Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Erkekler eşek arısı gibidir

Erkekler eşek arısı gibidir

"Yakar Geçer" albümüyle yaza damgasını vuran Ajda Pekkan, tutkularını, aşklarını ve yeni koleksiyonu Ajda Pekkan Private Collection'ı Hello! dergisine anlattı. Adı geçtiğimiz haftadan beri evli işadamı Bülent Çavuşoğlu ile anılan sanatçı, "Ben hayatımda hep yanlış insanlar seçtim. Çünkü karşı tarafı hep kendime göre büyüttüm" dedi.

Erkekler eşek arısı gibidir
Bugünlerde tam anlamıyla gözlerinizin içi gülüyor. Bu, enerjinizin dışa vurumundan kaynaklanıyor olabilir mi?

Bu neşe ve pozitifliğimi illa ki bir duruma bağlamak istemiyorum. "Gözlerinizin içi gülüyor, âşık mısınız?" derseniz, "Evet âşığım" derim. Fakat bunu bir kalıba koymak istemiyorum. Çünkü bu sefer, o duruma kendimi şartlıyor gibi oluyorum. Yıllar sonra insanların seni hâlâ bu denli sevmesi ve ilgi göstermesi ister istemez kendini mutlu hissetmeni sağlıyor.

Aşkı anlatın desem?

Aşk çok güzel bir duygu. İnsan bunu yakaladığı zaman mutlaka yaşamalı ve ben bu duyguya çok açığım...

Şimdiki aşklar, ilişkiler çok kısa sürede tüketiliyor...

Benim dışarıyla hiç ilgim yok. Acaba ben tuhaf mıyım! Dışarıdakiler, normal insanlar. Ben o insanların yaşadığından çok daha farklı boyutlarda ilişkiler ve durumlar yaşıyorum. O yüzden de diğer insanların yaşadığı aşklar benim çok da farkında olmadığım durumlar ve bunları pek irdelemiyorum.

Sizin aşk tarifiniz nedir?

"O" anlar... Sorgusuz, koşulsuz, değiştirmeden ve olduğu gibi... Çünkü hesaplaşmalara girdiğin zaman onun adı aşk olmuyor.

Gözü kara gitmek midir peki aşk?

Tam tersi, çok stratejik olmak lazım. Çünkü senin bir değerin var ve sen bilmezsen başkaları bunu hiç bilmiyor.

SADECE SAHNEDEYKEN KENDİMLE BARIŞIĞIM

Ajda Pekkan'ın aynada kendine bakıp güldüğü zamanlar oluyor mu?

Aslında hiç kendimi beğenmem. Bir tek sahnede kendimle barışık biriyim.

Sahneye çıktığınız an neler hissediyorsunuz?

En başta çok heyecanlanıyorum. Her zaman dua ederek sahneye adım atarım. Sahneye çıktığım an o modu yakalayamazsam kahrolurum. O yüzden ilk kez sahneye çıkıyormuş gibi heyecanlanıyorum. Müziği duyduğum, o enerjiyi hissettiğim anda bende film kopuyor. Kendimi o atmosferin akışına bırakıyorum.

Ruhunuzu nasıl besliyorsunuz?

Kendimi devamlı zinde tutarak. Birazcık boş kalsam romantikleşiyorum, duygusallaşıyorum ve arayışlarım artıyor. Yalnız, altını çizerek arayışları açıklamak gerekirse; o kadar alkış ve şöhretten sonra bir boşluğa düşüyorsunuz. O boşlukta bir hata yapmamak için devamlı kendini meşgul etmen gerekiyor. Mesela okumaya çok vaktim olmuyor ama basını yakından takip ediyorum. Başka takip edeceğim bir şey de yok açıkçası. Kitap okuyup da hayallere dalmamı gerektirecek bir durumum hiç olmadı; çünkü o hayatı zaten ben yaşıyorum...

Şu an yaşadığınız hayat, hayal ettiğiniz gibi mi?

Çocukken hayalleriniz olur. Benim de şarkı söylemek hep hayalimdi zaten... Bu işte en iyisi olmak istedim.

KADIN OLDUĞUM KADAR SEVEBİLİRİM

Bu kadar ilgiden sıkıldığınız oluyor mu? şöhretin getirdiği bazı negatif durumlar yaşıyor musunuz?

Şöhretin insanlar üstündeki baskısını, şizofrenik durumunu ben kendi içimde çözmüş biriyim. Bu konuda istenen yardımlara ise sadece tevazu olarak karşılık verebilirim. Kendi yaşamımın içindeki dürüstlüğüm kadar yardım edebilirim, olduğum kadar sevebilirim, şöhret olduğum kadar da onu ayrıştırabilirim.

Bütün yaşanmışlıklardan sonra susmak iyi bir şey mi?

Her zaman... Çünkü susmak sana her durumda daha çok puan kazandırıyor.

Peki ya içinizde kalanlar?

İşte o yüzden şarkı söylüyorum, işte o yüzden spor yapıyorum, işte o yüzden bu kadar dışa vurumum var. Ama aslında bir o kadar da hayatımı içbükey olarak yaşıyorum. Kendimi "secret" olarak ilan ettim. Çünkü öyle olmayı seviyorum.

392
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.