Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Duygu dolu dükkân

Duygu dolu dükkân

Akman'ın küçük dükkânı, yazı ve şiirle dile getirdikleri duygularını, şarkılarla bir kasete toplamak isteyenlerin uğrak yeri. Akman da tüm âşıkların sırdaşı.

Tarlabaşı'nda çok küçük bir dükkânın camında, şarkıcı posterlerinin yanında, 'Anonslu kaset doldurulur' yazıyor. Yani isteyen, yazılarını, şiirlerini bu dükkâna getiriyor ve kasete kaydediliyor. Seçtikleri şarkılar da aynı kasette toplanıyor. Bu dükkâna çoğu zaman âşıklar uğruyor, bazen nefret dolu satırlar geliyor. Kasetçi dükkânında kırlaşmış bıyıklarıyla Abdülcelil Akman oturur. O, mahallenin babacan Abdülcelil abisidir, gençlerin yaşadığı aşkların sırdaşıdır. İnsanlar en saf duygularını kâğıda döküp ona getirir. Ama bilirler, Abdulcelil abi kimseye söylemez. Sadece yolda gördüğünde biraz hınzırca gülümseyip, göz kırpar. Ama insanlar çoğunlukla çekinir, kasetler hep, 'bir arkadaş'ın ricasıdır.

Yaşamadığı kalmadı
Akman, Mardin'in Nusaybin ilçesine bağlı bir köyde doğdu. Ailesi, toprak ağasına karşı çıkınca, köyü terk etmek zorunda kaldılar. 1970'lerin politik ortamında solcular, ona okuma yazmayı öğretti. Solcuların anlattığı adaletsizliklerin hepsini yaşamıştı. Onlara katıldı. Antalya'da bir fabrikada çalışırken darbe oldu. İşkenceyi, cezaevini, kaçak hayatını yaşadı. Namlunun ucunda, işkence tezgâhlarında geçen fırtınalı bir hayatın sonunda İstanbul'a demir attı. Mesleği terzilikti. Tarlabaşı'nda önce tekstil atölyelerinde çalıştı, sonra küçük dükkânı kiraladı ve iplik satmaya başladı. Üç oğlu ve iki kızı vardı.

Tam dönecekti ki...
Geçimini sağlayacak kadar para kazanamıyordu. Dükkânını boşaltmaya hazırlanırken, Eminönü'nde seyyar kaset satan bir arkadaşı geldi. Memlekete döneceğini söyleyip, elinde kalan kasetleri ona verdi. Dükkânına raflar yaptı. Bir teyp aldı. Şarkıcı afişleri toplayıp, 'Akman Kasetçilik' tabelasını astı. Terzi adam, bambaşka bir işin içindeydi. Tarlabaşı, İstanbul'a Doğu ve Güneydoğu'dan göç edenlerin eski cumbalı evleri doldurduğu semtti. İnsanlar genellikle arabesk müzik kasetleri alıyordu. İşleri iyiydi.

Ancak pek çok müşterisi anonslu kaset yapıp yapmadığını soruyordu. "O nasıl oluyor" dediğinde, bir müşterisi anlattı: "Örneğin benim bir sevdiğim var. Ona şiir yazıyorum. Sen bu şiiri, sesi güzel birine okutup kaydediyorsun. 'Bu kaset, bilmem kim için özel hazırlanmıştır' diye kaset başlıyor. Sonra benim seçtiğim şarkıları kaydederek özel bir kaset hazırlamış oluyorsun."

İlk kayıtlar saatler sürdü
Fikir, Akman'ın aklına yattı. Bir kızının sesi güzeldi. Şiirleri, yazıları o okuyacaktı. Ses ve şarkı kaydı yapabileceği bir teyp aldı. Dükkânın kapısına 'Anonslu kaset doldurulur' yazısı astı. Akman ve çocukları, ilk zamanlar normal bir teyp ile şarkıları cızırtı olmaması için büyük çaba harcayarak kayıt yaptı. Saatler sürüyordu. Daha sonra özel cihazlar aldılar ve işleri kolaylaştı.

