Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Dünyanın en ünlü 10 metresi

Dünyanın en ünlü 10 metresi

İtalyan diktatör Mussolini ve metresi Clara Petacci'nin kurşuna dizilmelerinin üzerinden tam 60 yıl geçti. Kendisinden 29 yaş büyük sevgilisini son anlarında bile terk etmeyen Clara, kısacık yaşamını Mussolini'ye adamıştı... Ya diğerleri?

Mussolini ve Clara Petacci
Kendisinden 29 yaş büyük Benito'yla tanıştığında henüz 20 yaşındaydı. II Duce'nin nikahlı karısı ve 5 çocuğunun annesi Rachele Mussolini, kocasının yaşadığı yasak aşkı ancak 11 yıl sonra öğrenebilmişti: "Beni Clara ile aldattığını devrilmesinden hemen sonra öğrendim. Hayatımda hiç bir şey için bu kadar ağladığımı hatırlamıyorum. Benito çok iyi bir babaydı, sevecen bir insandı. Bir geceyi bile evinden uzakta geçirmemişti.

Claretta'yı da bizimle hiç tanıştırmamıştı. İtalya'nın içinde bulunduğu güç dönemi atlatabilmesi için onu terk etmesi gerektiğine inanıyordum. Bunun için bizzat Claretta'yla görüştüm. Ama bir sonuç elde edemedim. Bütün faşistlerin ve İtalya'nın nefretini topladığını yüzüne haykırdım. Birçok kişinin onu öldürmeye hazır olduğunu Benito ile yaptığı telefon konuşmalarının banda kaydedildiğini... Kısaca ağzıma ne gelirse söyledim. O bana cevap vereceği yerde ağlıyordu. 'Kötü bir son sizi bekliyor' dedim.

Rachele'nin korkunç kehaneti kısa bir süre sonra gerçekleşecekti. 28 Nisan 1945 günü Mussolini, Clara ve yanlarında kalma riskini göze alan bir avuç insan partizanlardan kaçmaya çalışırken saklandıkları yerde yakalanarak teker teker kurşuna dizileceklerdi. Benito Alman askeri üniforması içinde kendini kamufle etmeye çalışmış ancak pahalı deri botları onu ele vermişti. Partizanlar yakaladıkları grubu bir çiftliğe götürdüler. Ertesi sabah Clara ile ikisini civardaki bir viIIaya götürdüler. Ölüme ilk giden Clara oldu. Kurşunların sesini duymasıyla ölmesi aynı anda gerçekleşti. Partizanlar ardından Benito'yu vurdular. Göğsüne iki el ateş ettikleri diktatörle Clara'nın cesetlerini yakınlardaki bir benzin istasyonuna ayaklarından astılar. Toplanan kalabalığı yatıştırmak mümkün değildi. Cesetlerin üzerine tükürüyor, küfürler ediyorlardı...

Ancak bütün bu hengamenin ortasında ilginç bir ayrıntı gözden kaçacak gibi değildi: Başaşağı asılan Clara'nın üzerindeki etek açılmasın diye dizaltından bağlanmıştı... Çılgına dönmüş kalabalık nefret edilen bir adamın metresine göstermediği saygıyı bir kadından esirgememişti. Zira Clara yakalandıkları anda iç çamaşırını ve çorabını giymeye fırsat bulamamıştı. Papa'nın doktoru Francesco Petacci'nin kızı Clara, 1932 yılında Benito'yla tanıştığında sadece 20 yaşındaydı.

Ve kendisinden 29 yaş büyük sevgilisine 13 yıl boyunca sadık bir sevgili oldu. Başından sayısız gönül macerası geçen Mussolini için özel bir yeri vardı. İtalyan diktatör ilişkileri boyunca metresine 600'den fazla mektup yazdı. Bu mektuplar hala İtalyan devlet arşivlerinde saklanıyor.

François Mitterand ve Anne Pingeot
Cumhurbaşkanı olması bile çapkın bir Fransız erkeği olduğu gerçeğinin önüne geçemedi... François Mitterand 1981-1995 yılları arasındaki cumhurbaşkanlığı döneminin büyük bir bölümünü eşi Danielle ve iki oğluyla Elyssee Sarayı'nda değil, metresi Anne Pingeot ve gaynmeşru kızı Mazarine'le bir apartman dairesinde geçirdi. 8 Haziran 1996'da Paris'te prostat kanserinden hayatını kaybeden eski cumhurbaşkanının "alternatif hayatı" ancak ölümünden sonra ortaya dökülecekti, hem de öz kızının kaleminden...

Varlığı ilk kez Paris-Match dergisinin foto muhabirlerinden birinin 1994 yılında baba-kızı bir restorandan çıkarken görüntülemesiyle ortaya çıkan Mazarine, "Mühürlü Dudaklar" isimli kitabında hayatı boyunca "baba" diyemediği bir adamın hikayesini anlattı. Mitterand'ı ziyaret etmeye saraya giderken makam otomobilinde tanınmamak için her seferinde eğilmek zorunda kalan ve şu an 30 yaşında olan Pingeot babasıyla son kez cenazesinde bir araya gelmişti. Genç kız, babasını 1996 yılında annesi ve Mitterand'ın resmi eşi Danielle Mitterand ile birlikte uğurlamıştı. "İkinci kadın" Anne şu anda hâlâ Paris'te yaşıyor ve Louvre Müzesi'nde çalışmaya devam ediyor.

