Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Bozkırın balıkadamları

Bozkırın balıkadamları

İçişleri Bakanlığı 1999'da emniyet teşkilatının sualtı arama kurtarma faaliyetlerinde bulunması kararını aldı. Karar sonucunda başlayan yönetmelik çalışmasının tamamlanmasının ardından, personel yetiştirilmesine başlandı: Ankara'nın göllerinde artık polis var.

Stefanos Bizantiou, 'Coğrafya Sözlüğü'nde, Ankara adının 'çapa' anlamına gelen 'Anküra' sözcüğünden türediğini yazar. Bizantiou'ya göre kent Galatlarca kurulmuştur. Galatlılar, Mısırlıları bir deniz savaşında bozguna uğratmalarının ardından çapalarına el koyar, kazandıkları zaferin şerefine kurdukları kente de çapa anlamına gelen 'Anküra' ismini verirler. Pacsanyas'a göre ise kenti kuran Galatlılar değil, Frig Kralı Midas'tır ve çapanın kaşifidir. Keşfini ölümsüzleştirecek bir kent kurar ve adını çapa anlamına gelen 'Anküra' koyar.

Ankara'nın deniz ve suyla arasındaki tarihsel ilişki ne zaman kırıldı ve Ankara ne zaman belleğimizde bir bozkır kenti olarak yer bulmaya başladı, bilinmiyor. Ancak bugünlerde bir grup balıkadam, Başkent'in adından kaynaklı tarihsel geçmişini yeniden hayata geçiriyor. Ankara Emniyet Müdürlüğü bünyesinde kurulan Sualtı Grup Amirliği, bozkır kentinin balıkadamları olarak, Ankara ve kendilerine bağlı altı ildeki arama kurtarma faaliyetleri için hazırlıklarını tüm hızla tamamlamaya çalışıyor.

İçişleri Bakanlığı 1999'da emniyet teşkilatının sualtı arama kurtarma faaliyetlerinde bulunması kararını aldı. Karar sonucunda başlayan yönetmelik çalışmasının tamamlanmasının ardından, personel yetiştirilmesine başlandı. Ankara'daki sualtı timinin 2001 yılında başlayan kurulma çalışmaları 2003'te tamamlandı. TEMPO, bozkır kentinin balıkadamlarının ekip lideri Deniz Yılmaz ile konuştu. Kendilerine 'Polis Balıkadam' adını veren timi, çalışmalarını yaptıkları Bayındır Baraji'nda bulduk.

Polis Balıkadam timi nasıl kuruldu?
Buranın resmi kuruluşu 2001'de yapıldı. Ancak çeşitli nedenlerle malzeme temini konusunda uzun süre bir sonuç alamadık. Genel müdürlüğün ihale açıp birimlere gerekli malzemeleri gönderme imkanı olmadı. Malzemeler ancak parça parça tamamlanabildi. Dolayısıyla, uzun süre Koruma Şube Müdürlüğü bünyesinde yakın koruma görevlerinde bulunduk. Uzun süre sualtı ile ilgilenemedik. Daha sonra genel müdürlüğün ilgisi ve çeşitli bölgelerden tahsis edilen malzemelerle birlikte 2003'te faaliyet gösterebilme noktasına geldik.

İlk hangi olaya müdahale ettiniz?
Beypazarı'nda bir polis arkadaşımızın çocuğu ile birlikte boğulması olayı oldu. Ardından, Çubuk Barajı'nda bir cesedin çıkarılmasını gerçekleştirdik. Her iki olayın duyulmasıyla birlikte, üst rütbelerdeki yöneticilerimizin de ilgisi artmaya başladı. Bazı ihtiyaçlarımızın karşılanması konusunda daha hızlı sonuç almaya başladık. Yani, şu ana kadar toplam üç olaya müdahale ettik.

Kaç tane polis balıkadamla hizmet veriyorsunuz?
Şu anda burada yedi polis memuru, bir komiser olarak 8 memur görevli, iki de baş komiser ve şoför arkadaşımız var. Biz kendimizi her an göreve gidebilecek şekilde hazırlıyoruz. Normal görev düzenimiz 7 gün 24 saat ve hazır bir timimizin bulunacağı şekilde.

