Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Disney'in Miki Fare'si yaşlandı

Disney'in Miki Fare'si yaşlandı

75 yıl önce beyazperdede görünerek animasyon sinemasında tarihi bir dönüm noktası oluşturan Miki Fare doğum gününü kutluyor.

Önümüzdeki hafta, tüm dünyada Coca Cola ve McDonalds kadar tanınmış bir Amerikan ikonunun doğumgünü var: Bu Salı günü, Mickey Mouse/Miki Fare 75'inci yaşına giriyor. 18 Kasım 1928'de Miki Fare'nin beyazperdelerde arz-ı endam edişi, yalnızca animasyon sineması açısından tarihsel bir dönüm noktası teşkil etmekle kalmamış, muazzam bir eğlence imparatorluğu tesisinin de temelini atmıştı.

Disney ile Iwerks'in tanışması
Aslında her şey 1919'da Kansas'ta Walt Disney ve Ub Iwerks adlı iki genç ilüstratörün yeni işe girdikleri bir stüdyoda tanışıp arkadaş olmalarıyla başladı. Birkaç yıl sonra Disney, Hollywood'a taşınarak kendi animasyon stüdyosunu kuracak, çok geçmeden Iwerks de ona katılacaktı. Disney Stüdyosu, Universal'in siparişi üzerine yarattığı "Oswald the Lucky Rabbit/Şanslı Tavşan Oswald" adlı çizgi film dizisi kaydadeğer bir ticari başarı elde etmesine karşın bunun nemasından mahrum kalacaktı. Çünkü stüdyo, yarattığı karakterin tüm haklarını yapımcıya devretmiş, Universal de Disney stüdyosundaki sanatçılarla ayrıca anlaşma yaparak çizgi film dizisini tamamen ele geçirmişti.

Disney'e acı bir ders olan bu süreçte kendisini yalnızca Iwerks yalnız bırakmamıştı. Bu deneyimden ders çıkaran Disney, sıkı sıkıya sarılacağı ve kimseye kaptırmayacağı yeni bir çizgi film karakteri yaratmaya Iwerks'le birlikte girişti: "Miki Fare".

Yaratıcısı Iwerks
Bugün 'resmi' Disney tarihi, Walt Disney'in Miki Fare'yi nasıl bir ilhamla yarattığına ilişkin eksantrik öyküler içermekten hoşlansa da, araştırmacı-tarihçiler karakterin yaratıcısının Iwerks olduğu konusunda hemfikirler. Öte yandan Iwerks'in bu konuya ilişkin olarak gerçekçi bir alçakgönüllük içinde, "Önemli olan yaratmak değil, onunla bir şey yapabilmektir. Bütün gün oturup masa başında yeni karakterler çiziyorduk ama bunlardan bir tanesiyle bir şeyler yapmazsanız sonuçta hiçbir şey ifade etmezdi" dediği ifade ediliyor. Ancak Disney, çok hareketli 'kamera açıları' barındıran kalburüstü bir çalışma olmasına karşın, ne "Plane Crazy/Uçak Çılgını" adlı ilk Miki çizgi filmini, ne de hemen ardından hazırladığı ikincisini hiçbir dağıtımcıya beğendiremedi ve rafa kaldırmak durumunda kaldı.

Sesli animasyon fikri
Tam da bu dönemde sinemada bir devrim yaşanmış ve 'sesli filmler' piyasaya çıkmaya başlamıştı; dağıtımcılar artık çizgi filmlerle eskisi kadar ilgilenmiyorlardı. Animasyonda -sanatsal açıdan- olmasa da teknolojik açıdan vizyonun ne kadar atılımcı olduğunu ileride de tekrar tekrar ispatlayacak olan Disney, stratejik açıdan kritik bir karar vererek yüksek maliyetleri göze alıp üçüncü Miki filmini sesli olarak gerçekleştirdi. Bir Buster Keaton filminin parodosi olan "Steamboat Willie/İstimbot Willie" bir anda büyük bir hit olacaktı. Bunun üzerine Disney, elinde hazır bekleyen iki eski Miki filmini de seslendirerek piyasaya sürdü; Miki Fare artık Holywood'un en büyük yıldızlarından biriydi.


