Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Faust'tan Falstaff'a

Faust'tan Falstaff'a

Welles filmlerini sansürleyen bürokrasi makasçılarının aziz mertebesine ulaştırdığı bir trajik kahraman mıydı? Peter Conrad sinema dehası ve umursamaz Orson Welles'in biyografisini yazdı.

Orson Welles bir keresinde "Her zaman hayattan daha büyük olmak zorundayım" demişti, "Bu yapımdaki bir bozukluk." Bu birbirini izleyen iki cümledeki çelişki, yani kendini övmenin arkasından gelen bir kendini yerme, Orson Welles'in neden son derece ilginç, bir o kadar da karmaşık bir karakter olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Henüz bir yeni yetmeyken dahi olduğu anlaşılan Orson Welles, hep büyük bir adam olmak istedi. Sinema kariyeriyle yetinmeyerek politikaya atılmaya kalktı, ama boşanmış bir adamın (Rita Hayworth'tan) asla başkan seçilmeyeceği düşüncesiyle bu arzusundan vazgeçti. Bütün hayatını zorbaları, cengaver kralları, emperyalist ve hain tüccarları canlandırarak geçiren Welles, büyüklüğünün kişiliğinin görkeminden mi yoksa iri fiziğinden ve güçlü sesinden mi kaynaklandığından bir türlü emin olamadı.

20'li yaşlarının başında Marlowe'un trajedisindeki kutsal süper kahraman Faust'u oynayan Welles hayatını Shakespeare'in tarihi oyunlarından uyarladığı "Chimes at Midnight/Geceyarısında Çanlar" filminde tembel ve sarhoş bir Falstaff olarak noktaladı. Welles, yaşlılığında kucağında köpeği Kiki, Los Angeles'ta bir lokantada müşteri çektiği için bedavaya yiyor, ününü Danimarka birası, Kaliforniya şarabı ve Japon viskisi reklamlarında kullanarak para kazanıyor ve o oratoryolara uygun otoriter ses tonunu bir çikolatalı pudding markası reklamında değerlendiriyordu.

Kutsal canavar, ahlâksız palyaço

Welles filmlerini sansürleyen bürokrasi makasçılarının aziz mertebesine ulaştırdığı bir trajik kahraman mıydı? O, kendini komik bir figür olarak görmeyi tercih ediyor ve en tepeden başlayıp basamakları itinayla en aşağı kadar inmiş olmasıyla dalga geçiyordu. Bu ironik kendini savunma şekli, tamamlamayı nadiren başardığı filmleri için birtakım yapımcılardan para isterken, sefaletini örtüyordu. O, tıpkı Othello ve Lear gibi aynı anda hem asil hem zayıf, hem vahşi hem acınası, hem fırtınalar estiren bir tanrı hem şımarık bir çocuk, hem kutsal bir canavar hem de ahlâksız bir palyaçoydu. Tohumlarını etrafa saçan bir ağaçtı adeta, gerçekleştirebileceğinden çok daha fazla fikri vardı.

Filmleri için para bulmakta hep güçlük çeken ve karmaşık çalışma metodlarıyla sık sık kendini sabote eden Welles, sadece bir düzine film tamamlayabildi. Bunların arasında Amerika'nın masumiyetini kaybetmesine tanıklık eden "Yurttaş Kane" ve "The Magnificent Ambersons/Şahane Amberson'lar", şövalyelere özgü bir romansı anlatan the "Lady from Shanghai/Şangaylı Kadın", Hitchcock'un, kendisi asla kabul etmemiş olsa da, "Sapık"ı çekmesine neden olan "Touch of Evil/Bitmeyen Balayı", gizli polisin yerine bilgisayarı koyarak güncelleştirdiği Kafka'nın paranoyak toplum fantezisi 'Dava'nın uyarlaması, bazıları.

