Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Boşanmanın suçlusu hormonlar

Boşanmanın suçlusu hormonlar

Ayrılıkların suçlusu bulundu: Karı koca veya sevgililer arasında başlayan tartışmayla yükselen stres arttırıcı hormon oranları, boşanmada veya ayrılıklarda çok önemli bir rol oynuyor.

Aile içindeki sorunlar karşısında erkekler kaçmaya çalışırlarken, kadınlar şikayet etmek, eleştirmek gibi çok daha aktif tepkiler geliştiriyorlar.

İstatistiklere göre, Haziran ile Eylül ayları arasında gerçekleşen her üç evlilikten biri boşanmayla sonuçlanacak. İki Amerikalı araştırmacı grubun çalışmaları, bu konunun aydınlatılmasına ve yerleşik fikirlerin sarsılmasına yol açıyor.

10 yıl boyunca 90 çifti yakından izleyen Ohio Üniversitesi'nden Dr. Janice Kiecolt Ğ Glaser, kitaplarda yazılanlara bakılırsa saldırgan tavırlar ve negatif fikirler boşanma nedeni. Oysa gerçekler farklı.

Janice Keicolt Ğ Glaser ile John Gotman 'Evliliğin başarısı ya da başarısızlığı nasıl anlaşılır?' konusunun uzmanları olarak tanınıyorlar.

Dr. Kiecolt Ğ Glaser 1991 yılında, sağlık durumları iyi, psikolojik sorunları olmayan genç evli çiftleri denek olarak kullandı. Kendisi, çiftlerle kısa bir görüşmenin ardından, her çiftten 30 dakika boyunca bir kameranın önünde anlaşmazlığa yol açan konuları tartışmalarını istedi.

24 saatlik bu deney boyunca katılımcıların her birinin koluna da belli aralıklarla kan almak için bir kateter bağlandı. Bu deneyden 10 yıl sonra eşlerden yüzde 19'unun boşandığı ortaya çıktı.

Neden hormonlar

Uzmanlar evliliklerin başarılı olması ya da başarısızlığa uğramasının biyolojik ve psikolojik nedenlerini araştırdılar. Bu araştırmanın sonucunda da, tartışmanın ardından yükselen hormon oranlarının boşanmada çok önemli bir rol oynadığını belirlediler.

Bu hormonlar ise stresle bağlantılı olanlardı. Gözlemler, stres yaratan bir olaya yanıt olarak beyindeki hipofizin ACTH adlı bir hormonu serbest bıraktığını, bunun da böbreküstü bezleri aracılığıyla kortizol salgıladığını ortaya koydu.

Kortizol, noradrenalin ve adrenanil artışından sorumlu bulunuyor. Deney sırasında kullanılan kameralar evli çiftlerin tartışmaları sırasında bazı olumsuz ya da negatif tavırların bu stres hormonlarını artırdığını ortaya koydu.

Diğer çalışmalardan ise, ters bir davranışla karşı karşıya kalan eşlerden ve erkeğin farklı tepkiler gösterdiği saptandı. Buna göre, sorunlar karşısında erkekler kaçmaya çalışırlarken, kadınlar şikayet etmek, eleştirmek gibi çok daha aktif tepkiler geliştiriyorlar.

Stres hormonları çok yüksek düzeylere çıkan kadınların, kocalarının kaçamaklarına çok sert tepki gösterdikleri de ortaya çıktı.

Kadınlar belirleyici

Tartışmaların ardından çiftlerden yine deney gereği birbirleriyle nasıl karşılaştıklarını ve nasıl evlenmeye karar verdiklerini anlatmaları istendi.

Böylece tartışma sırasında oluşan stresin boşaltılması amaçlanıyordu. Araştırmacılar deneklerdeki kortizol düzeyini ölçtüklerinde ise ilginç bir sonuçla karşılaştılar.

Deneklerin yüzde 76'sında hormon düzeyi tahmin edilen düzeye düşerken, vakaların yüzde 25'inde ise oran hiç değişmemiş ya da daha da yüksek bir düzeye çıkmıştı.

