Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Cicişler'den bomba itiraflar: Hayatımda sadece üç...

Cicişler'den bomba itiraflar: Hayatımda sadece üç...

Takipçi sayıları 400 bin, kimse istemese de hep gündemdeler. Peki gerçekte nasıl kadınlar? İşte Esra-Ceyda Ersoy kardeşler namıdiğer Cicişler...

Güncellenme tarihi: 28.04.2014

ESRA CEYDA ERSOY KARDEŞLERİN TWITTER FOTOĞRAFLARI

Cicişler'le Habertürk gazetesinden Işıl Cinmen konuştu:

İlgimi ilk çektiklerinde yıl 2009'du.
Aziz Kedi, Endirekt Serbest Vuruş köşesinde Esra ve Ceyda Ersoy'la kendi tarzında bir röportaj yapmıştı.
Sonra sinir uçlarımı harap eden o "ciciş" lafı, talep etmeden hayatlarımıza nüfuz eden tüm diğerleri gibi, gündelik yaşantı içindeki yerini aldı.
"Şuna bak! Fotoğrafı gördün mü?"
"Aman Tanrım yine olay çıkarmışlar!"
"Şimdi de polisle mi kavga etmişler?"
"Anneleri, babaları ne diyor onla hakkında?"
"Rol mü yapıyorlar yoksa göründükleri gibiler mi?..."

Derken takipçi sayıları dört yüz bine ulaştı, gazeteler onlarsız yapamadı, tüm Türkiye kendileri hakkında, iyi ya da kötü, bir bilgi edindi. Dünyadaki diğer "önemli" konular dururken, onlarla ilgilenmek "ayıp"tı, "gereksiz"di, "sinir bozucu"ydu fakat çoğu kişinin kafasındaki manşetlerin birinin tapusu da onlardaydı.

Ben anneleriyle konuşmak istedim. Mersinli muhafazakâr bir ailede yetişen bu iki kardeşin toplumsal normlara hiç aldırmadan süren yaşantılarını o nasıl karşılıyordu? Onun değer yargıları zaman içinde değişmiş miydi? Esra ve Ceyda'nın medyada gösterdikleri yüzleriyle, onun kuzucukları arasında ne fark vardı? Bir anne olarak üzerinde baskı hissediyor muydu? O konuşmak istemedi. Ama Esra (E) ve Ceyda'yı (C) Bodrum'da bulunca, "O halde siz anlatın" dedim ve dört saat boyunca, oturduğumuz çimlerden kalkamadık.

Nasıl bir hayatın içine doğdunuz?

E: Mersin'de, üç katlı bir villada doğduk. Bunu söylemek yadırganmamalı çünkü kimi gecekonduda doğar, kimi villada. Biz villada doğduk, özel okullarda okuduk. Üniversiteye kadar Mersin'de yaşadık. Fazla sorunla karşılaşmadan, sıkıntısız büyüdük.

Muhafazakâr bir aile mi yoksa modern mi?

C: Mersinli bir aile... Onları belki modern tutucu diye tanımlayabiliriz.

E: Lisede gece dışarı çıkma gibi bir olay yoktu hayatımızda mesela.

Tanınmaya başladığınız zaman anne ve babanız nasıl tepki verdi?

E: Anne baba değil de, tüm aile diyelim... Bir küslük oldu aramızda.

"HABER SPİKERİ OLMAMIZI BİLE İSTEMEZLERDİ"

Anneniz nasıl bir kadın?

C: Annem merhametli bir insandır. Yaptığımız bazı hareketlere kızdığında ona durumu anlatabiliyoruz. "Anne, ben öyle yapmak istememiştim" dediğimizde anlıyor. Ama babam ve ailemizin erkek bireyleri daha katı, tutucu.

Babanızla konuşmuyor musunuz?

E: Konuşuyoruz aslında ama hala biraz sitemkar...

