Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Cihangir Cumhuriyeti

Cihangir Cumhuriyeti

Cihangir, bakkalından manavına, taksicisinden kahvehanecisine mahalle gibi mahalle. Cihangir'in yeni popüler kimliğinden rahatsız olanlar da var, bunun için Cihangir'i tercih edenler de... Adını, Kanuni'nin ölen oğlu Cihangir anısına yaptırdığı camiden alan semtte kiralar, moda olmasıyla orantılı yükseliyor. Cihangir sakinleri, Cihangir kaçakları, Cihangirli olmayı Tempo'ya anlattılar.

Cihangir âlemleri bir âlem. Gazeteciler, modacılar, profesörler, yazarlar, çizerler, sinemacılar, müzisyenler, ressamlar, İtalyanlar, İngilizler, Almanlar, az sayıda da olsa o eski azınlıklar... Bu zamana kadar dost kalabilmiş, hâlâ 'mahalle gibi mahalle' Cihangir. Taksicisinden manavına, bakkalından kahvecisine kendi içinde bambaşka bir dünya. Son zamanlarda başlayan 'Cihangir Cumhuriyeti' söylemleri ve yeni mekânlarıyla gitgide popülerleşen Cihangir de cabası. Halbuki çok değil, bundan 10-15 yıl öncesine gittiğimizde Cihangir bu kadar da popüler değildi. Kiralar bu kadar artmamış, "Cihangirli olmak" bu kadar moda olmamıştı. Çok çok eskilere; Cihangir'in ismini aldığı Osmanlı zamanlarına gidersek, karşımıza insansız, ama bol manzaralı; denizden kayalık halinde yükselen bir tepe çıkıyor. Kanuni Sultan Süleyman'la Hürrem Sultan'ın küçük oğulları Şehzade Cihangir'in genç yaşta ölmesiyle padişah, bahsi geçen tepeye 1559-1560 yıllarında bir cami inşa ettiriyor. Mimar Sinan tarafından yapılan camiye Şehzade Cihangir'in adı veriliyor ve semtin adı Cihangir oluyor. Yalnız o zamanların Cihangir'i bir yerleşim alanı olmaktan çok, bir camiden ibaret. Fındıklı'dan kayalıklar içine oyulmuş merdivenleri kullanıp camiye gidiyor insanlar. Cihangir'in yoğun bir yerleşim bölgesi oluşu 19 yy. sonlarına denk geliyor. Gayri Müslim azınlıkların oturduğu Cihangir'e, 1920'lerden sonra Beyoğlu'na gelen Beyaz Rus göçmenler yerleştiriyor. 1934 tarihli şehir rehberinde semt, Cihangir ve Pürtelaş Hasan Efendi adlı iki mahalleden oluşuyor. 1930-40 ve 50'li yıllarda Beyoğlu'ndaki eğlence yerlerinde çalışanlar Cihangir'e kayınca, semt yavaş yavaş kendisine geliyor. Lüks binalar yapılmaya başlanıyor ve tabipler, ünlü diş hekimleri Cihangir'in o zamanki halkını oluşturuyor. 80'ler ve 90'lara gelindiğindeyse, Cihangir'de öğrencileri ve 'aykırı' tipleri görmeye başlıyoruz. Bu dönemde travestileri ve diğer muhalif tiplemeleri ile Cihangir 'tu kaka' bir semt haline gelse de, muhaliflerin sanatçılara dönüşmesi semtin yıldızını yeniden parlatıyor. Bu pırıltı, basının ilgisi ve Beyoğlu'nun dolması ile birlikte iyice artıyor ve tırnak içi 'Cihangir Cumhuriyeti' böylece oluşuyor. Şu anki durum itibarıyla kiralar fazla abartılı olduğundan, öğrenci kesimini artık Cihangir'de görmek pek mümkün değil. Hatta çok paraları olduğu düşüncesine kapıldığımız ünlüler bile şikâyetçi bu durumdan. Öyle ki Cemil İpekçi bile çok sevdiği semti kiralar yüzünden terk etmek zorunda kalmış. Ünlüleriyle birlikte ünlenen Cihangir, bu durumdan çok da şikâyetçi olmasa gerek. Bu sene ikinci yılını kutlayan yerel gazetesi Cihangir Postası, Cihangir Güzelleştirme Derneği ve bilinçli semt sakinleri ile Cihangir, gitgide güzelleşme yolunda çünkü. Otopark halinden park haline gelen Cihangir Parkı, restore edilmiş evler ve engellenen kaçak yapılar da bunun örneği. Şu anda Ataköy gibi 'ruhsuz' yeni semtlerin yanında, mahalle ruhunu koruyan bir Cihangir var. Kasabından yönetmenine, insanları Cihangir'de tutan en önemli unsurlardan biri de bu. Çoğu, azınlıkları ve travestileri bol Cihangir'i özlese de, şu an ellerinde olanı korumaya ve sahiplenmeye devam ediyorlar...

