Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Bu şarkıdan bu kadar

Bu şarkıdan bu kadar

Ukrayna'da yapılan Eurovision Şarkı Yarışması'da 13'üncü olan Gülseren, makyaj ve kostüm konusunda kendisine söz hakkı verilmediğini iddia etti. Gülseren, 'Bu parçadan ancak bu kadar olurdu' dedi.

Mevlüt Tezel: Eurovision finalinde yapılan eleştirilere, alacağın dereceyle cevap vereceğini söylemiştin. 13'üncü olmak başarı mı?
İlk beşin içinde yer almak istiyordum ama olmadı. Bizden çok daha iyi parçalar ve daha iyi hazırlanmış ekipler vardı. Ama kendimi başarısız bulmuyorum. Eurovision tarihine baktığınızda Sertab Erener, Şebnem Paker ve Athena'dan sonra en yüksek puanı biz aldık.

M. Tezel: Ekip olarak da eksiklerimiz mi vardı demek istiyorsun?
Başarı sadece şarkınızı söylediğiniz üç dakikalık anla sınırlı değil. Çok iyi bir promosyon yapmamız gerekiyordu. Bu konuda eksik kaldık. Örneğin Yunanistan mart ayından bu yana Avrupa'nın her radyosunda şarkısını yayınlattı. Işıktan, ses düzenine kadar teknik anlamda her şeyi bilen, performansımızı daha iyi yansıtabilecek iyi bir rejisör lazımdı.

Sema Denker: Şarkınızı söylerken araya sesler karıştı. Fark ettin mi?
Sahnede olduğum için fark etmedim ama böyle bir olayın gerçekleştiği bana da söylendi. Araştırmak lazım.

S. Denker: Sabote edilmiş olabilir misin? Ekrana yansıyan detone olan bir yorumun vardı.
Benim detone olmam gibi bir durum söz konusu olamaz. Ama söz ettiğiniz olayı öğrenmek için ekran kayıtlarını incelemek lazım. Eğer böyle bir durum varsa skandal olur.

S. Denker: Şarkını söylerken çığlıklar attın. Hatta BBC'nin esprileriyle meşhur Eurovision sunucusu Terry Wogan 'Şarkı bitti Gülseren, bağırma' gibilerinden bir konuşma yaptı...
Bağırmak olarak kabul ettiğiniz sesler seyirciyi coşturmak için yapıldı. Şarkının başından sonuna kadar 'Va va' diye bağırmadık.

M. Tezel: Kıyafetin ve makyajın abartılı değimliydi? Çok fazla Türk kimliği hakimdi. Sanki folklor gösterisine çıkar gibiydin. Arkadan kılıç kalkan ekibi gelecek mi diye çok korktuk.
Doğrusunu söylemek gerekirse ben o sahnede sadece yorumcuydum. TRT bana 'Düzenlemeyi Ozan Çalakoğlu, kostümünü Canan Göknil, makyajını da Neriman Hanım yapacak' dedi. Yani bu tercihlerde benim hiç söz hakkım olmadı. Bana bir ekip verildi, ben de bu ekiple uyum içinde olmaya çalıştım. Kimseyi eleştirmek istemiyorum ama kostümler biraz daha modern olabilirdi. TRT ne dediyse o oldu!

KABAK BAŞIMA PATLADI
S. Denker: Yani kostüm, makyaj, koreografi de tek söz sahibi TRT'ydi. Sana bir elbise dikildi ve sen o elbiseyi giydin. Makyaja bile müdahale edemedin.
Evet. Hatta onlara 'Sakın bana abartılı bir makyaj yapmayın' dedim. Ama makyajdan sonra aynaya bakınca ne diyeceğimi şaşırdım. Makyöz Neriman Hanım da Canan Hanım'ın isteklerini yaptı zaten! Canan Göknil, Neriman Hanım ve Ozan Çolakoğlu'nun konularında en iyileri olduğu söylendi bana.