Fakat sanırım birçok olayda kurtarmadan çok, arama yönünüz öne çıkıyor?
Evet, ne yazık ki öyle. Görevimiz genellikle kurtarma üzerine değil. Bulma üzerine gelişiyor. Çünkü bize haber geldiğinde insanlar ya kaybolmuş oluyor ya da boğulmuş. Ancak yalnızca insan boğulmalarına müdahale etmek değil bizim görevimiz. Örneğin, bir vakada kullanılmış silahın suya atılması durumda da biz devreye giriyoruz. O silahın, atıldığı gölden ya da göletten çıkarılması görevi bize ait. Bu noktada, vakada kullanılan malzemenin delil taşıyıcı özelliğini kaybetmemesi gerekli. Dolayısıyla, aslında suyun altında da karada olduğu gibi çok dikkatli davranmamız gerekiyor. Örneğin bir cesedin olabildiğince zararsız çıkartılması gerekiyor. Cesedi çıkarmamız sırasında, ona verebileceğimiz bir zarar, otopsi masasında alınacak sonucu etkileyebilir. Bir silahın üzerindeki parmak izinin silinmesine neden olmak, vakanın aydınlatılmasını engeller. Sorumluluk alanımız da yönetmelikler çerçevesinde belirlenmiş durumda zaten. Ceset, araç, deniz taşıtlarının aranması, ateşli silah ve cephane aramaları, patlayıcı madde, çanta, kasa, paket aramaları gibi sorumluluklarımız var.

Sualtında da bir bakıma olay yeri inceleme ekipleri gibi çalışıyorsunuz anlaşılan.
Kesinlikle! Eğitimlerimizi de bu perspektifle planlıyoruz. Arkadaşlarımızı fiziki anlamda her türlü göreve hazır bulundurabilmek amacıyla, haftanın iki günü havuz çalışması yapıyoruz. Sabahtan öğlene kadar polis kolejinin havuzunda, genelde kondisyona yönelik, yüzme, dalma gibi birtakım aktiviteler yapıyoruz. Onun haricinde bir gün de teorik çalışma yapıyoruz. Kendi içimizde şu ana kadar öğrendiklerimizi ve etraftan öğrendiklerimizi yeniden gözden geçiriyoruz. Müdahale edilmiş olayları inceliyoruz.

Ankara göl ve göletleri çalışmalarınızı nasıl etkiliyor?
Deniz kıyısında görev yapıyor olsaydık, en kötü deniz kıyısında 8-10 metrelik bir görüş olur. Bakınca 10 metre ilerisi görünür. Ancak Ankara suları neredeyse 20-30 cm'lik görüş mesafesinin olduğu sular. Çubuk Barajı'nda görüş hemen hemen sıfır ve tamamen kirli. Belki kimyasal olarak değil, ama botanik ve biyolojik olarak çok kirli. Kirliliğin en önemli etkisi görüşü azaltması. Çünkü sular akarsu değil. Örneğin Kesikköprü Barajı'nin az da olsa bir akıntısı var, ondan kaynaklanan bir görüş var. Ama diğer baraj gölleri olsun, göller, göletler olsun, buralarda akıntı olmadığı için çok kirli. Görüşü azaltıyor ve çalışma yapan arkadaşımızın maruz kalabileceği riskleri artırıyor.

Ne kadar derinliğe sahip Ankara suları?
Bizim görebildiğimiz maksimum derinlik Kesikköprü Baraji'nda var. Orada 25-30 metrelik derinlikler var. Onun dışındaki baraj ve göller 8-10 metre civarında, daha derin değil. Deniz kıyısındaki arkadaşlarımız 40-45 metrelere inip arama yapabiliyor. Kış için malzemelerimizi soğuk suya dayanıklı şekilde temin etmeye çalışıyoruz. Ama şu anda 3-4-5 derecelik suya dalabilecek elbiselere sahibiz.

Nasıl bir çalışma yöntemi uyguluyorsunuz olay yerinde?
Biz genellikle yukarıdan kontrollü bir arama sistemi uygulamak zorundayız. Örneğin kıyıdan 5-10 metre açıkta bir insanın boğulduğu tahmin ediliyor. Biz bir arama bölgesi tespit ediyoruz. Yüzeyden bir arkadaşımız ipin ucunu tutuyor. İpin diğer uçunu da dalgıç arkadaşlara veriyoruz. Onlar en açıktan başlıyorlar. Cesedin ya da delilin olması muhtemel hiçbir bölgeyi atlamadan, üzerinden geçip yoklayacak şekilde, bir sistemle aramaya başlıyoruz. Zaten arkadaşlarımızın eğitimi içerisinde tüm bölge sularını tanımak da var.
(Tempo)
486
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.