Mahallenin delikanlıları Akman Kasetçilik'in kapısını çalmaya başladı. Hepsinin sır olan aşk hikâyeleri vardı ve kasetle aşklarını anlatmak istiyorlardı. Akman'a güvenebileceklerini biliyorlardı. Akman, çevresinde aşk acısı çeken bu kadar genç olmasına şaşırıyordu. Hepsinin öykülerini dinledi, bazı tavsiyelerde bulundu. Şiir yazamayanlar için şiir kitapları aldı. Bazı şiirler değiştirilip müşterinin isteklerine uyarlanarak kaydedildi.

Kimi aşkına sitem ediyor, kimi aşk ilan ediyordu. Birisi ölen babasına duygularını anlattığı bir kaset doldurtuyor, asker bir genç, ailesine özlemini dile getiriyordu. Bazıları ise nefretini anlatmak için kaset doldurmak istiyordu. Bir adam kendini terk eden sevgilisine 'Bar kadını oldun' diyor, 'alçak', 'hain' diye hitap ediyordu. Ama beş yıldır faaliyet gösteren Akman Kasetçilik'te sadece iki kişi nefretini anlatmak için kaset doldurtmuştu.

Kaset doldurtmak için beş yılda yüzlerce insan geldi. Aşklarına karşılık alamayanlar ve sürekli âşık olanlar devamlı müşterisiydi. Ama çoğu, özel duygularını yazdığı kâğıdı uzatmakta çekindi. Pek çok kişi kendisi için değil, arkadaşı için kaset doldurttuğunu söyledi.

Solcular çekinirdi
Ama en çok solcu gençler, şiirlerini ve yazılarını çekinerek verdi. Solcu olduğunu bildikleri Abdülcelil abilerinden utandılar. O ise 'aşkın ayıp olmadığını, politik insanlara yakıştığını' düşündü. Akman, mahallenin sırdaşıydı. İnsanların aşklarını, dertlerini biliyordu. Ama sokakta onu gören, müşterilerin yanakları hep kızardı. O ise sırları olduğunu anlatan göz kırpışı ile onlara gülümsedi. Bazen kimsenin duyamayacağı kuytularda dertleşti. Kimsenin sırrını vermedi.

'Sanki kalbimi kurşuna dizdin'
Dükkâna ilk gelenlerden biri, Faruk adında Kürt bir delikanlıydı. Sevdalanmıştı. Çekinerek bir kâğıt uzattı Akman'a. Kaseti sevip kavuşamayanlara ve ömrü boyunca unutmayacağı sevdiğine armağan ediyor ve devam ediyordu: "Kara gözlü, çok temiz kalbinde benim sevgimi taşıyan kalpsiz sevgilim içindir. Aşkım sabahın erken saatinde evimden çıktığımda, sağ tarafa baktığımda, seni gördüğümde sanki kalbimi kurşuna dizdin". Yazı ve şiirin ardından Müslüm Gürses, Ferdi Tayfur, Arif Susam'ın duygusal şarkıları geliyordu.

'Pişmanlık neyi değiştirir'
Başka bir gün, bir inşaat işçisi geldi. Hikâyesini anlatıyor, 'Kalbimin Gülü' dediği sevgilisine, fon müziği eşliğinde şu sözlerin kaydedilmesini istiyordu: "Onun için yıllarca mahpus yattım. Simsiyah saçlarımı onun hasretinden beyazlattım. Beni unut dedin. Sen bir zamanların köylü güzeli, biliyorum şimdi pişmansın ama neyi değiştirir pişmanlığın." Sözlerin arkasından arabesk şarkılar başlıyordu. Yaşlı bir adam ise, Almanya'da cezaevinde olan oğlu için kaset doldurtmak istiyordu. Bozuk yazısıyla baba ve anne sevgisini anlatmış, paraları olmadığı için yanına gelemediklerini yazmıştı. İstediği şarkılar özlemle ilgiliydi.
(Radikal)
514
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.