Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Bizim toplumda meme sendromu var

Bizim toplumda meme sendromu var

Onu 1996 yılında, Altın Portakal aldığı "Mum Kokulu Kadınlar" filmiyle tanıdık. O zamandan beri ödül törenlerinde, davetlerde, sokaklarda stiliyle hep en beğenilen kadın oldu, dergilerin "en şık" köşelerine kondu. Vogue dergisi de yeni sayısında Hande Ataizi ile moda ve stil konuştu.

Bizim toplumda meme sendromu var
Hande Ataizi bana hep Sarah Jessica Parker'ı, daha doğrusu "Sex and the City"nin Carrie Bradshaw'ını anımsatmıştır. Her kıyafeti, her ortamda daima rahat taşıyan, iddialı şehir kadını...

Ataizi, stilinin gelişimini şöyle özetliyor: "Konservatuvar dönemindeyken bile kendime göre bir stilim vardı. Ya da ben olması için uğraşıyordum diyeyim. Paris'te Bastille'de bir pansiyonda kalır, paramı ikinci el giysi satan dükkanlarda harcardım.

70'lerin modası geri dönmemişti ama ben kırmızı şifon pantolonlar, grafik desenli rengarenk kıyafetler alırdım. Garip garip ayakkabılar bulurdum. Bir arkadaşımın 'Neden normal insanlar gibi giyinmiyorsun?' dediğini hatırlıyorum. Ben de 'Git o zaman normal insanlarla arkadaşlık et' demiştim. Sıra dışı olmaya çalışırdım.

Dar siyah deri pantolonlarım vardı. Üzerine yine vintage gömlekler giyiyordum. Annem, 'Kızım başkalarının eşyalarını giyiyorsun' diye söyleniyordu. Zaman geçtikçe karakterin değişiyor, olgunlaşıyorsun. Dönem dönem farklı hayatlar yaşıyorsun. Stilin de bununla birlikte gelişiyor. Evin bile değişiyor. Eskiden daha aykırı görünmek istiyordum. şimdi avangard detayları klasikle birleştiriyorum."

Maskülen styling'i ne zaman keşfettiğine gelince... "Maskülen tarzım hep vardı. Bol gömleklerim, erkek kesimli pantolonlarım, Church tarzında erkeksi ayakkabılarım... Bir feminen, bir maskülen olmayı hep sevdim. Zaten ruh halime göre giyiniyorum. Dolayısıyla saçmaladığım da olur. Tarzın ruhunu yansıtır; evinle, giyiminle" diyor.

BIYIK ALTINA PEMBE SEDEFLİ RUJ SÜRDÜK

Hande'yi bir ev partisinde görmüştüm. Manolo Blahnik'lerinin üzerine simli, inci beyazı dizaltı dapdar bir etek ve çok salaş bir tişört giymişti. Saçlarını gelişigüzel toplamıştı. Etrafımda aynı fabrikadan çıkmış gibi görünen pek çok kadına göre çok daha rahat, zarif ve şık görünüyordu. Sadece zevk sahibi olmak olamazdı bu işin formülü:

"Formül falan yok aslında. Çok belirgin çizgilerim de yok. şapka takmayı severim. Renkleri iyi karıştırırım. Bir davete giderken acaba nasıl giyinmek lazım demem, kimseyle konuşmam. ıçimden ne giymek gelirse onu giyerim. şapka takacaksam takarım, herkes tuvalet giyse de ben mini elbise giyebilirim. Cesur olmak lazım biraz. Kendin olmak, karakterini yansıtmak en önemlisi bence. Öğretilen trendlere değil de karakterine bakmak lazım. Bizde pek renk yoktur. Beyaz, siyah, gri, bej tonlarını asil zannederiz. Ben de kullanırım ama illa bir Hande'lik katarım."

Çok güzel bir vücudu olduğu için işi kolaylaşıyor olabilir mi peki?

"Bence vücut asla bir numaralı özellik değil. Ben de dünya güzeli değilim, 1.67 boyum var. Olan malzemeyi en iyi hale getirmeye çalışıyorum, o ayrı. Spor yapıyorum, bakıyorum kendime. Oyuncuyum da sonuçta.

Malzemem bedenim. Bence biraz daha farklı dünyaları olan, yaşam tarzı renkli insanlar farklı giyiniyor. Stillerinin bir ruhu oluyor.

Yaşam tarzın giyimini etkiliyor. Küçüklüğümden beri hiçbir gruba dahil olmadım. Çok karışık arkadaşlarım oldu. Orada olmayı sevdim, burada olmayı sevdim. Hayatım da renkli oldu. Bunun stilime renk kattığına eminim."

Bugüne kadar hiç moda kurbanı oldu mu?

Samimiyetle cevap veriyor: "Turuncu-yeşil renk bloklarını yapmakta başarılı olamadım. Hepimizin, bu da çıktı bunu da yapalım dönemi vardır ayrıca. Ortaokul-lise yıllarında bıyık altına pembe sedefli rujumuz da olmuştur!"

TÜRK KADINLARININ İKİNCİ TÜRBANI SARI SAÇ

Yurtiçi ve yurtdışında pek çok davete ve festivale katılan Hande'den bir kıyaslama yapmasını istiyorum. Türk ünlülerinin stilini nasıl buluyor?

"Herkesin kendine göre farklı bir stili var ve hepimiz buna özen gösteriyoruz. Özel gecelerde çok uğraşılmış saç ve makyajı fazla buluyorum. Dünyada abartılı saçları ve makyajı podyumda bile ancak belli bir konsept varsa görüyoruz. Özenin dozu kaçınca biraz alaturka oluyor. Biz de buna çok düşüyoruz. Bence saçlar asla ve asla yapılmış gibi durmamalı. Sadelik bizde fazla prim yapmıyor galiba ama ben zarafetin gücüne inanıyorum. En güzeli kendin olmak. Türkiye'de çok başarılı genç tasarımcılar var. Tüm dünyada olduğu gibi, burada da ünlülerle modacılar işbirliği içinde olabilir."

504
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.