Serra Yılmaz (Oyuncu)
Serra Yılmaz, 37 yıldır Cihangirli. Bu durumu 'damardan Cihangirlilik' olarak adlandırıyor. Yılmaz'ın güzel İtalyanca'sının başlıca sebebi Cihangir'deki çocukluğuna uzanan güzelim İtalyan komşuları. Cihangir'in en sevdiği yanı 'kurallara uygun' bir semt olmayışı. Son durum itibarıyla pek fazla kalmasalar da, Pürtelaş'ın konsomatrisleri, travestileri ve onlar gibi bir dolu 'aykırı' karakter Cihangir'i, Cihangir yapan faktörlerden. Tüm bu 'tehlikeli' tiplere rağmen 37 yıldır herhangi bir sorunla karşılaşmaması da Cihangir'in bir başka güzelliği. Bir de tabii işkembe çorbacısından, ayakkabı boyacısına eve servis durumu var. "Bütün derdimi unutturuyor" dediği şahane manzarayı da atlamayalım. Favori mekânlarına gelince; Doğa Balık ve Kahvedan ilk sıralarda.

Savaş Ay (Gazeteci)
Savaş Ay, Cihangir'e taze taşınanlardan. Ofise yakın olsun diye Arnavutköy'den kalkıp Cihangir'e gelmiş. Amma ve lakin 'Cihangir' pek umurunda değil. Tek derdi; âşık olduğu Üsküdar'a karşıdan bakmak. Bu durumda direkt 'kötü Cihangirli' oluyor. Ona göre Üsküdar'ın kedileri bile Cihangir'e beş çeker. Savaş Ay'ın favori mekânları arasında kır kahvehanesini andıran Firüzağa Camii'nin önündeki kahvehaneler ve 5-6 poğaça alıp yediği Elvan Pastanesi. Favori insanları arasında da kahvehaneciler ve has delikanlı çocuklar dediği Cihangir ve Akyol Taksi'nin taksicileri geliyor.

Mehmet Güleryüz (Ressam)
Mehmet Güleryüz, dönüp dolaşıp Cihangir'e gelenlerden. Paris, New York, Rumeli Hisarı derken, 20 yıllık bir aradan sonra son durak yine Cihangir. 'Cihangirlilik' mevzuu için; "Ev evdir kardeşim" deyip geçse de; 50 yıllık bir Cihangir var kafasında. Eski, Rumlarla dolu ara sokaklar çok daha değerli orada. İstanbul'un el değiştirmesinden kaynaklı yeni sakinlerle arası pek iyi değil. Bir de 'züppeler' dediği bir kısım Cihangirliden pek haz etmiyor. Şöyle: "Bu insanların gelişiyle semt de değişti. Ben şu yokuşu 1958'den beri çıkıyorum. Kim ne Cihangirliliğinden bahsediyor? Fındıklı'da kayıkların olduğu zamanı bilmeyen insanlar Cihangirli olup, kahvehaneye gidiyorlarsa, onların olsun o Cihangir."

Orhan Duru, Sezer Duru (Gazeteci-Yazarlar)
Sormageç, Bozkurt olursa... Orhan Duru ve eşi Sezer Duru, Cihangir yokuşunda nişanlanmışlar. Yazlarını Kaş'ta, kışlarını ise Cihangir'deki 1910 yapımı evlerinde geçiriyorlar. Cihangir'in en iyi tarafı merkezi olması onlar için. "Bulgar sınırına dayanan yeni mahallelerle karşılaştırıldığında, insanların yüzlerini görmediğin sitelere baktığında, esnafı ve halkı ile tam bir mahalle" diyor Sezer Duru. İkili, semtin son zamanlarda fazla kalabalıklaşmasından şikâyetçi. Bir diğer sorun da sokak isimlerinin değiştirilmesi. Mesela sonradan Bozkurt olan Sormageç. "Türkleştirme durumu sokaklar kadar insanlarda da geçerli. Üç tane mi Rum kaldı acaba?" diye soruyor Sezer Duru. En büyük isteği ise, Tophane'nin üstünde kalan nefis manzaralı yerin bir parka dönüşmesi...

