Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Evlendirme uzmanı

Evlendirme uzmanı

'Gelinim Olur musun?' isimli programda kayınvalide ve gelin adayları fena halde kapışıyor. Programın sunucusu Ebru Akel ise bunu çok doğal buluyor.

Şimdi biliyorsunuz televizyon kanallarında bol bol evlenlendirme programları modası başlandı. İşte, 'İkinci Bahar', 'Gelinim Olur musun?, 'Bilmemnemle evlenir misiniz?', 'Eşini boşayıp, benimle takılır mısın?' falan filan. Bunlar sabah saatlerinde başlayıp gece yarılarına kadar sürüyor. Fırsatım oldu, hepsine şöyle bir göz atma imkânı buldum geçenlerde.
Önce saçmalık bunlar, diyerek, gülüp geçtim. Fakat, bir süre sonra acı bir gerçekle karşı karşıya olduğumu fark ettim. İnsanların birbirlerine olan öfkesi, sevgisizliği, saygısızlığı, nefreti, hoşgörüsüzlüğü beni fena halde üzdü.

O zaman anladım ki, ayvayı yemişiz!
Eskiden kadınlar hamamında olurmuş bu gelin seçme işi. Şimdi ekranlarda kavga kıyamet gidiyor. Mesela 'Gelinim Olur musun?'da kaynanalar durmadan birbirleriyle kavga edip, dedikodu yapıyor. Keza, gelin adayları neredeyse birbirlerinin gözünü oyacak. Damat adayları ise başka bir âlem. Bir ara dört damat adayını bir koltukta yan yana oturmuş, annelerini, gelin adayları arasındaki tartışmaları izlerken gördüm. Nasıl gülüp, dalga geçiyorlardı anlatamam. Sonra, biri annesini çok özlediği için hüngür hüngür ağladı harbiden.

Kaynanalardan biri gelin adaylarına 'Yavşaklar' diyor filan. İnsan ruhunun kalitesi yerlerde sürünüyor yani. İşin üzen tarafı bunların sadece televizyon stüdyolarında yaşanıyor olmaması. Bütün bunların, kendi evlerimizde, komşularımızda, arkadaş çevremizde, hatta memleketin her bir yerinde yaşanıyor olması, bu programların realitesini de ortaya koyuyor. Orada gördüklerimiz gerçek yani. Kimsenin rol yaptığını sanmıyorum. İnsanlar birbirlerini yiyor, kadınlar satılık mal gibi sunuluyor.

Erkeklerse yarın evlenip, sonra aşağılayıp, dövüp sokağa atacak eşlerini seçiyor.
Pardon, lafa daldım 'Gelinim Olur musun?' isimli programın sunucusu Ebru Akel'le yaptığım söyleşiyi yazmayı unuttum. Onu da yazayım. Ebru, giderek bu tip programların vazgeçilmez sunucusu oldu. Kendisi bir tür tampon görevi yapıyor. Gergin ortamı yumuşatıyor. Güya barış ve sevgi ortamı yaratarak program akışını sağlıyor. Ebru Akel'i bu tip programlarda görmek beni şaşırtıyor açıkçası. Ekrana çok yakışan bir fizik, güzel bir diksiyon, oyunculuk yeteneği falan filan çok iyi. Zaten, 'Kara Melek', 'Kumsaldaki İzler', 'Keje' gibi dizilerde oynamış ve beğeni kazanmıştı.

'Çok güzel bir şey yapıyoruz'
'Neden hep böyle saçma sapan programlarda yer alıyorsunuz?'
Nesi saçmalık? Ortada bir gerçek var. Evlilik sonuçta evlilik ise ve sonunda yapılıyorsa, nasıl yapıldığının ne önemi var? Biz o insanları oraya zorla sokmuyoruz ki, onlar istiyor biz de sokuyoruz. Onların tercihi. İçeride elektrik mühendisi de var, doktor da var, ilkokul mezunu da var. Sonuçta bu o insanların kişisel tercihi. Sonuç benim için çok önemli. Sonra, bir sonuç var ortada. Mesela geçen program ilk evlendirdiğimiz çiftin 15 gün sonra çocukları oluyor. İkinci evlendirdiğimiz çift de çok mutlu. 'İkinci Bahar'da evlendirdiklerimizin evlerine düğün tebriğine gideceğiz.

Tabii gidişat biraz değişik, alışık olmadığımız, yabancı olduğumuz bir yol ama saçmalık olduğunu kabul edemem. Saçmalık değil sadece farklı. Tamamen oyunculuktan koptum gibi bir durum yok. Şu anda bu işle meşgulum ve mutluyum. Sonuçta potansiyelimin farkındayım. Bir gün bunu da en iyi şekilde ortaya çıkaracak bir pozisyon olacak yani ben de, onu da tırmalıyım diye bir derdim yok. Mutluyum, program beni tatmin ediyor, enerjiyle giriyor, enerjiyle çıkıyorum. Başarısı beni çok mutlu ediyor. En önemlisi seviliyoruz. Programı her arayan önce bana takdirlerini söylüyor. Seviliyorum, bu güzel bir şey.

Damat adayları gelin adaylarını aşağılıyormuş gibi geldi bana.
Bence aşağıladıkları insanlar içinde anneleri de olduğu için, bence bir aşağılama duygusu yok. Onlar annelerini hiç öyle görmedikleri için gülüyorlar. Annelerini öyle dedikodu yaparken görmediler hiç. Burada ilk kez bunu görüyorlar. Ama bizi de kapatsalar bir eve. Bir on gün yaşasak sizin sevdiğiniz yemek, ışık, kirli, temiz yaşam şekli bir araya geliyor ve olumsuzluk oluyor. Çünkü, bir arada yaşamak çok zor ve onun için, olan bitenler çok olağan şeyler. Sadece tartışıyorlar başka hiçbir şey yapmıyorlar demek yanlış."

Durumdan memnunsunuz yani...
"Biz bu programı çok severek yapıyoruz, sürekli enerji var. Her gün yeni bir şeyle karşılaşıyoruz. Bu, şu an Türkiye'de çok büyük bir başarı kazandı ve çok izleniyor. Bu arada halk beni görmeyi arzu ediyor bu programlarda. Ben de çok büyük bir sorumluluk duyuyorum. Öyle bir noktada bıraktık ki, yazın ben tatile çıktığımda insanlar, 'Bu bir alışkanlık oldu, sizi ne zaman tekrar ekranda göreceğiz?' dediler. İnanılmaz güzel bir tepkiyle karşılaştım. Kimse de bana 'Aman Ebru hanım siz bu programı yapmayın, biz sizi görmekten sıkıldık' demedi.

Bu arada bana dizi ve sinema filmi teklifleri geldi. Mesela senaryolar üzerinde oturup çalıştık, en önemlisi BKM (Beşiktaş Kültür Merkezi) ile çalışmaya başladım. Benim menajerliğimi aldılar. Ben bana uygun olan, onların uygun gördüğü rollerde o ekiple birlikte çalışmaya başladım zaten. Bana destek oluyorlar. Mesela Yılmaz Erdoğan'ın yazdığı, 'Son Sinema' isimli filmin senaryosu bana geldiğinde çok heyecanlandım. Üç gün filan başucumda senaryo ile yatıp kalktım.

Sürekli o rolü okuyup, çalışıp böylesine heyecanlandım. Çekimlere mart ayı sonunda başlanacak herhalde.
Hızır Tüzel
Radikal
441
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.