Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Çocuklar beş yaşını görebilsin

Çocuklar beş yaşını görebilsin

Dünyada 11 milyon çocuk, daha beş yaşını göremeden hayatını kaybediyor. Ölüm nedenlerinin başında temiz su, yiyecek, aşı ve doktordan yoksun olmaları geliyor.

Dünyanın her yerinde her yıl milyonlarca çocuk gereksiz yere ölüyor. Peki, onlara yardım edilebilir mi? Amerikan Newsweek dergisi son sayısında bu soruyu kapağına taşıyarak, yaşamın çocuklar için ölümcül olduğu bölgeleri ele aldı.

Dünyada yaklaşık 11 milyon çocuk, daha beşinci yaş gününü göremeden hayatını kaybediyor. Çoğunun ölüm sebebi temiz su yoksunluğu, yetersiz beslenme ve temel tıbbi olanaklardan uzak olmaları. Güney Asya ve Sahra Altı Afrikası'nda doğan çocukların ölüm oranı, sanayileşmiş ülkelerde doğan çocuklardan 30 kat fazla. Dünyadaki çocuk ölümlerinin yüzde 90'ı, (yılda ortalama 9.7 milyon) gelişmekte olan 42 ülkede meydana geliyor. Ve kurbanların yüzde 99'u fakir.

Her yıl 3.2 milyon çocuğun canına mal olan en büyük ölüm sebepleri doğum sırasında meydana gelen komplikasyonlar ve doğuştan gelen enfeksiyonlar. Her yıl 2.1 milyon çocuğun ölüm nedeni olan ishal ve zatürreeyi, sıtma, AIDS ve kızamık izliyor.

'Beslenseler hasta olmazlar'
ABD'de Johns Hopkins Üniversitesi doktorlarından Robert Black, "Çocukları belki zatürree veya başka bir hastalık öldürüyor. Fakat çocuklar iyi beslenebilselerdi zatürree veya başka bir hastalığa hiç yakalanmazlardı" diyor.

Gelişmiş ülkelerdeki çocukların yüzde 42'si herhangi bir tıbbi destek almadan dünyaya geliyor. Aşı olan çocukların sayısı da giderek azalıyor. UNİCEF verilerine göre Afrika'da 1990 yılında çocukların yüzde 62'si kızamık aşısı olurken, 1999 yılında bu oran yüzde 50'ye düştü.

Peki çözüm ne? Anahtar kelime siyasi kararlılık. Ekonomik Kalkınma Ve İşbirliği Örgütü üyesi ülkelerde 47 milyon çocuk sefalet içinde. ABD'de ise fakir çocukların sayısı 12 milyonu buluyor, 9.2 milyon çocuk yeterli bakım görmüyor ve ülkede beş yaşını doldurmayan çocuklar sağlık hizmetlerinden yararlanamıyor.

Modern salgın: Alerji
Yüz yıl önce çocuklar için en büyük tehdidi oluşturan enfeksiyonlar, antibiyotik ve hijyenik ortamlar sayesinde, en azından dünyanın batısında sorun olmaktan çıktı. Ancak enfeksiyona karşı mücadele eden Batı, yeni bir canavar yarattı: Alerji. Alerjiler, günümüzde giderek daha çok sayıda çocuğu tehdit eden ciddi bir sorun.

ABD Cincinnati Çocuk Hastanesi Alerji ve İmmünoloji Bölüm Başkanı Dr. Marc Rothenberg, alerjilerle boğuşan çocuk sayısının yanı sıra, alerjilerin şiddetinin de arttığına dikkat çekiyor. Alerji, vücudun yabancı bir maddeye verdiği aşırı tepki.

Süt, yumurta, fındık...
Uzmanlar, her maddenin alerjiye yol açabileceğini söylese de başlıca maddeler süt, yumurta, fındık, fıstık, balık, kabuklu deniz mahsülleri, soya fasulyesi ve buğday. Bu zararsız maddeler kimilerinin vücutlarında aşırı tepkiye neden oluyor. Belirtiler kaşıntıdan hapşırmaya, kusmadan vücutta iltihap birikmesine kadar geniş bir yelpaze. Alerjiden akciğerler zarar görebilir, astım tetiklenebilir. Hatta hemen müdahale edilmezse öldürebilen 'antifilaksi'ye, yani soluma güçlüğüyle birlikte tansiyonun aniden düşmesine neden olabiliyor.