Kortizol artışının görüldüğü kadınlarda da, evliliğin ikinci yılında sorunların baş göstermesi ve daha sonra boşanma vakaları diğerlerine göre iki kat daha fazlaydı.

Bu veriler ışığında, kadınlarda kortizol artışının daha sonra neler olabileceğinin bir tür işareti olarak yorumlanıyor. Erkeklerde ise bu tür bir paralellik kurulamadı. Bu durum, evlilikleri etkileyen sorunlara kadınların erkeklere göre çok daha duyarlı olduklarını ortaya koyuyor.

Stres zayıflatıyor

Bilim adamları kortizol oranının yüksek olmasının psikolojik yansımalarının yanı sıra bağışıklık sistemini de zayıflatarak kişileri enfeksiyonlara ve bazı kronik hastalıklara karşı daha duyarlı hale getirebileceğini kaydediyorlar.

Ayrıca başka deneyler de stres hormonlarının yüksek olmasının gizli Epstein Ğ Barr virüsünü tetiklediğini ortaya koyarken, bu durum çok güçlü bir stresin uyuyan virüsleri harekete geçirebildiğini gösteriyor.

Peki, hormonlardaki ve bağışıklık sistemindeki değişimler yok oluyor mu yoksa tersine, yıllar geçtikçe uyum mekanizmaları mı ortaya çıkıyor?

Fransız Science et Avenir dergisinde yayımlanan bu konudaki habere göre, bunu saptayabilmek için Ohio Üniversitesi'nden yaş ortalaması 67 olan 42 yıllık evli 31 çifte aynı testler uygulandı.

Bu deneyin sonunda da, diğer genç çiftlerde olduğu gibi, yaşlılarda da tartışmaların hormonal düzensizliklerle yakından bağlantılı olduğu görüldü.

Erkek tünelde, kadın yuvasında

1968 yılında yapılan bir çalışmaya göre, erkekler tünel görüntüsü olarak tanımlanan, yakın etrafı yerine uzağı görebilen bir görme yetisine sahipler. Kadınlar ise, 1993 yılındaki bir araştırmanın sonuçlarına göre, erkeklere göre daha periferik bir görüş açısına sahipler.

İşte bu nedenden dolayı da, erkekler dolapta bir şey ararlarken bir türlü bulamıyorlar.

Psikologlar Allan ve Barbara Pease'e göre, erkek bu 'uzun erimli' görme yetisini, avını yakalamak için sürekli takipte olan atalarından edindi. Kadınlar ise tersine 'yuvalarının bekçileri' oldukları için çocuklarını tehlikelerden koruma içgüdüsüyle sürekli etraflarını gözlemlemek zorundaydılar.

Aşk hastalığı

Ülkeler arasındaki savaşların felaket kaynağı olması gibi eşler arasındaki 'savaşlar' da ciddi bir stres yaratıyor. Stockholm'deki Korinlska Enstitüsü'nden Kristina Orth-Gomer altı ay boyunca 292 kadını gözlemledi; bunlardan 175'i evliydi ya da beraber yaşıyordu.

Araştırmanın sonunda 52'sinin, evliliğin ya da beraberliğin getirdiği stresten kaynaklanan kalp sorunlarıyla karşılaştığı gözlendi. Erkeklerden farklı olarak, kadınlar eşler arasındaki gerilimlerden çok fazla etkilenirken iş dünyasındaki sorunlara daha duyarsız davranıyorlar.

Stres ise, adrenalin ya da kortizol gibi bazı hormonların uzun süreli salgılanmasına yol açabiliyor. Kortizol ise diğer stres hormonlarına göre çok daha fazla soruna neden olabiliyor.

Pittsburgh Üniversitesi'nden bir grup araştırmacı da, kadınların yüzde 5'inde görülen kronik regl olamama durumunun kandaki stres hormonlarının aşırı yüksek olmasından kaynaklandığını gösterdi.

Ancak ilginç bir şekilde, bu sendromdan şikayetçi kadınların büyük bir bölümü stresli olduklarının farkına varmıyorlar. Stres kısırlığın yanı sıra kemiklerde erimeye, beynin işlevlerinde bozukluklara da yol açabiliyor.
532
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.