Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Dali'ye gecikmiş vefa borcu

Dali'ye gecikmiş vefa borcu

2004, Uluslararası Salvador Dali Yılı olarak kutlanacak. Barcelona Belediyesi, ilk kez bir meydana Dali'nin adını vererek dâhi-deli ressama gecikmiş de olsa vefa borcunu ödeyecek.

İspanya, sürrealizmin resimdeki en önemli temsilcisi, yapıtlarıyla olduğu kadar eksantrik yaşamıyla tüm dünyanın ilgisini toplamış Salvador Dali'yi doğumunun 100'üncü ve ölümünün 15'inci yılında çeşitli etkinliklerle anmaya hazırlanıyor. 2004 yılı, bu kapsamda Uluslararası Dali Yılı ilan edildi.

Barcelona Belediyesi, tüm enerjisini önümüzdeki yıl gerçekleştirilecek Dali etkinliklerine vermiş durumda. Genellikle 'Katalan modernizmi'nin temsilcisi Gaudi'nin yarattığı kent olarak bilinen Barcelona, tarihinde ilk kez bir meydana Dali'nin adını vererek, "Ben bir palyaçoyum ve tek ilgilendiğim şey para!" sözleriyle dönemin sanat camiasında sansasyon yaratan bu dâhi ama biraz da 'deli' ressama gecikmiş vefa borcunu ödeyecek.

Madrid-Barcelona çekişmesi
Dali'nin adının meydanlara verilmesinin öyküsü aslında biraz daha eskiye, 1986 yılına uzanıyor. Dali o dönemde Madrid ile Barcelona, diğer bir deyişle hükümet ile otonom bölge Katalonya arasındaki çekişmenin somutlaştığı bir sembole dönüşmüştü. Madrid hükümeti, Dali'nin bir yapıtını kent meydanlarından birine koyarak, meydana sanatçının adını vermeye karar vermiş, ancak bu proje gerçekleşmemişti. Barcelona Belediyesi ise 1988'de kentin altın madalyasını sanatçıya takdim etmeyi düşünmüş, ancak Dali'nin çok hasta olması nedeniyle bu seremoni de gerçekleştirilememişti.

Sanatçının son yıllarını geçirdiği, Figueres'teki Galatea Kulesi ise 2004 için onarılmaya başlandı. Salvador Dali'nin karısı Gala ile yaşadığı, ön duvarlarını 'Gala' adını verdiği orijinal bir renkle boyadığı ve nihayetinde hayatının kadınının adıyla kutsadığı kule, tümüyle orijinal hali korunarak restore edilecek.

Dali'nin masası
Salvador Dali, resimlerinde olduğu kadar mutfakta da hünerli bir sanatçı olarak tanınıyordu. Rafine bir damak zevki olan sanatçı için yemek masası aynı zamanda 'zevkin masası'ydı. Altı yaşındayken aşçı olmak isteyen Dali, bu isteğini gerçekleştiremedi ama gençlik yıllarını geçirdiği Paris'te damak tadını geliştirme fırsatı buldu. Dali'nin 1970'li yılların başında eşi Gala ile yazdığı 'Gala'nın Akşam Yemekleri' adlı bir kitabı da bulunuyor. Gurmeler, Dali'nin bu alandaki yeteneğinden 'Damak felsefesinin ulaştığı mistik boyut' olarak söz ediyor. Salvador Dali ise damak zevkini kendine has, şaşırtan üslubuyla şöyle anlatıyordu: "Özellikle sebzelerden ıspanağa bayılırım, çünkü ondaki estetik ve ahlaki değerlerin hiçbiri diğerlerinde yoktur".
(Radikal)
395
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.