C: Ailemiz çocuklarının televizyondan para kazanmaya çalışan insanlar olmasını istemezdi. Şöhretli insanlara karşı hep bir tepkileri vardı.

E: Bırakın böyle ciddiyetsiz görünen bir imajımız olmasını, haber spikeri olmamızı bile istemezlerdi. Tiyatro okumak istediğimi söylediğimde, "Hayır, bunu okuyup ne yapacaksın?" dediler, oysa çok istiyordum. Ceyda'nın Miss Turkey'e katılması gerektiğini söyleyenler oluyordu ama elbette ona da karşı çıktılar.

Aileden sizi tehdit eden oldu mu hiç?

C: Hayır, bizi severler ama bazılarıyla konuşmuyoruz. Kırgın oldukları konular var fakat nedensiz bizce... Herkes işini yapıyor.

E: İnsanın ailesiyle aynı görüşte olması gerekmez. Ben eğlendiğim işten para kazanmak istiyorum. DJ'lik, sunuculuk, açılışlar, reklam, televizyon... Benim işim bunlar.

Onlar sizin ne iş yapmanızı istiyorlardı?

E: Babam gıda ticaretiyle uğraşıyor, bahçeleri var Mersin'de. Ben turizm okudum, okul bitince, "Sana bir butik otel açalım. İşinin başında dur, başkasının işinde çalışma" dediler ama benim istediğim otel işletmek değildi ki... Öncelikli isteğim Mersin'den gitmekti.

C: Bense Mersin'de kalmak için yapmadığımı bırakmamıştım. Ben, "Türkiye'ye açılmak istiyorum" diyen bir kız değildim. Hep Mersin'de yaşamak istiyordum ama bir çıkınca geri dönmek aklıma bile gelmedi.

"ŞU ANDA BİR İLİŞKİM VAR AMA ESKİ SEVGİLİMİN YERİ AYRI"

İnsanlar size "ikiz" diyor oysa aranızda yaş farkı var, değil mi?

E: Ben Ceyda'dan dört yaş büyüğüm. Üniversite için Ankara'ya önce ben gittim; Bilkent Üniversitesi Turizm bölümünden mezun oldum. Ceyda da Bilkent'e girdi ama sonra İstanbul'a, Kültür Üniversitesi Halkla İlişkilere geçiş yaptı. İstanbul'a gelişimiz böyle başladı aslında. Biraz da Ankara'dayken çok sevdiğim erkek arkadaşımı sinirlendirmek amacıyla "Güzel ve Dahi" diye bir reality show programına katılmak için...

Nasıl bir ilişkiniz vardı o erkek arkadaşınla?

E: İlişkimiz sekiz yıl önce başladı ve dostluğumuz hala devam ediyor. Şu anda benim başka bir erkek arkadaşım var ama onun yeri hep ayrıdır, beni hala kıskanır. İlk zamanlarda peşimden çok koşmuştu ama birlikte olmaya başladıktan sonra rahat davranmaya başladı, biraz da çapkındı. Ben de çok kıskançtım ve Hürrem gibiydim; istediğimi yaptıramayınca çatlardım. Onu kıskandırmak için başkalarıyla gezerdim, onun istemediği kişilerle... Bir süre sonra bu yaptıklarım etkisiz kalmaya başladı, başka ne yapabilirim diye düşünürken Show TV'de Fatih Aksoy'un yaptığı programı duydum. "Güzel kızlar! Ben çok güzelim diyorsanız, alışveriş yapmayı seviyorsanız işte burası sizin yeriniz" diyordu, anonslar "8 güzel kız havuzda" diye yapılıyordu. Tam onun kıskanacağı şeyler... Ben de hemen başvurdum.

"EINSTEIN ELEKTRİĞİ BULDU DEDİM; OLAY OLDU"

Ceyda sen ne diyordun bu işe?