Halit Refiğ, Gülper Refiğ (Yönetmen - Müzisyen)
Halit Refiğ, 1967'de Metin Erksan, Duygu Sağıroğlu gibi sinemacı arkadaşlarına komşu olmak niyetiyle geldiği Cihangir'de takılıp kalanlardan.. Sinemacı birinin Beyoğlu'ndan uzak olması düşünülemez elbet. Meslektaşlarıyla başlattığı Cihangirlilik ilişkisi 1975'te evlendiği Gülper Hanım'la birlikte değişmeğe başlamış. Dostlukların büyük kısmı kedi yakınlaşmaları üzerine kurulur olmuş. Şu an Cihangir'de olmalarının en büyük sebebi de Gülper Hanım'ın kedileri ve kedisever diğer arkadaşları. Halit Refiğ'in filmlerindeki Cihangir'e gelince; 'Gurbet Kuşları', 'Kurtar Beni', 'Fatma Bacı' ve en son filmi 'Gelinlik Kız'da Cihangir havaları yoğunlukta. Bu arada TRT'nin çektiği Halit Refiğ belgeseli de Cihangir'de başlıyor.

Hülya Aksular (Balerin)
Hülya Aksular, 9 yıldır Cihangir'de. Geliş sebebi ilk etapta, operaya yakınlığı ve kızı Sude olsa da; kendisi şu anda tam bir Cihangir tutkunu. "İnsani boyutta yaşamayı seçenlerin sıcak yuvası" diyor. Bayağı bir parayla kaybettiği cüzdanının, esnaf tarafından beş kuruş eksiksiz kendisine teslim edilmesi de bu sıcak yuva hikâyesinin bir kanıtı. Kızı Sude'nin Cihangir'de doğması da onun için çok önemli... Yazları sıkça gittiği Kahvealtı favori mekânları arasında. İki kere de Kemancı'ya gitmiş. "Beni orada görenler' şok geçirdiler diyor. Aksular'ı en fazla ilgilendiren kitapçılar. Bu arada kendisinin acayip planları var. "Cihangirliler daha beni tanımadı. Motor alıp burada bambaşka bir hava yaratacağım" diyor. Ardından; "Cihangir'i ben biliyordum ama bundan sonra Cihangir beni bilecek" geliyor.

Işık Öğütçü (Ticaretle uğraşıyor. Orhan Kemal'in oğlu)
Orhan Kemal'in oğlu Işık Öğütçü, 2000 yılında Orhan Kemal Müzesi'ni açarak Cihangir'de bir ilki gerçekleştirdi. "Cihangir, 100 yıllık binası ile, tarihi dokusuna uygun bir genel kültür merkezine kavuştu" diyor. Semte böylesi bir kültürel boyut getirmekten oldukça mutlu. Sanatlar sanatçılarla, sanatçılar da sanatla yaşıyor çünkü. Kendisi esasen Cihangir'de yaşamasa da, müzeyle birlikte o da Cihangirlilikten nasibini almış. Kahvedan ve Özkonak Muhallebicisi sevdiği mekânlar arasında. "Orhan Kemal yaşasaydı sanatçıların yoğunlaştığı Cihangir'de mi olurdu acaba?" sorumuza, "Pek sanmıyorum. O zamanlar ortam farklıymış. Şimdiki yazarlar ve Orhan Kemal farklı dünya görüşlerinin insanları. Şu anda bir yazar, bir ayını sadece bir yazıyla kurtarabiliyor" cevabını veriyor.

Ramize Erer (Karikatürist)
15 senedir Cihangir'de yaşayan Ramize Erer'in Cihangir macerası, Akademi'de okurken Kazancı'daki arkadaş evlerine takıldığı zamanlarda başlamış. O zamanlar en büyük hayali Cihangir taraflarında bir atölye sahibi olmakmış. Son günlerde yapılan 'Cihangir Cumhuriyeti' gibi genellemelerin kendisini semte yabancılaştırdığını söylüyor. Kahve'nin moda olma durumu da rahatsızlıklar arasında. Yine de "Beyoğlu'nun kalabalığına girmeden Beyoğlu'nda olmak güzel" diyor. Kahvedan vazgeçilmez mekânı. Favori mekânları arasına yeni açılan Symra da eklenmiş. "Cihangir Parkı'nda kapıcıyla yan yana oturan yaşlı Fransız kadın" gibi görüntüler Ramize Erer için Cihangir'i Cihangir yapan nedenlerden. "Çizdiğiniz bant karikatür 'Kötü Kız' Cihangirli mi?" sorusunun cevabı da; "Kesinlikle evet!"