Tamamlayabildiği filmlere bakınca, insan tamamlayamadıklarının ya da sadece hayal ettiklerinin fantezilerini kurmadan edemiyor.
Bir western'den kalma kömür madeni setinde çekilen "Macbeth" filminden yıllar önce, Orson Welles, bu trajedinin "Rüzgarlı Tepeler" ve "Frankenstein'ın Gelini" arası bir versiyonunu çekmeyi düşündüğünden bahsetmişti. İncil'in filmini Utah ve New Mexico Çölleri'nde çekip İsa'nın Amerika kıtasını da kurtarıp kurtarmayacağını görmeyi arzuluyordu. Rita Hayworth'le evliyken ona Carmen ve Salome'yi oynatmak istedi. Tabii aklında pek de edepli versiyonlar yoktu. Hayworth, Welles'den boşandıktan sonra Carmen'i de, Salome'yi de canlandırdı, ama Welles'in dahi yönetmenliği olmadan. Don Jose'yle evlendikten sonra sevişen bir Carmen ve vaaz dinleyen cici kız Salome pek fazla yankı uyandırmadı.

Orson Welles'e en yakışacak özyaşam öyküsü, üzerinde parası oldukça 20 yıl boyunca aralıklı olarak çalıştığı "Don Kişot" filmiydi. Kariyeri boyunca canlandırdığı karakterlerin ya Faust olmayı amaçlayan ya da Don Kişot gibi dünyayı olduğundan daha iyi bir yer yapmak isteyen idealistler olduğunu söylerdi; toplumu değiştirmek arzusuyla yanıp tutuşan Kane, "Şangaylı Kadın"daki becerikli denizci O'Hara ya da geceyarısı uzaktan gelen çan seslerinin yankılarını dinleyerek Welles'in 'kayıp cennet' olarak tanımladığı mutlu bir İngiltere'nin düşünü kuran Falstaff. Tabii Don Kişot hiçbir zaman tamamlanamadı.

Welles hayal kırıklıklarını sanatı umursamadığını söyleyerek iyileştirmeye çalışırdı. "Beni elde edeceğim sonuç değil, eylemin kendisi ilgilendiriyor" derdi. "Resim yapıyorum, yazıyorum, sonra da yarattığım her şeyi yok"ediyorum." Orson Welles, geçmişe bakıp yaptığı hataları düzeltmek istercesine, 1985'teki ölümünden az önce iki tane otobiyografik senaryo yazdı. Biri, "The Big Brass Ring/Büyük Pirinç Yüzük", aynı Welles'in ölümsüz kahramanı Yurttaş Kane ve bir zamanlar kendisinin yaptığı gibi, hiçbir zaman sahip olamadığı politika kariyeriyle flört ediyordu. Senaryoda bir başkan adayı ve Welles'in canlandıracağı danışmanı
sorumluluktan kaçarak Afrika'ya gider. Tabii film hiçbir zaman çekilemedi, çünkü Welles zamanın para getirecek hiçbir aktörünü sorumluluktan kaçan bir başkan adayı rolünü oynamaya ikna edemedi, dolayısıyla film için gerekli parayı bulamadı. İkinci otobiyografik senaryosu "The Cradle Will Rock/Beşik Sallanacak"ta ise Broadway'deki ilk sezonlarını hatırlayıp yeniden yorumlayan Welles, Rupert Everett'i kendi gençliğini oynamaya ikna etmişti. Ama bu film de yapılamadı.

Peter Conrad'ın yazdığı "Orson Welles: The Stories of His Life/Orson Welles: Hayatının Öyküleri" adlı biyografi 18 Eylül'de Faber Yayınevi tarafından Britanya'da yayınlanıyor.
Ayrıca National Film Theatre 22 Ekim'e kadar sürecek bir Orson Welles filmleri toplu gösterisi düzenliyor. Kısacası, bu sonbahar, büyük ustayı ve yapıtlarını bir kez daha hatırlamak için iyi bir zaman, özellikle de Londra'ya yolunuz düşerse.
National Film Theatre web adresi: www.bfi.org.uk
(Radikal 2)
788
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.