Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

En talihsizi ortanca çocuk

En talihsizi ortanca çocuk

Çocukların doğum sırasına göre anne-babanın farklı davranışlar sergilemesi çocuk kişiliği üzerinde birçok önemli etkiye yol açıyor. En şanssız çocuğun ise ortanca çocuk olduğu bildiriliyor.

Ankara Gevher Nesibe Sağlık Eğitim Enstitüsü öğretim görevlisi ve Müdür Yardımcısı Dr. Behire Nazik, ailenin işleyişi ve aile içindeki çocuk etkileşiminin çocukların sayısından ve doğum sırasından önemli ölçüde etkilendiğini bildirdi. Nazik, bu etkileşimin anne-babanın çocuklarına karşı doğuş sırasına göre farklı davranmalarından kaynaklandığını bildirdi. Anne babanın çocuklara karşı davranışının her çocuğun doğumuyla değişikliğe uğradığını kaydeden Nazik, ilk doğan çocukların bazı konularda daha avantajlı olduğunu söyledi.

Nazik, şöyle dedi: "İlk çocuk hem çok sevilir, hem de sıkı bir denetim altına alınır. Çocuğun üzerine çok düşülür, bu düşme ve ilgi olumlu ya da olumsuz olabilir. İlk çocuktan diğer kardeşlere oranla daha fazla sorumluluk alması beklenir. Ayrıca ilk çocuk anne-babaya nasıl bir anne-baba olacaklarını öğrenme fırsatı verir. Bu da onun ayrıcalığıdır. Çevresindekilerin kendisine birtakım sorumluluklar yüklemesi, çocuk için önemlidir. Çünkü kendisini güçlü ve değerli bir kişi olarak hisseder. Bu konuda yapılan incelemeler, çok başarılı insanların ilk çocuk olma oranının diğerlerine göre daha yüksek olduğunu göstermiştir."

Ancak bütün bu olumlu yanlarına rağmen Adler'in "En büyük çocuk tacını yitirmiş kraldır" sözlerini anımsatan Nazik, ilk çocuğun diğer kardeşleri doğuncaya kadar tek ilgi odağı iken yeni gelen kardeşlerin bu durumu bozduğunu söyledi.

En talihsiz çocuğun ortanca çocuk olduğunu anlatan Nazik, bu çocukların kendisinden büyük ve küçük olan kardeşleri arasında sıkışıp kaldığını dile getirdi. Nazik, ortanca çocukların durumunu ise şöyle değerlendirdi:

"Kendinden daha güçlü ve yeterli büyük kardeş ile kendinden sonra gelen kardeşin yarattığı ikili sorunlarla uğraşmak ve başetmek zorunda kalır. Ortanca çocuklar, özellikle ilk çocukluk yılları boyunca kıskançlık ve rekabet duyguları içindedir. Önceleri anne-babaları, daha sonraları da öğretmenleri tarafından sık sık büyük kardeşleriyle karşılaştırılır. Bu da ortanca çocukta aşağılık duygusuna neden olur."

Nazik, en küçük çocuğun ise ailenin bütün bireylerinden oldukça farklı bir durum içinde yetiştiğini belirtti. Nazik, anne-babaların en küçük çocuklarına özel bir şekilde, çoğunlukla daha iyi davrandıklarını bildirdi. En küçük çocukların genellikle kardeşlerinden daha ılımlı bir hava içinde büyüdüğünü anlatan Nazik, küçük çocukların durumunu da şöyle özetledi:

"Çoğu kez ailenin oyuncak bebeği olur ve şımartılır. Aile içinde daima çocuk olarak kalır. Bu durum en küçük çocuğun bencil olmasına ve kendisinden güçlü ve yetenekli kardeşlerinin varlığı nedeniyle de sürekli yetersizlik duygusu yaşamasına neden olur. Buna karşılık toplumumuzda geleneksel olarak da en küçük çocuklar üzerinde denetim ve disiplin daha azdır. Kendisinden sonra bir kardeşi olmadığı için biriyle yarışmak zorunda kalmaz, isteklerini kabul ettirebilir. Bu durum onun kendine olan güvenini artırır ve kendini daha değerli görmesini sağlar. Bu olumlu duygulara sahip olma kendini kabul, denetim odağı, özsaygı ve benlik tasarımı üzerinde olumlu etkiler yapar."
(ANKA)
368
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.