Adolf Hitler ve Eva Braun
Son günlerinde Hitler'le evlenen Eva Braun'un da ilginç bir öyküsü var. Eva Braun, Hitler'den 23 yaş küçüktü. Birlikte yaşamaya 1932 yılında başlamışlardı. Tanıyanlar bu dünyanın en ünlü metresinin pek de akıllı bir olmadığını ama çok güzel ve atletik bir vücutla güzel bir yüze sahip olduğunu söylüyorlar. Hitler'in metresi olarak hep geri planda kalmış, aşığıyla birlikte halk arasina yok denilecek kadar az çıkmıştı. Tuttuğu günlüğe bakılırsa bundan pek de hoşnut değildi: "Adolf'un bana duyduğu ihtiyaç çok sınırlı... Bunu anlamsız buluyorum."

Hitler'in geniş porno resim koleksiyonuna katkıda bulunanlardan biri de ölümünden çok kısa bir süre önce evlendiği Eva Braun'du. Hitler, çıplak güneşlenmesi ya da yüzmesi için baskı yaptığı metresinin resimlerini çekip, koleksiyonuna eklerdi. Ama, bu resimlerde hiçbir zaman Eva'nın yüzü görünmezdi.

Bill Clinton ve Monica Lewinsky
Dünyanın en çok diline doladığı metreslerden biri de Lewinsky'di. Oval Ofis'te bir ilk yaşanmış, Başkan'ın çalışma odası Beyaz Saray'ın aşk salonu haline gelmişti. Monica'nın sperm lekeli mavi elbisesi, Oval Ofis maceraları derken, sonunda iş o kadar büyüdü ki; Clinton hep inkar ettiği gerçeği itiraf edip kurtuldu. Televizyonda yaptığı canlı konuşmada tüm Amerikan halkından ve eşi ile kızından özür diliyordu. Clinton, Beyaz Saray'da bir 4 yıl daha geçirmenin yanı sıra bir de unvan kazandı: "Suçüstü yakalanıp bir özürle paçayı kurtarabilen ilk erkek."

Prens Charles ve Camilla Parker
"İleride metresi olmayan ilk ve tek Galler Prensi olarak anılmak istemiyorum." İngiltere'nin gelecekteki kralı Prens Charles'a atfedilen bu sözlerin ne kadarı doğru bilinmez ama şurası bir gerçek ki, Camilla Parker-Bowles, Charles'la ilişkide olduğu onlarca yıl boyunca "kraliyet metresi" olarak anıldı. Geçen ay kilisede özür dileyerek evlenen çiftin dillere destan ilişkilerinin önünde ne Lady Diana durabildi, ne Camilla'nın kocası... "Gönül ferman dinlemez" deyişini hakli çıkarırcasına yaşanan bu tutkulu aşk için söylenmedik ve yazılmadık tek satır kaldı mı?

John F. Kennedy ve Marilyn Monroe
John Fitzgerald Kenneddy ile Marilyn Monroe arasındaki ilişki, aslında her yönüyle karanlık ve karışıktı. Seksi sarışının Başkan'la yaşadığı yasak aşkın, ölümüne bile sebep olduğu rivayetleri hala sürüyor. Monroe'nun Kennedy ile ilk karşılaşması Beyaz Saray'da verilen bir davette oldu. Kennedy de bir erkekti elbette ve Marilyn'den etkilenmisti. Marilyn de ondan. Bu karşılıklı çekim alanının bir ilişkiye dönüşmesi kaçınılmazdı.

Kendileri gözlerden uzak bir aşk yaşadıklarını düşünedursunlar, dillere düşmüşlerdi bile. Kennedy aşklarının ayyuka çıkması üzerine seks bombası ile ilişkisini bitirme kararı aldı. Ancak Marilyn böyle düşünmüyordu. Genç kadının ısrarlarından bunalan Kennedy, kardeşi Bobby'yi ilişkilerinin kesinlikle bittiğini söylemek üzere Monroe'ya gönderdi. Bobby, Marilyn'i ziyaret etmişti etmesine ancak mesajı iletmek yerine onunla bir ilişkiye girmişti.

Andreas Papandreu ve Dimitra Liani
Yunanistan 80'li yılların sonunda büyük bir politik seks skandalıyla çalkalanıyordu. Çapkınlığıyla tanınan Andreas Papandreu kendisinden 20 yaş küçük olan bir hostese, Liani'ye aşık olmuştu. Andreas, genç ve güzel Liani için her şeyi terk etti. 40 yıllık eşi Margaret'ten boşanip Liani'yle evlendi. Ancak her şey daha yeni başlıyordu. Liani'nin tüm dünyada yayınlanan çıplak fotografları, Andreas'ın boy boy aşağılayıcı karikatürleri, kulaktan kulağa anlatılan müstehcen fıkralarla büyüyen skandal, eski başbakanın ölümüne kadar Yunanistan'da büyük çalkantılara yol açtı.