C: İlk söylediğinde şaka yaptığını sandım. Bir kere Esra televizyon izlemezdi bile, "Ne alakası var?" diye düşünüyordum. Televizyonda çalışmaya tamamen karşıydım aslında... En iyi okullarda okuduk, üniversite bitirdik, "Bu mudur yani?" dedim. Neymiş erkek arkadaşını kıskandıracakmış! Deneme çekimlerine ben de yanında gittim. Yapımcılar benim de katılmam için çok ısrar ettiler ama istemedim.

Sonra?

E: Programda güzel kızlar, zeki erkeklere sosyalliği öğretiyordu. Ben, bana düşen erkeğe sürekli iş yaptırıyordum; "Yemeğimi getir, ojelerimi kurut" falan... Bir gün çok sıkıldım ve "Einstein da bu kadar sıkılırken elektriği buldu herhalde" dedim, olay oldu.

"BİLGİSİZLİK, APTALLIK DEMEK DEĞİLDİR"

İlgi çekmek için mi böyle dedin yoksa elektriği Einstein'ın bulduğunu mu sanıyordun?

E: Öyle sanıyordum. İnsanlar bunun aptallık olduğunu söylüyor oysa aptallık ve bilgisizlik başka iki şeydir. Ben zeki bir kadınım ama bazı konularda bilgi eksikliğim olabilir, hepimizin var. Fatih Aksoy da bana "Medyapım'da gördüğüm en zeki kızsın" demişti. Neyse, "Güzel ve Dahi" Türkiye'ye biraz fazla geldi ve üç bölüm sonra yayından kaldırıldı. Dizi, reklam teklifleri derken, Ceyda da dizide oynamaya başladı.

C: ikimiz de Hayat Güzeldir dizisinde oynuyorduk. Sonra bir trafik kazası geçirdik. Arabayı biz kullanmıyorduk, ölümden döndük. Çıktığımızda kameralar vardı dışarıda. Polisle ilk defa karşılaşıyorduk ve zaten ne yapacağımızı bilemiyorduk. Biz kazalı durumundayız ama polis bize "şüpheli" diyor, bizi polis aracına bindirmek, karakola götürmek istiyor. Bizse o an "Ölmek üzereyiz" paniğindeyiz. "Kafamı çarptım, kim bilir başımda şu anda neler oluyordur?" diye korkuyoruz. Tabii kameraların önünde olaylar çıktı. Birçok insan kazadan sonra ünlü olduğumuzu düşündü. Oysa biz zaten televizyonda çalışmaya başlamıştık. Kazadan sonra ailemizle aramız bozuldu.

"BİZE DAHA ÇOK SAYGI DUYULMASINI İSTİYORUZ"

"Polisle ilk defa karşılaşıyoruz" dediniz, kaç yaşında?

E: Ben 22, Ceyda 18. Çocuk yaştayız; daha kişiliğimizin oturmamış olması bile normaldir. Ben hayata geç atıldım çünkü hep ailemin gözbebeği olarak büyüdüm. Pembe bir hayatın içinde yetiştim. Mezun oldum, bu defa erkek arkadaşım ailem gibi oldu. Hiçbir şey bilmiyordum. Evin elektrik faturası nasıl ödenir, onu bile bilmiyordum. O yüzden bir polisle karşılaşınca nasıl davranmam gerektiğini bilemedim. Haklıysam haklıyımdır diye düşünüyordum. Oysa o polis, devlet ona bir yetki vermiş...

Yani?

E: Yani ben haklı da olsam, haklılığımı farklı bir yerde aramam gerekir, o sırada orada aramamam gerekir. Geç de olsa öğrendim bunu. Mağdur olan taraf olmama rağmen zarar gören taraf ben oldum. O yüzden bu konuya hiç girmeyeyim.

"Ciciş" lafı nereden çıktı?

C: 2009'da Cine5'te yaptığımız bir programı açarken "Günaydın cicişler" deyiverdim. Sonra Okan Bayülgen programında bize takılırken hep "ciciş" dedi ve biz "ciciş" olarak kaldık.

