Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Bir fotoğraf hayatını değiştirdi

Bir fotoğraf hayatını değiştirdi

Herkes bu kızın kim olduğunu merak ediyor. O ise röportaj vermekten, yerli yersiz ortalıkta görünmekten pek hoşlanmıyor. Berrak Tüzünataç'ı haber spikerliği yaptığı Number One TV'de yakaladık.

Arzu Erdoğan / Tempo

Her şey Zeynel Abidin Ağgül'ün başının altından çıkmış. Berrak Tüzünataç, o gün fotoğraf çekimi yapan arkadaşının yanına gitmeseydi, Ağgül de ona "Dur, birkaç kare fotoğrafını çekeyim" demeseydi, belki de Berrak Tüzünataç ile şimdi değil, birkaç yıl sonra tanışacaktık. Çünkü öyle bir ışığı var ki, o gün olmasaydı, bir başka gün mutlaka tanınmış biri olacaktı. Number One Tv'de haber sunan 20 yaşındaki Berrak Tüzünataç ile konuştuk.

Nasıl oldu da Berrak Tüzünataç diye biri ortaya çıktı?
Zeynel Abidin Ağgül, bir arkadaşımın fotoğraflarını çekiyordu. Bana, "Senin de birkaç kare fotoğraflarını çekeyim" dedi. Önce istemedim, çünkü fotoğraflarda o kadar kötü çıkardım ki, hiç fotojenik olmadığımı düşünürdüm. Ama Zeynel beni ikna etti. Çektiği fotoğrafları beğenince de bilgisayarına duvar kağıdı yapmış. Stüdyosuna gelen moda editörleri, "Bu kızla çekim yapalım" demişler. Ben de bir anı olsun, ileride torunlarıma göstereceğim belge olsun diye kabul ettim ve Elele ile çekim yaptım. Sonrası çorap söküğü gibi geldi.

Eğitiminiz ne, aileniz ne iş yapıyor?
20 yaşındayım ve Yalova doğumluyum. Koç Lisesi'nden mezunum. İstanbul Üniversitesi'nde İngilizce işletme okuyorum. Babam tekstil ve inşaat sektöründe çalışıyor, annem ev kadını. Bir de kız kardeşim var.

Hayaliniz neydi de bir anda kulvarınız değişti?
Modacı olmaktı. Ama artık vazgeçmiştim. Çünkü büyük tekstil firmalarında staj yaptım. Haute couture çalışanları bunun dışında tutuyorum; ama tekstil firmasındaki tasarımın, tasarım olmadığını gördüm.

Nasıl yani?
O senenin trendlerini gösteren yabancı moda dergilerine bakıyorsunuz; "O pantolona bu cebi koyayım yadaşu paçayı koyayım" diyorsunuz. Hiç yaratıcılık yok. Akşama kadar fabrikanın içindesiniz, bana kasvet bastı. Anladım ki, modacı olacaksan haute couture çalışacaksın. Bunun için de isim yapman lazım. Velhasıl sıtkım sıyrıldı. Ama hala çizmeye devam ediyorum. Mezuniyet elbisemi çizmiştim, özel bir yere gideceksem giysilerimi kendim çizerim.

Sonra?
Halkla ilişkiler, reklam gibi sosyal işler yapmak ya da kreatif işler istiyordum. Televizyon hiç aklımda yoktu. "Bu kadar okudum, bölümümle ilgili bir şeyler yapayım" diye düşündüm. Ekonomi okuduğum için, ekonomi haberleri sunabilirdim. Diksiyonum da düzgündü, yüzü m de ekrana uygundu. CNN Türk'e staja girdim. Bu duyulunca, teklifler gelmeye başladı. Ondan sonra da kendime uygun olanı seçtim.

Kamera önünü seviyor musunuz?
Yaptığınız işin her şeyiyle sizin olması tabii ki çok mutluluk veren bir şey. Çünkü kamera önünde olmaya yetecek fiziğim, arkasında olmaya yetecek zekam var. Bu da gayet güzel bir tatmin. Önünde olmayı da arkasında olmayı da seviyorum.

Herkes isminizin önüne bir sıfat koyuyor; "Çok güzel", "Avrupai bir güzelliği var" falan. Siz kendinizi nasıl görüyorsunuz?
Hiç böyle bir şey düşünmedim. Yani güzel bulmuyordum kendimi. Çünkü orta 2'ye kadar çok kilolu bir çocuktum. Tam anlamıyla bir yarım dünyaydım. Üstelik o dönem, tam da cinsiyetinin farkına vardığın dönemdir. Sonra kilo verdim. Ama hiçbir zaman kendimi çok güzel bulmadım.