Alerji nesilden nesile geçebiliyor. Anne-babadan birisi alerjikse çocuğun da alerji geliştirme olasılığı yüzde 30, hem anne hem babada alerji varsa risk yüzde 70. Ancak çocuk anne ve babası ile aynı maddelere karşı duyarlı olmayabilir. Buradan alerji oluşmasında sadece genetik faktörlerin etkili olmadığı sonucu çıkıyor. Zira, son yıllarda alerjik çocukların sayısının hızla artması da kalıtımsallıkla açıklanamıyor.

Steril ortamın intikamı
Burada akla ilk gelen çevresel faktörler. Alerjinin egzoz ve sigara dumanıyla doğrudan alakası var. Çocukların steril ortamlarda yetişmesi de alerjik olmalarında etkili. Birtakım parazit ve bakterilerle mücadele etmeye alışık insan bedeni, steril bir ortamda 'öcünü' fındık, fıstık, buğday gibi zararsız maddelerden almaya başlıyor. Bu bilgiler ışığında vücudun bağışıklık sistemini harekete geçirmek için ilaç arayışında olan uzmanlar, annelere bebeklerin altı ay anne sütüyle beslemelerini öneriyor.

Antibiyotiğe yüklenmeyin
Bakteriler antibiyotiklere karşı bağışıklık kazanmaya başladığı için antibiyotiklerin birçoğu hastalığa etki etmiyor. Aileler, çocuklarına gereğinden fazla antibiyotik yüklemesi yapmamaya dikkat ederek, antibiyotiklerin zaman içerisinde etkilerini kaybetmesini önleyebilir.

Antibiyotikler sadece bakterilere karşı etkili, yani virütik hastalıklar olan grip, soğuk algınlığı gibi durumlarda fayda sağlamıyor. Çocuğunuz grip olduğunda hemen antibiyotiklere sarılmayın. Onun yerine bol bol sıvı tüketmesini ve dinlenmesini sağlayın. Antibiyotikleri sadece doktor tavsiye ettiğinde kullanın.

Karnı ağrıyorsa sorun psikolojik!
Psikoljik sorunlar sadece yetişkinlere özgü değil. Mİlyonlarca çocuk ve ergen (kimi verilere göre her beş çocuktan biri) bir veya daha çok psikolojik rahatsızlık yaşıyor. En büyük sorun, psikolojik rahatsızlıkların belirtilerinin çocuklarda, yetişkinlerdekilerle aynı olmayışı. Örneğin karın ağrısı pekâlâ psikolojik sorunlara işaret ediyor olabilir. Sorunun fiziksel mi yoksa psikolojik mi olduğunu anlamak ise ebeveyn ve öğretmenlere düşüyor. Bu anlaşılamadığı için de psikolojik tedaviye ihtiyaç duyan çocukların sadece yüzde 20'si tedavi altında.

Kaygı bozukluğu yaygın
Anksiyete (kaygı bozukluğu), 9-17 yaş arası çocukların yüzde 13'ünü etkiliyor. Kaygı yelpazesi, sosyal fobiden obsesif kompulsif bozukluğa kadar uzanıyor. Obsesif kompulsif bozukluk en kolay saptanabilen rahatsızlıklardan biri. Çocuğun belirli bir hareketi (örneğin ellerini yıkaması) gün içinde sürekli tekrarlaması bu rahatsızlığın belirtisi olabilir.

Ev ödevlerinden depremlere kadar her şeyi kendilerine dert eden çocuklarsa genel anksiyete bozukluğu kategorisine girebilir.
Depresyonda olan çocuk, yetişkinler gibi tepki vermez. Onlar üzüntülü olmaktan çok öfke doludur. Manik depresif bozukluk da sanıldığının aksine çocukları etkileyebiliyor.

Yüzde 3-5'inin dikkati dağınık
Hiperaktivite ve dikkat dağınıklığı, okul çocuklarının yüzde 3-5'inin sorunu. Daha çok erkeklerde görüldüğü söylense de kimi psikologlar, kızların verdikleri belirtilerin farklı olduğunu, onların hiperaktif olmaktan çok dalgın göründüklerine dikkat çekiyor. Semptomlar anlaşılamadığından hastalık da teşhis edilemiyor. Sonuç kötü olabiliyor: Okulda başarısızlık, kendine güvensizlik ve madde bağımlılığına yatkınlık. Çocuk psikolojisi bilim dünyasının henüz tümüyle keşfetmediği bir alan. Daha sağlıklı nesiller için daha çok araştırma gerekiyor.
(Radikal)
272
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.