Seviyor musunuz Okan Bayülgen'i?
C: Okan Bayülgen'i severiz. Çok tatlı bir dille espri yapıyor. Kendini komik olmak için kasmıyor. Gerçekten mizah yapıyor.

"TATLI, SEKSİ, EĞLENCELİ VE DOĞALIZ"

Peki, toplumdaki imajınızdan memnun musunuz?

C: Evet, sadece bize daha çok saygı duyulmasını istiyoruz. Ailemizden böyle görerek yetiştik, her kadında saygı duyulma ihtiyacı vardır zaten...

Hakkınızda söylenenlerden, yorumlardan rahatsız oluyor musunuz?

C: Eleştirilere, kötü yorumlara alıştık ama alışana kadar iyi mücadele verdiğimizi düşünüyorum. Sonuçta bizim ülkemiz Amerika değil; kültürümüz, dinimiz çok rahat değil. Ama halk bizi olduğumuz gibi sevdi çünkü tatlı, seksi, eğlenceli ve doğalız. Bizi çok seven yaşlı teyzeler ve örnek alan genç kızlar var, mailler atıyorlar "Sizin gibi olmak istiyoruz" diye...

"MUHAFAZAKÂR TARAFTAYIM"

Bu iyi mi?

C: Normal. Çünkü aslında bizim yaptığımız çok çılgınca bir hareket yok. Tüm gençler, ailelerinden gizli gece dışarı çıkar, içer, eğlenir ama annesine "Esma'dayım" der. Biz "Esma'dayım" demiyoruz, tek fark bu. Eğlenmek için çıkıyoruz ve eğleniyoruz.

E: Yaptığımız kötü bir olay yok. Dışarı erkeklerle çıktıysam çok dikkatli olurum, bana el kol hareketi bile yapamazlar. Ama gece kulüplerinde kızları görüyorum, yaptıklarını resmen ayıp buluyorum ama o kızlar kalkıp bizi eleştiriyor. Ben muhafazakâr taraftayım; kadınlar kendilerinin değerini kendileri düşürdüler çünkü çok kolay oldular, oysa bu yanlış. Yabancı ülkelere göre Müslüman ülkeleri kendime daha yakın hissediyorum.

Seksi olmanın gücünü ne zaman fark ettiniz?

C: Ben hep çocuksuydum; olmanın gücünü üniversite yıllarımın sonlarına doğru keşfettim.

E: Ben lise 1'de keşfetmiştim valla!

"ÜÇ ERKEK ARKADAŞIM OLDU"

Sevgiliniz var mı?

C: Sevgilim yok ve çok az erkek arkadaşım oldu. Hatta sayısını söyleyeyim: üç. Çok seçiciyim; beni uzaktan burnu havada, aldatan, aklı fikri eğlenmekte olan bir kız gibi görüyorlar ama böyle olmadığımı kanıtlamak için ülkedeki tüm erkeklerle birlikte olamam. Beni gerçekten tanıyanlar ne kadar evcimen ve sadık olduğumu bilir.

E: Erkek arkadaşım beni elde etmek için çok uğraştı ve şu anda da beni elinde tutabilmek için hediye yağmuruna tutuyor. Başkaları ne düşünürse düşünsün, önemli olan ikili ilişkilerimiz.

Sevgilin fotoğraflarından rahatsız olmuyor mu?

E: Hayır, "Herkes bakıyor, herkes arzuluyor ama ben sahibim" diyor. Gurur duyuyor.

Evlenmek istiyor musunuz?

C: Doğru erkeği bulursam evlenmek isterim.

Doğru erkek ne demek?

C: Doğru erkek benim için, adam gibi adamdır. Onun için birçok şeyden vazgeçerim, işten de... Eğer istediğim her şeye sahipse tabii.

870
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.