S. Denker: 'Ben sadece şarkımı söyledim, onun dışındaki gelişmelerden sorumlu değilim mi?' diyorsun?
Ben sadece yorumculuk görevimi yaptım. Bana dediler ki 'Gurbetçi oyları sizi kurtardı!' Olabilir ben de gurbetçiyim! Hem unutulmasın ki, halk oylaması 1998 yılından beri yapılıyor. Bu hesaptan yola çıkarsak o yıldan itibaren gurbetçi oylarıyla her yıl üst sıralarda olmamız gerekiyordu.

S. Denker: Eşinle birlikte şarkıyı siz düzenleseydiniz daha mı başarılı olurdun?
Her şey çok farklı olurdu. Biliyorsunuz ki, Sertab ve Athena'ya kendi şovlarını yapma özgürlüğü verildi. TRT onlara 150 bin dolar verip 'İstediğiniz şovu hazırlayın' dedi. Bu sene 136 parça arasında yarışma düzenlendi ve içlerinden yedisi finale kaldı. Daha sonra 'Rimi Rimi Ley' şarkıcısının bestecisi Erdinç Bey, Ali Bey aracılığıyla bana teklifte bulundu, ben de kabul ettim. Hep beni eleştirdiler. Ama ortada bir ekip çalışması var. Bir anlamda kabak benim başıma patladı.

M. Tezel: Madem bir ekipsiniz, modacın ve aranjörün niye sana sahip çıkmıyor.
Evet, çıkıp onlar da konuşsun. Madem TRT onları görevlendirdi bir sorumluluk aldılar çıkıp konuşsunlar. Niye saklanıyorlar?

S. Denker: Peki Gülseren 'Rimi Rimi Ley'in son düzenlemesi içine sindi mi?
Ekip bulundu, herkes parasını aldı, biz hiçbir şey almadık ve uyum içinde çalıştık. Ben hiç kimseyle didişmek istemedim. Eğer içime sinmeyen şeyler için insanlarla çatışsaydım 'Kıza bak, çirkefin biri, kendini beğenmiş' derlerdi. Benim için birinci olmak da önemli değildi. Benim için önemli olan o anı sevdiğim insanlara yaşatmak.

S. Denker: Yani 'Rimi Rimi Ley' ile alınacak en iyi dereceye ulaşıldığını mı düşünüyorsun?
Bu parçayla ancak bu kadarını yapabilirdim daha fazlasını yapamazdım.

M. Tezel: Bu röportajdan sonra 'Başarısız oldu, ekibi suçladı' diyenler olacak. Ne kadar tek başına kalsan da, etik olarak ekibinin arkasında olman gerekiyor muydu?
Ben kimseyi suçlamadım. Ben sadece daha iyi olabilirdi demek istiyorum. Yoksa ekipteki herkes elinden geleni yaptı. Promosyon daha iyi olabilirdi. Yunanistan'ın şarkısı mart ayından itibaren tüm Avrupa radyolarında çaldı.

L.Gomez: Başarılı promosyon çalışmalarıyla bizim alacağımız oyları Yunanistan aldı. Hatta Türkiye'de bile Yunanistan'ın şarkısı konuşuldu.

KUTLAMA MUHALLEBİCİDE
M. Tezel: Şarkıyı İngilizce söylemek ister miydin?
TRT'nin şarkının Türkçe söylenmesi yönünde kesin bir emri vardı. Bence şarkıyı yarı İngilizce yarı Türkçe söyleseydik daha iyi olabilirdi. Hatta şöyle bir durum da oldu. Türkiye elemelerinde eşimle birlikte sahneye çıkmıştık. Ama daha sonra bana 'Eşin sahneye çıkmayacak' dediler. Ben de uyum adına hiçbir karşı görüşte bulunmadım.

M. Tezel: İnsan eşine 'Seni istemiyorlar' nasıl der acaba? Gerçekten trajik bir durum söz konusu.
Bu konuya çok üzüldüm. Ve eşimle bu konu üzerinde çok uzun konuştuk. O bana 'Hiç problem olmaz, önemli olan senin Türkiye'yi temsil etmen' dedi. Kocam her konuda destek oldu...

