Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Beyoğlu'nun devrimci hali: Festival

Beyoğlu'nun devrimci hali: Festival

Şu günlerde Komünist Manifesto ya da Kızıl Kitap yerine festival kitapçığı dolaşıyor elden ele. Kızılkayalar hamburger, İnci profiterol yetiştiremiyor. Türk Sineması'nın 'yüce figürleri' yine festivalin kıyısından geçmiyor.

Küreselleşme karşıtı isyanlardan barış gösterilerine; günümüz spontane siyasi eylemlerinde kendilerini "otonom" olarak tarif eden, adlandıran insanlar en ön saflarda yer alıyor, ateşleyici rol oynuyorlar.

Hakim Bey adlı Amerikalı şair-filozof da otonomların önde gelen teorisyenlerinden. Hakim Bey, T.A.Z. (Temporary Autonomous Zone-Geçici Otonom Bölge) adlı kitabında festivallerin, karnavalların yararlarına ilişkin ilginç bir tez atıyor ortaya. Şöyle ki: Kentteki gündelik hayatı kesintiye, sekteye uğratan, trafiğin ve kapitalist işbölümünün orta yerinde şenlikli bir ortama, özgür bir bir araya gelişe yol açan festivaller, karnavallar insanlara ihtilalleri, ihtimalleri, başka bir gündelik hayat ve giderek de başka bir dünya umudunu hatırlatır, yaşatır.

İşte biz, İstanbullular da yine bir film festivalinin daha altından girip üstünden çıkıyor; işten erken çıkıyor, bazen resmen kaçıyor, masum firarlarımızla "devrimci durum"a koşuyoruz.

Tartışmalar, paneller
Sinemaların önleri, karşı devrimci beyaz ordulardan kaçan asilerin toplaştıkları tren istasyonlarına, işçi sovyetlerinin duyurularının asıldığı fabrika duvarlarına benziyor. Tren tarifesi ya da duvar gazetesi yerine film gösterim programlarına bakıyoruz biz de uzun uzun. Komünist Manifesto ya da Kızıl Kitap yerine festival kitapçığı dolaşıyor elden ele.

Almanya, Arjantin, Hindistan'dan filmlerle, konuklar, jüri üyeleriyle bir enternasyonalizm duygusu. Ve gösterimlerin ardından yönetmenlerle, oyuncularla uzun, ateşli tartışmalar, paneller. Meclisler kuruluyor, fesh ediliyor her seansta.

Hınzır gülümsemeler
Bununla, bunlarla yetiniyoruz şimdilik. Bir duyguyu, güzel bir duyguyu, bir coşkuyu unutmuyoruz, unutturmuyoruz Beyoğlu'nda.

Emek sinemasının sokağı iki hafta boyunca erken paydosçuların, mazeret sahiplerinin, suç ortaklarının buluşma yeri olacak. Sabah ya da akşam üzeri seanslarında emekçiler, profesyoneller bu sokakta hınzırca gülümseyecekler birbirlerine.

Ayşe Teyze çok mutlu
1956 yılından beri sinemanın yanındaki daracık Tekel bayiini işleten Ayşe Teyze çok mutlu bugünlerde. Yılın satışını yapacak bu iki haftada.
Fındıktan geçilmez Beyoğlu Çikolatası revaçta. Herkesin elinde.
Emek'in diğer yanında yer alan, yıl boyu pek rağbet etmediğimiz iki katlı Han Kafeterya Kaktüs'ten kat be kat popüler şimdi. Geçici olarak. Atilla Dorsay bir masada, İbrahim Altınsay bir masada. Alman konuklar menemen, Fransızlar yengen yiyor.
Kızılkayalar hamburger, İnci profiterol yetiştiremez oldu.
Keşke festivalin bu yılki afişinde perdeye domates yerine profiterol topları fırlatılsaymış. Daha Beyoğlu olurmuş.
Neyse, o topları da; yine bu yıl da festivalin kıyısından geçmeyen, zahmet edip sinemaya gelmeyen Türk sinemasının yüce figürlerine saklarız.
(Milliyet)
434
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.