Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Cannes "Uzak"ı beğendi

Cannes "Uzak"ı beğendi

Cannes Film Festivali'nde dün gösterilen "Uzak"a ilk tepkiler olumluydu. Filmin içerdiği ince kara mizah, arada sırada atılan kahkahalara bakılırsa çok iyi anlaşılmıştı.

"Uzak"ın ilk gösterimini beklerken İran sinemasının genç adı Samira Makhmalbaf, yeni bir şavaştan çıkan Afganistan gerçeğine alabildiğine estetik bir yaklaşımla eğilen filmi 'Öğleden Sonra Beşte'yle ilgi gördü. Güncel bir politik konuyu, görsel yanı ağır basan, simgelerle yüklü bir dille işleyen genç yönetmen, Batı'da moda olan İran sinemasının belirgin özelliklerini taşıyan 'kurnaz' bir film gerçekleştirmiş. İçeriğiyle günün sıcak gerçeklerine farklı bir eleştirel gözle yaklaşırken biçimsel düzeyde de aranılan tadda bir film imzalamış.

"Öğleden Sonra Beşte", Talibanların Amerika ordusunun başı çektiği uluslararası askeri güçle iktidardan düşürülmesinden sonra kapılarını kızlara da açan okullarda yeşeren beklentileri ve kız öğrencilerin önüne dikilen geleneksel engelleri, öğretici yönü zaman zaman ağır basan 'geveze' bir senaryo eşliğinde anlatıyor. Okuyup Afganistan Cumhurbaşkanı olmayı hedefleyen genç kızın öyküsü, ve insan haklarını savunanlardan, ABD hükümetinin neoemparyalist politikasına karşı çıkanlara dek herkesi hoşnut edecek göndermelerle dolu.

Nabza göre şerbet
Adını Garcia Lorca'nın tanınmış şiirinden alan 'Öğleden Sonra Beşte' sıcak, güzel bir film. Ancak, yer yer nabza göre şerbet verdiğinden, beğenilmesi için planlanmış sahneler ve hoşa gidecek diyaloglarla donatılmış bu filmin samimiliğinden zaman zaman kuşkuya düştüğümü de belirteyim. Fransız sinemasının ince duyarlığı eskimeyen adlarından Andre Techine, başka bir savaş gerçeğine, -2. Dünya Savaşı başlangıcında Paris'i terk etmek zorunda kalan insanların kişisel dramlarına- alabildiğine insancıl ve mesafeli bir yaklaşımla 'bakıyor'. Kocası savaşın ilk yıllarında ölen genç öğretmen Odile, 13 yaşındaki oğlu ve küçük kızıyla güneye doğru kaçmaya çalışırken, bombalanan yolda arabası yanınca, karşılarına çıkan hapishane kaçkını yeniyetme gencin yardımıyla, orman kenarındaki terk edilmiş büyük bir eve sığınır. Farklı sosyal sınıflardan gelen, eğitimleri ve yaşam biçimleriyle taban tabana zıt olan iki kişi arasında, savaş gerçeğinin zorladığı koşullarda iyice belirginleşen farklılıklar, sonunda dayanışma ve insan sevgisi temelinde buluşacaktır. Ancak savaş ılık düşlere değil, sıcak karabasanlara gebedir. Emmanuelle Beart'ın yorumladığı 'Kayıplar' (Les Egares) akademik dili ve klasik içeriğiyle biçimsel ve temasal yenilikler içermese de, düzeyli Fransız sinemasının tipik bir örneği olarak zevkle izleniyordu.

"Uzak" Palmiye'ye yakın
Klasik reçeteli başka bir film de İtalyan Pupi Avati'nin 'Uzaklardaki Yürek' (Il Cuore Altrove) adlı aşk öyküsüydü. Ne Andre Techine ne Pupi Avati ödül listesinde yukarılara tırmanacak güçte değil. İlk günlerin öne çıkan adları Raoul Ruiz ve Samira Makhmalbaf yanına Nuri Bilge Ceylan'ı da yansız bir değerlendirmeyle gönül rahatlığı içinde ekleyebiliriz. "Uzak"ın dikkatli bir havada izlenen ilk basın gösterisinden sonra aldığımız tepkiler çok olumluydu. Filmin içerdiği ince kara mizah, arada sırada atılan kahkahalara bakılırsa çok iyi anlaşılmıştı. İncelikli mizansenin yanı sıra, çarpıcı bir estetik bütünlüğü damıtan özenli görüntülerin büyüleyici etkisi, karanlık salonda neredeyse elle tutulur bir yoğunluğa ulaşmıştı. Işıklar yanarken, beklediğimiz alkışlarla karşılaşamadık gerçi ama, tutkuları törpülenmiş insanların yerçekimsiz bir ortamda üzerlerinden atamadıkları varoluşçu sorunları alabildiğine mesafeli, hatta duygusallıktan kaçınmak adına özellikle soğuk bir yaklaşımla işleyen 'Uzak', kuşkusuz heyecanlı tepkiler doğuracak türden bir yapıt değildi. Acaba, kusursuz mizanseni gerisinde duyumsanan tanımı zor doyumsuzluk, senaryonun minimalist yapısındaki kimi boşluklardan mı kaynaklanıyordu?
Bu soruyu kısaca yanıtlamak kolay değil. 'Uzak'ı büyük salonda üçüncü kez görüp, basın toplantısını izledikten sonra belki kendi anıma yeni ipuçları yakalayabileceğim. Ayrıca, önümüzdeki günlerde kimi ciddi Fransız gazetelerinde çıkacak yazılar da farklı bakış açılarıyla, Türk sineması adına çok önemli bir başarıya imza atan 'Uzak'ı daha iyi değerlendirmemize yardımcı olacaktır kuşkusuz.
(Radikal)
495
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.