Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Çılgın Yarışlar

Çılgın Yarışlar

Birkaç adım atmakla iş bitiyor mu? Hayır bitmiyor... Günümüzde koşu yarışı kavramı klasik anlamından çok uzakta. Everest'e tırmananlar, çamura bulananlar, geri geri koşanlar da var.

8.000 metre yükseklikte, çamurda, aşırı sıcak ya da soğukta, gökdelenlere tırmanarak mücadele edenler, geri geri ya da çıplak koşanlar veya kendini boğalara kovalatanların derdi ne? Neden, bir sürü insan en acayip yarışlara katılmaya ya da şehir maratonlarını izlemek üzere arabalarına atlayıp trafiği tıkamaya meraklı?

Zevk kökenli
İtalyan Spor Psikolojisi Derneği başkanı Stefano Tamorri şöyle açıklıyor: "Bir yarışa katılarak fiziksel ya da ruhsal zevk almak başta geliyor. Koşmak kalp ritmini düşürüyor, ciğerleri genişletip hava tutma kapasitesini artırıyor, haşhaşın içerdiğine benzeyen doğal uyuşturucu endorfinin üretilmesini sağlıyor. Bu, bilinen en kuvvetli ve zararsız uyuşturucu; çünkü bizzat beyin tarafından uygun miktarlarda salgılanıyor, genişleyen ciğerler kanı daha bol oksijenle tetikledikçe dolaşım sistemine karışıyor. Kendini iyi hissetme duygusuna yol açtığından, koşma alışkanlığından vazgeçmek zor. Kendi sınırlarını aşma, çile çekme ve rekor kırma tutkusu da insanı teşvik ediyor."

Yine de bunlar bir başına yeterli sebepler değil. Günlük hayatını normal yaşayan insanların, kaslarını yırtar, kemiklerini aşındırırcasına kendilerini zorlaması başka türlü açıklanmalı. "Herkesle eşit koşullar altında savaşarak bakir toprakları keşfetme tutkusu, günlük hayatın kısır döngüsüne kapılmış ev hanımları, öğrenciler, avukatlar ve hatta şampiyonlara çekici geliyor. Ah 'ben de yaparım!' inadı yok mu..."

İtalya'da Gökyarışı
Koşmak da neymiş? 42.195 kilometrelik Everest Maratonu'na katılırsanız, bu eylem basit bir sözcükten ibaret kalır. Nepal'deki Ana Everest Kampı'na yakın Gorak Shep'ten yola çıkacak (5.212 m.), Namche Bazar'daki (3.446 m.) Şerpa kentine varacaksınız. Nepal'e gitmeyi istemeyenler için Dolomiti Skyrace (Gökyarışı-İtalya) var. Dünyanın yüksek rakımlı kesimlerinde koşulan 20 ayrı dünya şampiyonasından birinde, Fassa Vadisi'nin buzullu, kayalık, kanyonlu Sella arazisinde, 1.702 metrelik yükseklik farkı bulunan parkurda koşmak zorundasınız. Burada koşu, 10 kilometre uzunluğundaki destekli tırmanışla başlıyor, Piz Boè tepelerine (3.152 m.) tırmanılıyor ve 12 kilometrelik bir inişin ardından Canazei'ye ulaşılıyor. Koşuyu 2 saat, 11 dakika, 7 saniye ile bitiren bir yarışçı, henüz kırılmamış rekoru elinde tutuyor. Yarışın en görkemli kısmı, kayalık ve buzul kanyonlu tepelerden geçmek için taş duvarlara gerilmiş iplere tutunurken kronometreye meydan okumak.

Kimi zaman çölde
Dünyanın en zorlu bu parkuru için "İnsanlar, Sables maratonunu koşanlar ve koşmayanlar diye ikiye ayrılır" diyenler var. Fas kumullarında 6 etap halinde koşulan ve 17 yıldır düzenlenen Kum Maraton-ötesi (normal maratonlardan uzun olduğu için böyle adlandırılıyor), neredeyse Sables yarışı kadar zor.

Beslenme konusunda tamamıyla kendine yeter olmanın beklendiği toplam 266 kilometrelik parkurda, yüzlerce katılımcı, öncelikle 42 ve 80 kilometrelik iki sabit etabı tamamlamak zorunda. Gölgede 50 derecede koşmayı sevenlerin alternatifi ise, Ürdün'de düzenlenen Çöl Kupası. Maksimum 60 saatte tamamlanması gereken, 168 kilometrelik duraksız bir koşu bu. Çölde, saatte 60 kilometreyle esen kum fırtınasına yakalanmak da cabası. Her yıl dünyanın 20 ülkesinden gelip katılanların ancak beşte biri yarışı tamamlayabiliyor.

Yarı yarıya çıplak
Ya yiyecek içecek olmaksızın koşulan kent maratonlarına ne demeli? San Francisco Bare-To-Breakers (dev dalgalara çıplak koşmak) yarışının çıplak yarışmacıları, Golden Gate köprüsünden başlayıp, 12 kilometre ötedeki okyanus sahiline koşuyor. İngilizce'deki okunuş benzerliğine gönderme yapılarak uydurulan bu ismin orijinali Bay-To-Breakers ise (Koydan Dev Dalgalara Doğru), giyinik yarışmacılar tarafından koşulan bir maraton. Bare-To-Breakers yarışı doğa aşığı insanları özendiriyor, ama bu iddialı etkinliğe cesaret edemeyenler için, sadece çıplaklar kampında geçen halka kapalı yarışlar da düzenleniyor. En ünlüsü, Avustralya, Victoria'da yapılan Çıplak Eğlence Yarışı. Üstelik herkes çıplak: organizatörler, yarışmacılar ve seyirciler...

