Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Bir rock aristokratı: David Bowie

Bir rock aristokratı: David Bowie

Müziğin en etkili isimlerinden David Bowie'nin yeni albümü bu ay çıkıyor. 56'lık Bowie yine Ziggy Stardust dönemi kadar genç ve yaratıcı.

30 yıl önce, David Bowie dünyanın en büyük rock yıldızlarından biriydi. Kendi yarattığı androjen uzaylı rock yıldızı Ziggy Stardust karakteri konseptli albümüyle 1972'de glam-rock'ın tahtına oturan Bowie, hemen arkasından 1973'te çıkardığı "Aladdin Sane"le anında listelerde birinci sıraya yükseldi. Albümleri, single'ları yıllar boyu listelerin tepesinde gezindi.

Postmodernizm ve ironiyi öğreten star
1970'lerde, David Bowie, on yıl önce Beatles'ın yaptığı gibi, bir kuşağı kültürel olarak yetiştirdi: Hayranlarını Velvet Underground'a, Iggy Pop'a, Jean Genet'ye, William Burroughs'a, Aleister Crowley'e ve kabala öğretilerine yöneltti. Pop müzik dinleyicilerine soul, ambians ve Krautrock tarzlarını sevdirdi. Onları postmodernizm ve ironi gibi daha yeni yeni ortaya çıkan kavramlarla tanıştırdı. Bowie genç insanların pop idollerine dünyayı ve kendilerinin bu dünya üzerinde temsil ettikleri yeri açıklayacak kişiler olarak baktıklarını biliyordu ve onlara hem anlayış gösterdi hem de kendilerini nasıl baştan yaratabileceklerinin ipuçlarını verdi. "Ben de bunları yaşadım/acınızda size yardımcı olacağım." Rock müziğin "yeniyetme" konseptiyle aynı dönemlerde çıkmış olması insanların kafasında bu ikisinin ayrılmaz bir biçimde birbiriyle bağlantılı olduğu fikrini oluşturdu. Rock'ın tarihini yazan ve 60'larla 70'lerin rock krallığına hükmeden birçok anahtar isim 30'lu yaşlarına geldikten sonraki yıllarda ilham perilerinin onları birdenbire terk etmesiyle baş etmek zorunda kaldılar.

İnişler, çıkışlar...

David Bowie'nin kariyeri de benzer bir yön izledi. 1971'le 1981 arasında, Bowie'nin kariyerinde boş yoktu denebilir. Pop Hunky Dorry'den Ashes to Ashes'ın sonik büyüsüne, rock'taki birçok isimden daha uzun süren bir yaratıcı altın dönem yaşadı. John Lennon, Paul McCartney hatta Bob Dylan'dan bile daha uzun süre en tepede kalmayı başardı. Hem makyajı, küpeleri, kostümleriyle estetik anlamda en çekici rock starıydı hem de müziği eleştirmenleri tarafından en çok beğenilenlerden biri. Fakat en büyük ticari başarısını elde ettiği "Let's Dance"den (1983) sonra, büyük bir hızla düşüşe geçti ve pırıl pırıl parladığı 10 yılı, kayan bir yıldız olarak geçirdiği 20 yıl takip etti. Kuşkusuz hâlâ 'Absolute Beginners' ve 'Little Wonder' gibi güzel şarkılar yazabiliyordu ama başarılı bir albüm 80'ler ve 90'lar boyunca ondan uzak kaldı.

Okyanusları dalgalandırdı bir zamanlar
Bowie'nin rönesansı 1997'de geçtiği Virgin plak şirketinin beraber sadece bir albüm yaptıktan sonra (Earthling) çok pahalı olduğundan onu bırakmasıyla başladı denilebilir. Bunun üzerine, 2001'de 1970'lerdeki eski yapımcısı Tony Visconti'yle yeniden bir araya gelen Bowie, Woodstock yakınlarında mükemmel manzaralı bir stüdyoya kapandı ve Manhattan'ın renkli gece hayatından uzakta, ilham perileriyle başbaşa kaldı. "Oraya adım atar atmaz ne tür şarkılar yazacağımı biliyordum" dediği bu metruk stüdyoda yazdığı, ona yeni bir albüm fikrini veren ilk şarkı "Afraid"di. Şarkı çok iyiydi, çünkü Bowie adeta edebiyat hocasının okuldayken ona söylediklerini hatırlamış ve "kendinden, bildiklerinden yola çıkarak" 1970'lerde sahip olduğu güç ve onu kaybetmesi üzerine yazmıştı: "Hayatımı o kadar harika yapan neydi? / Okyanusları dalgalandırırdım bir zamanlar/ Bulutlarda yürürdüm.." Sanki terapisti "Artık bir su birikintisinde çırpıntı bile yaratamamak size kendinizi nasıl hissettiriyor?" diye sormuştu ve sorunun cevabı şarkının isminde yatıyordu: "Afraid/Korku dolu, endişeli." İronik bir şekilde Bowie tanrısal güçlerini kaybettiğini kabul ettiği andan itibaren onları yeniden kazanmaya başladı. "Afraid"le başlayan kendine dönüşten uzun zaman sonra en çok övgü alan, belki de 1983'teki "Let's Dance"ten sonraki en başarılı albüm "Heathen" (2002) doğdu. Bowie "Heathen"da yaşlanmaktan, uyum sağlayamamaktan, ölümün yakınlığından ve yaşadığı olağanüstü hayata rağmen, hala hiçbir şey bilmediğinden söz ediyordu. Açılış parçasında George Harrison'u alıntılayarak "her şey geçiyor" diyor ve röportajlarında bu yeni albümün temasının kişinin dünya üzerindeki fani varlığının sinir bozucu gölgesi olduğunu belirtiyordu.

Rock'ın Peter Pan'ı
Bowie'nin 16 Eylül'de raflarda yerini alacak yeni albümü "Reality" de "Heathen"ın çizgisinde. Evet, yaşlanmakta olan bir rock yıldızının yaşlanmak ve hayat üzerine yazdığı şarkılardan oluşuyor çoğunlukla. Ama insanı depresyona sokacak türden şarkılar değil bunlar. Daha çok, gençlik buhranlarında yanlarında olduğu hayranlarının orta yaş krizlerinde de yanlarında olmak adına yapılmış bir albüm gibi sanki. Bowie, "Bring Me The Disco King" adlı şarkıda "Yakında benden geriye hiçbir şey kalmayacak" derken, biraz da abartıyor sanki: Heteroseksüelliğe kesin (?) dönüş yaptığından beri güzel karısı, üç yaşındaki kızı ve biseksüellik günlerinden kalma eski dostu/yeni komşusu Lou Reed'le Manhattan'da kültürel aktivitelerle uğraşarak, çağdaş İngiliz resmi koleksiyonunu çoğaltarak, başarılı albümler yaparak gayet güzel bir orta yaş dönemi süren bir rock aristokratı o. Yoksa rock'ın Peter Pan'ı mı desek?
  • Reality

  • David Bowie

  • Sony Müzik

  • (Radikal 2)
    352
    dahafazlası
    YORUMLAR
    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.