ama bizde ortada hiçbir şey yok, ne müzik, ne ses, ne kabiliyet yok. Dış görünüş, aşklar, meşkler, dedikodular öne çıkıyor.

Tabii ki de magazin olmalı. Bir sanatçının hayatında magazin muhakkak vardır ama magazin demek bütün özel hayatının ıncığına cıncığına kadar herkesin önünde yaşamak yanlış geliyor bana. İnsan yaptığı işle anılmalı. Sırf dış görünüşünü önemseyerek insanlara göstererek, bir iş yapmaya çalışmak değil ki bu. Bizim ülkemizde maalesef böyle çok sık oluyor.
471
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.