Bütün bu patırtının odağındaki eski eş Margaret'le oğul Yorgo ise ölüm sessizligine gömüldüler. Margaret ancak yıllar sonra bu konuda konuşacaktı: "Andreas Papandreu hayatımdaki en olağanüstü olaydı. Çok özel bir insandı. Onu çok sevdim. Onunla geçirdiğim yıllar benim için çok zengin bir tecrübeydi. Tabii ki her şeyin böyle bitmesini istemezdim ama Andreas'la 40 yılımı geçirdim." Liani ise kocasının ölümünün ardından büyük bir mirasa kondu, ilişkilerini anlatan bir kitap yazdi.

Aristotale Onasis ve Maria Callas
"İlk önce sağlığımı kaybettim... Ardından sesimi... Ve şimdi de Onassis'i..." Dünyanın en büyük seslerinden biri Maria Callas, dünyanın en büyük armatörlerinden biri Aristotle Onassis'in Jacqueline Kennedy ile sürpriz evliliğinden sonra bunları söylüyordu. Onassis'le 11 yıl süren fırtınalı ilişkisinin ilk 9 yılında Callas başkasıyla evliydi. Klasik müziğin divası Callas, 1957 yılında dünya jet sosyetesinin ünlü siması Elsa Maxwell tarafından Venedik'teki bir partide tanışmıştı Onassis'le.

Kocası Giovanni Satista Meneghini ile birlikteydi. Daha sonra 1959'da çift, Onassis'in yatı Christina ile bir seyahat daveti almışlardı. Aralarında Churchill'in de bulunduğu konuklar Ege ve Akdeniz'in mavi sularında en iyi şekilde ağırlanmışlar ama sonunda olanlar olmuştu. Gezi biterken Meneghini'lerin evliliği de bitiyordu. Yatta geçen güzel günler büyük bir aşkın doğumuna şahit oluyordu. İniş çıkışlar ve ayrılıklarla dolu bu ilişki Callas için en az mesleği kadar tutkuluydu.

1966'da Yunan vatandaşı oldu. Amerikan yasalarına göre evliliğini de otomatikman geçersiz kılan bu girişim beklediği gibi sonuçlanmayacaktı. Callas, Onassis'in artık kendisine evlenme teklif edeceğinden emindi ama aradan geçen 2 yıllık sürede armatörden bu yönde hiç bir hareket gelmiyordu. 1968'e gelindiğinde Onassis evliydi ama Callas'la degil. Suikaste kurban giden Amerikan başkanı John F. Kennedy'nin dul eşi Jacqueline'le bir zamandır süren ilişkisini resmiyete dökmüş, Maria'ya kalansa hüzün ve gözyaşı olmustu.

John Lennon ve May Pang
20. yüzyılın en sıradışı yasak aşklarından biri de efsanevi Beatles'ın en ünlü üyesi John Lennon'ın müzisyen May Pang'la yaşadığı maceraydı. Bu ilişkinin en ilginç tarafı ise Lennon'ın kansı Yoko Ono tarafından bu aşka adeta sürüklenmesiydi. Yoko Ono evliliklerinin monotonlaşmaya başladığını fark edince John Lennon'un bir metres bulması gerektiğine karar vermiş, bununla da kalmayarak May Pang'i ona -deyim yerindeyse- kendi elleriyle ikram etmişti.

Ancak bir süre sonra aralarındaki ilişkinin kendi denetiminden çıktığını gözlemleyince, o sırada birlikte tatil yapmakta olan çifti aramıştı. Telefona çıkan May Pang'a John Lennon'ın koşarak kendisine dönmesine neden olan tek bir cümle söylemişti: "Kocamı geri istiyorum." Yoko Ono kocasına kendi elleriyle metres bulan bir kadın olmakla kalmamış, ilişkinin süresini de yine kendi belirlemişti.

Prens Edward ve Wallace Simpson
Masallar bazen gerçek olur. Tarih onların aşkının tacı tahtı bir kenara attırdığını yazdı. İngiltere Kraliyet ailesinin veliahtı Prens Edward'la Wallace Simpson'dan bahsediyoruz. Simpson; Prens Edward'la tanıştığı sırada evli bir kadındır. İşin kötü tarafı boşansa bile sorun çözülmeyecektir. Zira veliaht prensin boşanmış bir kadınla evlenmesi söz konusu bile değildir. Kral George'un ölümünden sonra tahta Edward geçer ve Wallace da boşanır.

Dedikodulardan uzak kalmak için Paris'e yerleşen Simpson'un bütün çabalarına rağmen İngiliz halkı bu ilişkiden haberdar olur. Ancak bu arada Kral Edward da kararını vermiştir, aşkı uğruna tahtından feragat eder, Paris'e yerleşir ve Wallace'le evlenir Artık işsizdir ve tek unvanı kalmıştır: Windsor Dükü.
840
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.