Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Cannes'da müziğin birleştirici gücü

Cannes'da müziğin birleştirici gücü

Fatih Akın, Türkiye'deki çok renkli müzik kültürünü anlattığı yeni filmiyle jüri arkadaşı Salma Hayek'in beğenisini kazandı.

Festival hız kazanırken, Gus Van Sant'ın 'Son Günler'iyle Michael Haneke'nin 'Saklı'sı (Cache) dışında en çok beğenilen filmler yarışma dışı gösterilenlerdi.

Suçluluk ve öç alma duygularının ağır yükünü mesafeli bir yaklaşımla anlatan Haneke, duyarlı, alışılagelmiş kışkırtıcılığından uzak diliyle Altın Palmiye'nin güçlü adayları arasına katılıyordu. Daniel Auteuil ile Juliette Binoche da 'Saklı'daki performanslarıyla ödül listesine aday olacak güçteydiler.

Jürinin en genç üyesi Fatih Akın'la, 70'lik usta Woody Allen'in son filmleri, yarışma dışı gösterildi. Önce Allen'ın 'Maç Sayısı'nı (Match Point) izledik. Woody Allen, ilk kez baştan sona yabancı bir ülkede film çekmişti. Scarlett Johansson dışında, İngiliz oyuncularla, Londra'da çalışmış ve son 16 yıl içinde gerçekleştirdiği en duyarlı filme imza atmıştı.

Aslında, 'ciddi' filmlerinin fazla iş yapmadığı gerekçesiyle, yapımcıların kendisini hep komedi çekmeye itelediklerinden yakınan usta, 'Maç Sayısı'yla ne kadar keskin ve duyarlı bir gözlemci olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Rastlantılar sonucunda kültürlü ve zengin İngiliz aristokratları arasına katılma şansı yakalayan, sınıf atlama çabasındaki İrlandalı genç tenis öğretmeniyle, Amerika taşrasından gelen sinema yıldızı olma hevesindeki sarışın afetin kendilerine son derece yabancı olan bu çevreye uyum sağlama çabalarını anlatan Allen, bir noktada alabildiğine hafif ve incelikli bir politik sinema örneği sunuyor.

Fatih Akın daha ilk günlerle Cannes'ın en renkli, en sevimli sanatçılarından biri oluverdi. 'İstanbul Hatırası-Köprüyü Geçmek' belgeselinde, Türkiye'nin çok boyutlu ve çok çeşitli müzik gerçeğini görüntülerken, İstanbul'a yapıştırılan beylik 'kültürlerarası köprü' damgasının gerisindeki gerçeği deşiyordu. Müzikal çokkültürlülüğü, rock'ı, rap'i, Kürtçe şarkıları, arabeski ve meyhane fasıllarıyla, bir Alman müzisyenin gözlerinden aktararak gerçek temeline oturtmayı başarıyordu.

Jüri üyelerinin eksiksiz katıldıkları resmi gösteri tıklım tıklım dolu bir salonda yapılıyor, izleyiciler çoşuyordu. Emir Kusturica Fatih'i içtenlikle kutluyor; Salma Hayek sarılıp öpüyor, dans etmeye başlıyordu...

Müziğin birleştiren büyüsü Akın'ın sıcak enerjisiyle birleşince, sinemasal köprüler İstanbul'dan gelip Almanya üzerinden Cannes'a ulaşmıştı. Türkiye gerçeğinin farklı mozaiği festivalde geniş yankı buluyordu. Bu belgesel, hep gereksinim duyduğumuz kendimizi daha iyi anlatma çabalarının belki de en etkilisiydi. Avrupalıların Türkiye mozaiğini iyi kavrayabilmeleri için, yapılması gereken buydu!..

Cumartesi gecesi halk plajında, denize karşı yükselen dev beyazperdede izlenen 'İstanbul'un Sesi' Croisette'te dolaşan kalabalığın kulaklarında yüzlerce metre boyunca yankılanıyordu. Şezlonglarda tek yer kalmamıştı.
(Radikal)
371
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.