Düz koşuyu bırakanlar da var
Yolları normal parkurlarda, giyinik ve spor ayakkabılarıyla arşınlayan, ama geri geri koşanlar başka bir telden çalıyor. Bunlara terskoşanlar (www.retrorunners.com) deniyor. 1.000 metrelik bir parkuru geri geri koşarak üç kere tamamlamak gerekiyor. Geri geri koşmanın bir aşırılık olduğuna inanıyorsanız tekrar düşünün: Düz koşuya göre kalbi % 24 daha fazla çalıştırıyor (% 60 yerine % 84); nabız ise dakikada 162 değil, 184 kez atıyor. Kas sistemini, iskeleti, özellikle bacakları ve dizleri fazladan çalıştırıyor, üçte bir oranında daha çok kalori yaktırıyor. Yaratıcılık, kendine güven ve farklı bir şeyler yapma duygusunun yararlı etkileri de hesaba katılmalı. En sıkıcı durumsa, normal start hareketinin tersine elini yere koymak; çünkü bu dengeyi yitirmek anlamına geliyor.

İnsanı, ayaklarına kanat takarcasına koşmaya ne özendirebilir? Azgın boğalar olmasın? Nitekim, dünyanın en tehlikeli koşusu "Encierro". İspanya, Pamplona'da yapılan boğa yarışları, 7-14 Temmuz tarihleri arasında kutlanan San Firmino festivalinin ayrılmaz bir parçası. Boğa ağılından salınan hayvanların Plaza Del Toros'a (Boğa Meydanı) ulaşmalarına dek süren iki dakikalık bu yarışa, koşu demek belki daha doğru. Kentin 790 metrelik çıkışı olmayan bir koridora dönüştürülmüş sokaklarında, boğaların boynuzlarıyla toynaklarından kaçarak koşuluyor

Kimi zaman buz üstünde
Diğer parkurların bütün zorluklarına rağmen, insan vücudunu ve iradesini en çok zorlayan koşu, meridyenlerin birleştiği kutuplarda koşulan maratonlar. Küresel Tur Maceracıları'nın (Global Expedition Adventurers) düzenlediği yarış, -50 derecede saatte 60 kilometreyle eserek insanı kör eden dondurucu rüzgârlarda, 180 santimetrelik kalıcı buz tabakasının, yani Kuzey Buz Denizi'nin üstünde koşuluyor.

Yaşam kiti, kurtarma kemeri ve beklenmedik buz kırılmalarına karşı suda batmamak için can yeleğinden oluşuyor. New York Maratonu'nda toplanan kalabalığı beklemeyin, Kuzey Kutbu'nda yarışanların sayısı 10'u geçmiyor. Uluslararası İletişim Ağı Macerası'nın (International Network Adventure) düzenlediği Güney Kutbu yarışı ise, 89.5º Kuzey Enlemi'nden başlayıp, 42 kilometre güneyde sona eriyor.

Güney Kutbu, "yumuşak" deniz ikliminin hüküm sürdüğü Kuzey Kutbu'nun tersine, çok daha acımasız bir kara ikliminin etkisinde olduğundan, dünyanın en zorlu parkurunda koşuluyor. Kendini tatmin etmekten başka ödülü de yok, çünkü 25.000 dolarlık cüzi ödül katılım bedeline eşdeğer.

Asansörlerle yarış
Nedense dikey yarışlar kimsenin aklına gelmez. Oysa, 25 yıldır gökdelenlerin tepesine merdivenlerden çıkanlar var. En ünlüsü 81 katlı, 1.556 basamaklı Empire State binası (New York, Manhattan). Paul Clarke 9 dakika, 53 saniye ile bu tırmanma rekorunu elinde bulunduruyor. Sınırlı sayıda katılımcıya izin verildiğinden, katılamayanlar şansını başka yerlerde deneyebilirler: Chicago (John Hancock Center), Dallas (Nation Bank Tower), Indianapolis (American United Life Building), Montreal (Olympic Tower) ve gezegenin diğer tarafındaki Singapur'da Westin Stamford Oteli (800 yarışmacı, 73 kat ve 1336 basamağı çıkıyor).

Sayılarla Maraton
  • 42.195: Atina ve Marathon kentleri arasındaki uzaklık ve maratonun Philippides'in koşusunun anısına kabul edilen parkur uzunluğu. M.Ö. 490 yılında yorgunluktan ölene dek koşan bu asker, Atina'nın Persleri yendiği haberini yetiştirmişti.

  • 1896: Maratonun olimpiyatlar kapsamına alındığı tarih.
  • 200: Dünya çapındaki maratonlara şimdiye kadar 200 milyon kişi katıldı.

  • 107: New York Maratonu'na her yıl katılan 32.000 kişinin uyruğu olduğu ülkelerin sayısı.

  • 30: Maratoncular genellikle 30. kilometrede kalp krizi geçiriyorlar.

  • (Focus)
    480
    dahafazlası
    YORUMLAR
    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.