Yaramaz Miki ehlileşiyor
Bu ilk çizgi filmlerindeki Miki Fare, yalnızca çizim açısından değil, karakterizasyon açısından da aşina olduğumuz sevimli fareden çok farklı bir tiptir. Henüz küçük çocuklar icin 'rol modeli' olma, iyi örnek olma sorumluluğu omuzlarına binmemiş olan bu haşarı farecik örneğin "Uçak Çılgını"nda ilk gözağrısı Minnie'yi tüm karşı koyuşlarına rağmen rızası hilafina zorla öpüyor, tokadı yiyince de uçaktan aşağı atıyor, ikinci filminde de sigara ve bira içerken görülüyordu! Ancak çok geçmeden Miki son derece munis bir kişiliğe bürünecekti. Fakat böyle olunca da Miki çizgi filmlerinin mizahi potansiyeli azalmış ve 'sıkıcılaşması' riski ortaya çıkmıştı. Bu durumda Miki'nin yavanlığını dengeleyecek yan karakterlerin yaratılması zorunluydu ve böylece asabi ördek Donald gibi yeni karakterler devreye sokuldu. İronik biçimde Donald'ın popüleritesi kısa sürede Miki'ninkini aşacaktı. Disney, 1937'de "Snow White and the Seven Dwarfs/Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler"le animasyon sinemasında bir devrim yaratarak ilk uzun metraj çizgi filmi gerçekleştirse ve çocuk edebiyatı klasiklerinden uyarladığı uzun metraj çizgi filmlerin ardını getirse de nedense kendi stüdyosunun yarattığı Miki ve Donald gibi kahramanların uzun metraj çizgi filmlerini hiç yapmadı; yalnızca "Fantasia"nın (1940) bir episodunda Miki'ye yer verdi o kadar.

1930'larda çizgi romanı çıkıyor
Disney kahramanlarının yaşam alanı beyazperdeyle sınırlı kalmadı tabii ki. Önce 1930'da gazete bantlarıyla başlayan Disney çizgi romanları kısa sürede kendi dergilerine de kavuştular ve sinemaya yönelik kısa metraj çizgi film üretimi takriben 1950'lerde, yani televizyonun yaygınlaştığı yıllarda durduktan sonra da günümüze kadar devam edegeldiler. Disney, sinema kökenli ve merkezli olan ama çizgi romanlarıyla, Disneyland gibi eğlence parklarıyla sinemanın dışına taşan, entegre bir imparatorluğa dönüştü.

Gölgede kalan çizer
Bugün çizgi roman otoriteleri, 1930'dan emekli olduğu 1975'e kadar gazetelerdeki günlük Miki bantlarını çizen Floyd Gottfredson'ın çizgi roman sanatının klasik döneminin en büyük ustaları arasında sayılması gerektiği konusunda birleşiyorlar. Ancak ne yazık ki hiçbir Disney çizgi romanına adeta 'anonimleş(tiril)miş' (!) bir "Walt Disney" imzası dışında imza atılmadığı için Gottfredson ve Disney stüdyolarında çalışan tüm diğer sanatçılar uzun süre 'isimsiz' kaldılar; bunların kimlikleri ancak kariyerlerinin son demlerinde, çizgi roman meraklılarının dedektif gibi iz sürmeleri sonucu ortaya çıkarılabilecek ve ürünleri geriye dönük olarak meşakkatli biçimde endekslenecekti.

Diğer ülkelerde üretim başlıyor
Öte yandan İtalya'da Disney çizgi romanları öyle bir popülerliğe ulaşacaktı ki İtalyan sanatçılar Disney lisansı altında fazladan Disney çizgi romanları üretmeye başlayacaklardı (Bu arada özellikle 1960'larda ve '70'lerde ülkemizde yayınlanan Disney çizgi romanlarının aslında ağırlıklı olarak Amerikan değil İtalyan menşeili ürünlere yer verdiklerini kaydedelim!*). Başta Danimarka olmak üzere pek çok ülke piyasasında da benzer süreçler yaşandı. Öyle ki bugün artık ABD'de Disney çizgi romanlarına ilgi çok azalmış olduğu için Amerikalı sanatçılar da Avrupa pazarı için çalışır hale geldiler. Günümüzde sosyal bilimcilerin küreselleşme (globalizasyon) ve yerelleşmenin (lokalizasyon) içiçe yürümesine verdikleri isim olan 'glokalizasyonun' öncülerinden biri de Miki Fare olsa gerek.
(Radikal İki)
470
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.