Cemil İpekçi (Modacı)
Cemil İpekçi'nin Cihangirliliği çok eski. Annesinin annesi, onun da annesi, hatta onun bile annesi Cihangirli. Ancak son dönemde başlayan 'moda'yla artan kiralar sebebiyle sürgünde. Şu an, haz etmediği ve 'çhon çhonlar diyarı' dediği Maçka'da oturuyor. Kalbi ise hâlâ Cihangir'de. New York ve Paris'in Cihangir'e benzer eski ve freak semtlerini örnekleyip, buradaki durumun çarpıklığından yakınıyor. "Tamam Paris'te de kiralar pahalı ama ev en azından koruması ve tesisatıyla bunu hak ediyor" diyor. "Öyle Armani, Versace kafelerinin olduğu yerler bana uygun değil" diyerek Nişantaşı'nı taşlayan İpekçi, underground mekânları seviyor. Çünkü kendisi de öyle. Cemil İpekçi'nin çocukluğu hep Cihangir sokaklarında geçmiş. Üç dilin konuşulduğu, Paskalya çöreklerinin ve toplu iftarların yapıldığı Cihangir'i özlese de yakınmıyor. "Yaşlanınca insanlar böyle oluyor" diyor. En sevdiği mekânlar, eski kıyafetlerin de satıldığı Kahvealtı ve tabii ki Çukurcuma... Çukurcuma'dan küçük alışverişler yapıp tünele doğru yürümek en güzeli...

Güzin Gürel (Soprano, ses doktoru)
Güzin Gürel, 1979'dan beri Cihangir'de. Şu anda mimar eşinin tasarımını yaptığı şahane evinde yaşıyor. Evin üst katı ise bir dolu çiçekle bezenmiş bir bahçe. Öyle bir bahçe ki, karşı evlerden dürbünle izlenilecek kadar güzel. "Tam bir gurmeyim" diyen Gürel için Cihangir'de olmanın en iyi tarafı Balık Pazarı'na yakın oluşu. Böylece eve gelen öğrencileri ile envai çeşit yemekler yapıp, o güzel manzarada güzel güzel yiyorlar. Bir gurme olarak tabii ki en sevdiği şeylerden biri Cihangir'in vazgeçilmez Çağdaş marketi. Hiç sevmediği kazandibini de Halit Refiğ, Özkonak'tan alıp getirince sever olmuş. "Yurtdışındaki tanıdıklara bile götürüyorum" diyor.

Atıf Yılmaz - Deniz Türkali (Yönetmen-Oyuncu)
Atıf Yılmaz'ın Cihangir'le olan ilişkisi çok eskilere dayanıyor. Onun da kaderini tabii ki sinemacı oluşu belirlemiş. Kahvedan, Atıf Yılmaz ve eşi Deniz Türkali'nin en favori mekânı. Deniz görmeden yaşayamayan Deniz Türkali için elbette ki Cihangir demek ilk etapta manzara demek. Bir de kediler tabii. Öyle ki kedilere pek bir düşkün olmayan Atıf Yılmaz da artık onlarla daha ilgili. "Sokaktaki kedilerin ismi bile var Cihangir'de" diyor. Ardından Osman geçiyor, Hüsniye geçiyor... Cihangir'de olma sebebini "Bir yandan hayatın göbeğinde olup, bir yandan da kendinize ait bir dünyayı korumak" olarak açıklıyorlar. "Steril hayat sevmem. Ulus, Etiler bana göre değil" diyen Türkali için Cihangir tam biçilmiş kaftan. En büyük şikâyeti ise, alternatif yaşamın en güzel temsilcisi travestilerin artık Cihangir'de olmamaları. "Cihangir'in Atıf Yılmaz filmlerinde çok yeri var mı?" sorusunun cevabı "Maalesef hayır" oluyor. "Nedense özel hayatıma dair hikâyeler filmlerime girmiyor" diyor Atıf Yılmaz. Doğa Balık, Kahvedan, Çiçek Bar, Lüküs Hayat Börekçisi ve Deniz Türkali'nin önünde ölü yıkama mermeri bulunduğu için 'mezar kafe' dediği Firüzağa Kahvehanesi favori mekânları arasında. Bu arada favori mekânlara Alman Hastanesi'ni eklemeyi de atlamıyor Atıf Yılmaz.
(Tempo)
766
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.