S. Denker: Çok ilginç şeyler yaşadığından söz ettin.
Kiev'de de bana 22 santim topuklu ayakkabı giydirmek istediler. Ben de onlardan üç şey istedim. 'Belim, ayaklarım ve boynum rahat olsun.' Ben sonuçta orada dans da ediyordum. Rahat olmam lazımdı.

S. Denker: Başka?
Çok komik anlar yaşadık hatta eşim bu komik anılarımızla ilgili bir kitap yazmayı düşünüyor. Ankara'da yarışmayı kazandık 'Hadi bunu kutlayalım' dedim. 'Sen Kiev'de kazan, ondan sonra kutlarız' dediler. Ben de onlara 'Çocuğunuzun nasıl doğum gününü kutluyorsanız bu da böyle önemli bir an' dedim. Ancak ondan sonra beni Sütiş'e götürdüler ve muhallebi yedik!

Bize söz hakkı tanınsaydı...
S. Denker: Eşinize, Sertab'a ya da Athena'ya tanınan özgürlük verilseydi sahneye nasıl çıkardı?
Louis Gomez: Gülseren'in sesini öne çıkarırdım. Eurovision'a giderken dünyaya açılma konseptiyle giderdik. Çünkü Türkiye, Avrupa Birliği'ne girme çalışıyor. Türkiye'nin Avrupa için önemli olduğunu vurgulayan bir koreografi olabilirdi.

Helena'nın ekibi el işareti yaptı
S. Denker: Helana Paparizou ile tanıştın mı? Onu nasıl buldun?
Yarışma sonrası Yunanlı grubun önünden geçerken, 'Greece, Türkiye'ye g..çirdi' deyip, çok kaba bir el hareketi yaptılar. Grubunun dansçıları o kaba hareketi yaptı. Ama Helena da bu durum karşısında hiçbir şey yapmadı. Şarkısı çok iyidi ve çok başarılı bir performans sergiledi ama kişisel olarak Helana'dan hiç hoşlanmadım. Çok soğuk ve kendini beğenmiş birisiydi. Biz onlara 12 puan verdik. Onlar bize hiç puan vermediler ve bu hareketi yaptılar.

BEN MAZHAR ALANSON'UN ŞARKILARIYLA BÜYÜDÜM
M. Tezel: Fiziğine hatta kişiliğine varan çok ağır eleştiriler aldın. Hatta hakaretlere maruz kaldın. Buranın Türkiye olduğu, konuşmazsan işin biteceği sana söylenmedi mi?
Tüm bunları çok saçma buldum ve konuşmaya bile gerek duymadım. Ben mankenlik yarışmasına katılmadım ki. Bakın Malta'ya. Kilolu bir hanımefendiydi ama süper bir sesi vardı ve ikinci oldu.

M. Tezel: Hatta Mazhar Alanson, 'O o kalçalarla bir şey yapamaz' ortaya dahihane bir teze attı. Alanson'dan böyle bir açıklama bekler miydiniz?
Onun gibi bir sanatçının biraz daha seviyeli olmasını isterdim. Ben onun şarkılarıyla büyüdüm. Çok üzüldüm.

M. Tezel: Affına sığınarak soracağım ama eşinin fiziğine dair yapılan eleştirileri duyunca ne hissettin?
L.Gomez: Her starın ya da her popüler insanın fiziksel özelliği konuşulur. Bu konuşmalar beni hiç ilgilendirmedi. Bizim popülaritemizi kullanarak kendilerinin reklamını yapmak istediler. O benim karım, hayatım, her şeyim.

'Helena beni örnek almış'
Maltepe Üniversitesi'nin 'Kültür Bayramı'nda sahneye çıkan Sertab Erener, konser sonrasında, Eurovision'da Yunanistan adına yarışan Helena Paparizou'nun "Ben Sertab'ı örnek aldım. Ona teşekkür ederim" sözlerine değindi. Erener, "Bu cümle çok hoşuma gitti. Ben de ona teşekkür ederim. Bu müziğin başka ülkelere kültürel anlamda bir etkisi olmuşsa keyif duymamız gerekiyor. Birinciliğimiz demek ki etkiliymiş" dedi.
362
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.