Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Festival hızlı başladı

Festival hızlı başladı

Gökyüzünü yağmur bulutlarının kapladığı günlerde, en iyisi yedinci sanatın büyüsüne kapılmak gibi görünüyor. Festival bugün de farklı dünyaların, farklı heyecanların kapılarını aralama fırsatı sunuyor.

21. Uluslararası İstanbul Film Festivali'nin ikinci günündeyiz. Programda yine birbirinden çekici filmler var. Günün filmlerinden bazılarına biraz daha yakından bakalım istedik:

BOĞA

Festivalin en iyi yanlarından biri de ticari gösterime çıkma şansı bulamayan filmleri sinemaseverlerle buluşturması.

Bu tür filmlerden biri Rus yönetmen Alexander Sokurov'dan geliyor. Festival seyircisinin iyi tanıdığı yönetmenlerden biri olan Sokurov, Boğa'da (Telets) Vladimir Ilyic Lenin'in hastalık günlerini beyazperdeye taşıyor. Yıl 1923, yer henüz kurulan Sovyetler Birliği. Devletin kurucusu Lenin, ağır bir kalp krizi geçirmiştir...

Yönetmen Sokurov'un; Adolf Hitler'in karakterini didik didik ettiği Moloch'un da içinde yeraldığı üçlemenin bir halkası Boğa. Tarihin bir dönemine Rus yönetmenin gözünden bakmak isteyenler için..

Boğa/ Kadıköy Rexx/ Saat: 10:30

MARTİN İÇİN BİR ŞARKI

Ruhlar Evi, İyi Dilekler, Smilla's Sense of Snow gibi filmleriyle tanınan Danimarkalı yönetmen Bille August, Martin İçin Bir Şarkı'da (En Sang För Martin) geç kalmış bir aşk öyküsü anlatıyor. Filmin kahramanları, 60 yaşındaki klasik müzik bestecisi Martin ile ondan 10 yaş daha genç olan kemancı Barbara.

Koşullar zorlasa da Martin ve Barbara birbirlerine aşık olup birlikte yaşamaya başlarlar. Herşey yolundadır. Ta ki Martin'e alzheimer teşhisi konuluncaya kadar. Bille August'dan derinlikli ve dingin bir aşk öyküsü..

Martin İçin Bir Şarkı/ Beyoğlu Emek/ Saat: 16:00- 21:30

DÜNYANIN TÜM SABAHLARI

"Viyolonselin atası" olan Viyola da gamba'nın sadece kulağa değil ruha da ulaşan sesi... Olağanüstü güzellikte görüntüler... Hem anlatılan öykünün hem de klasik müziğin büyüsüne kapılıp, büyük olasılıkla film bittiğinde bile yerinizden kalkamayacaksınız.

Alain Corneau'nun yıllar önce ticari gösterime de giren filmi Dünyanın Tüm Sabahları (Tous Les Matins Du Mond) festivalin kayıtsız kalınamayacak yapımlarından.

Pascal Quignard'ın eserinden uyarlanan film, 17'nci yüzyılda yaşamış iki bestecinin, Marin Marais ve hocası Saint Colombe'un gizemli dünyasının kapılarını aralıyor.

Hırsı ve iktidar tutkusu yüzünden bütün insani duygularını yitiren saray bestecisi Marais, ihtişamlı yaşamına karşın ruhundaki boşluğun sebebini düşündüğünde geçmişini anımsar. Müziği, iktidar aracı olarak değil de bir tür yüce aşk olarak gören hocası Saint Colombe'u.

Filmde Marin Marais'yi Gerard Depardieu, gençliğini de oğlu Guillaume canlandırıyor. Saint Colombe rolündeki Jean Pierre Marielle'in oyunculuğu da kolay unutulmayacak türden.

Dünyanın Tüm Sabahları/ Kadıköy Rexx/ Saat: 19:00

BERLİN ALMANYA'DADIR

Festivalin, Bir Ülke Bir Sinema bölümü bu yıl Alman sinemasına ayrıldı. Programda ağırlıklı olarak genç yönetmenlerin filmleri yeralıyor. Hannes Stöhr'ün imzasını taşıyan Berlin Almanya'dadır (Berlin Is In Germany) bunlardan biri.

Film, Berlin Duvarı'nın yıkılmasından sonra iki toplumun yaşadığı çelişkileri ve zorlu geçiş sürecini, cezaevinden yeni çıkan bir adamın gözünden anlatıyor.

Berlin Almanya'dadır geçen yıl Berlin'de İzleyici Ödülü, Valencia'da da Gümüş Ay Ödülü kazanmıştı.

Berlin Almanya'dadır /Beyoğlu Sinepop/ Saat: 13:30
392
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.