İsminiz duyulmaya başladıktan sonra modellik, mankenlik, dizi teklifleri gelmiş ve hiçbirini kabul etmemişsiniz. Neden?
Böyle teklifler karşısında heyecanlanacak pek çok insan vardır. Ama ben kendi istediğimi yapıyorum. Belki ileride fikrim değişir, bilmiyorum. Dizilere gelince... İşi bilmeyince yanlış kararlar alabilir, yanlış şeyler yapabilirim. Yolun başında yapılan hata asla unutulmaz. O yüzden şimdilik oyunculuğa sıcak bakmıyorum.

Yani ileride yapabilirsiniz?
Süper bir şey gelir; Cem Yılmaz veya Yılmaz Erdoğan yaptıkları filmde bir rol teklif eder, o zaman yer almak isterim. Ancak, "Dönem benim dönemim, her şeyi yapayım" mantığında değilim.

Oyunculukta kendinizi geliştirmek için bir şeyler yapmak istiyor musunuz?
BKM'nin bir workshop'una katıldım. Ancak oradaki kadro, o kadar deneyimliydi ki, onların önünde sahneye çıkamadım. Saçmalama lüksünü kendimde bulamadım. Bende başarısız olma fobisi var; başarısız olacağımı hissettiğim anda "Yapmayayım daha iyi" diye düşünürüm. Hırslıyım. Bu duyguyu yenemeyince de gitmekten vazgeçtim. Demek ki, o zaman buna hazır değildim. Yeni başlayanlar için böyle bir çalışma olsa seve seve katılırım.

Modelliği istemiyorsunuz ama fotoğraflarda hiç amatör görünmüyorsunuz...
Aynaya bakmayı severdim zaten. Belki fotoğraflarda onun faydası olmuştur. Bazılarına göre de bön bakışlıyım.

Fotoğrafları ilk elinize aldığınızda neler hissettiniz? Kendinize yabancılaştınız mı?
Zeynel fotoğrafları çektikten sonra "Bir bak" dedi. Reddettim, çünkü fotoğraflarda iğrenç çıktığımı, fotojenik olmadığımı düşünüyordum. Fotoğrafları gördükten sonra inanamadım. İlk tepkim "Vaayy be, iyi çıkmışım" oldu. Annem bile fotoğrafları görünce inanamadı.

Bir anda şöhret olduğunuz söyleniyor. Gerçekten öyle mi?
Bir anda yıldızım parladı, bu doğru. Belki bunun astrolojik bir açıklaması vardır. "Bir dergiye poz verdi, hayatı değişti" falan deniyor ama benim için hiç böyle olmadı. Hala aynı insanlarla arkadaşlık ediyorum ve aynı çevrede yaşıyorum. Beni gazeteciler -o da ilgi alanlarına girdiğim için- tanıyor.

Türkiye'de şöhret olmak kolay mıymış?
Çok şaşırdım ve inanın bana, çok kolay şöhret olunuyormuş. Amacın o değilse bile, kontrol dışı tanınabiliyorsun. Bazen, "Acaba benim üzerime mi oynandı, biri art niyetli olarak bunu mu yaptı?" diye düşünüyorum. Çünkü bir ara anti-propaganda yapıldı. Sevgilisi onu aldı, bunu aldı gibi haberler çıktı. Beni basit bir kız imajına oturtmaya çalıştılar. Bakıyorum, o imaja bile fit olabilecek insanlar, bunu bir dergi çekimiyle yakalayamıyor. Demek ki yıldızım parladı. Kendimi Türkiye'nin en büyük gazetelerinden ikisinde sürmanşette görünce şaşırdım. O kadarını beklemiyordum: Türkiye'de her hafta, her ay biri dergi kapağı oluyor. Benim yıldızım parladı, herhalde zamanım gelmiş.

Basından kaçma nedeniniz anti-propaganda mı?
Basından kaçmıyorum. Yaptığım işle orantılı röportaj yapıyorum. Çok fazla röportaj yapıp da insanlara, "Bu kız ne anlatıyor, niye burada?" dedirtmek de istemiyorum. Ama ben böyle davrandıkça, erkek arkadaşımla ilgili abuk sabuk haberler çıkmaya başladı.

Bundan sonra neler yapacaksınız?
İlerleyebildiğim kadar ilerlemek istiyorum. Kimseyi örnek almayayım, herkesi izleyeyim; hatalarını görüp onları yapmayayım. Birini örnek alınca, bir süre sonra, örnek almaktan çok, taklit etmeye gidiyor. Mesela en beğendiğim haber spikeri Defne Samyeli. Onu örnek alırsam, onun gibi olmaya başlarım. Benim farklı bir konuşma üslubum var. Hep adım adım ilerlemek istiyorum.

Türkiye'nin gündemini ne kadar takip ediyorsunuz?
İşim gereği takip etmek zorundayım. Her konu hakkında söyleyeceğim bir şey vardır. Bunu biraz da okuduğum liseye borçluyum. O zaman nefret ettiğim bütün klasikleri okumuş olmaktan, biliyor olmaktan keyifliyim. Bilgilerim beni global bir insan yapıyor.
500
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.