Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Beni şımartan şöhret değil

Beni şımartan şöhret değil

Nil Karaibrahimgil, şımardığı yönündeki iddialara yanıt verdi.

Pınar Yılmazerler / Hürriyet

"Kendimi hiç de şımarmış hissetmiyorum. Dışarıdan öyle gözüküyor olabilirim ama bunun şöhretle alakası yok. Çok şımartılarak büyütülmüş bir kız çocuğu olarak, o duygu benden bir türlü gitmedi. Bunun için de anneme ve babama teşekkür ederim!"

O kimi zaman şarkı sözleriyle, kimi zaman eleştirilen sesiyle, kimi zaman da reklam filmleriyle gündemde... Ama bu yoğunluğa rağmen hep meraklı gözlerden uzakta... "Albüm ve konserler dışında göz önünde olmayı kendime yakıştıramıyorum" diyen Nil Karaibrahimgil, şu sıralar yeni reklam filmiyle evlere konuk oluyor. Üstelik alıştığımız uçarı kız çocuğundan çok farklı bir imajla, seksi bir olarak...

Neden röportaj vermekten hoşlanmıyorsunuz?
Benim iki tane paylaşım yolum var; biri albüm, diğeri ise konserler... Bunlar dışında başka bir yerde kendimi anlatmayı sevmiyorum.

Yoksa bu bir reklam stratejisi mi? Yüzünüz eskimesin, insanlar sizi özlesin diye mi kendinizi göstermiyorsunuz?
Yok yok. Kimse bana hayatım boyunca öyle bir şey söylemedi. "Öyle yaparsan daha iyi olur" diyen de olmadı. Bu zaten planlı programlı olacak şey değil. Sadece göz önünde olmak istemiyorum.

Son reklam filminizle özgür kızdan çekici bir kadına dönüştünüz...
Yıllar geçiyor, yaşımız büyüyor. Benim de içimden elbet bir kadın çıkacaktı! Penti'nin reklam filminde, içimdeki o kadının çıkmasını biraz da yönetmenimiz Umur Turagay sağladı. Zaten kendisi ne zaman beni çekse, içimden bir kadın çıkıveriyor. Çünkü o bunu başarabilen bir yönetmen.

Bu reklam filminde rol almanızın sebebi bu muydu yoksa?
Benim bu işi kabul etmemdeki en büyük neden şu cümle oldu: "Türkiye'de kadınlar desenli çorap giymeye korkuyorlar. Onları desenli çorap giymeye teşvik edebilir misiniz?" Ben de kabul ettim. Çünkü bir kadın zaten çok desenlidir! Ben de her gün başka bir desenle uyanabilen bir kişiliğim. Yoksa başka reklam filmleri için de teklifler geliyordu.

Sesinizin iyi olmadığına dair eleştiriler var. Peki bir daha dünyaya gelme şansınız olsa, yaratıcı bir söz yazarı mı olmak isterdiniz, yoksa bülbül sesli bir şarkıcı mı?
Yine söz yazarı olmak isterdim. Ben bir söz yazarıyım, bir şeyler söylemeye çalışıyorum ve bunlara da melodiler buluyorum. Teoman'ın röportajı vardı geçen haftalarda; "Ben her şeyden önce bir şairim" demiş. Çok da güzel söylemiş. Bence de öyle. Dünyada yorumcular var. Sesleri çok güzel. Ama onlar bir şeyin sözcüsü olarak çıkıp, sesleriyle bunu duyuruyorlar. Biz, yani benim gibiler ise bir şeyi anlatma durumunda olanlarız. Böyle yaşayanlar kendi sözlerini, müziklerini de kendileri yaparlar. Biliyorum sesim en güçlü tarafım değil. Buna rağmen kendi şarkılarımı güzel taşıdığımı düşünüyorum.

Özellikle "Pırlanta" şarkısından sonra "Nil Karaibrahimgil gibi bir kızım. Kimse beni parayla satın alamaz" diyenler çoğaldı. İddialı sözler size ister istemez bir sorumluluk yüklüyor mu?
Bu durumdan ben de rahatsız oluyorum. Mesela konserlerimde "Kızlar" diye bağırdığımda, öyle bir ses geri dönüyor ki, sanki nereye gidiyorsam peşimden oraya gelecekler gibi! Hani bir savaş açmışız gibi, ama ne için bu kadar ayaklandık ben de bilmiyorum! Hayatta bir şey olmak isteyen, bunun için de biriyle evlenmek zorunda olmadığını hisseden, her sabah kalktığında kendini bir kadın olarak görebilen, kendi parasını kendi kazanan ve bir erkeğin kredi kartını kullanmayan kadın bana çok güzel geliyor. Ben öyle olmaya çalıştığım için de bunun güzel bir şey olduğunu söyleyip, fikrimi onlara aşılamaya uğraşıyorum.

Beni şöhret değil ailem şımarttı

Şöhret sizi şımarttı mı?
Valla ben kendimi hiç şımarmış hissetmiyorum. Dışarıdan öyle gözüküyor olabilirim ama bunun şöhretle hiçbir alakası yok. Çok şımartılarak büyütülmüş bir kız çocuğu olarak, o duygu benden bir türlü gitmedi. Bunun için de anneme ve babama teşekkür ederim!

Bana karşı olanlar bilmeden benzin depomu dolduruyorlar

Önceleri eleştirilen şarkı sözlerinizin sonradan neredeyse slogan haline gelmesi nasıl bir duygu? "Bu mudur" diyene, "Budur kardeşim" demek...
Bir gün gazetedeki köşeme bir eleştiri geldi; "Ne şarkı söyleyebiliyorsun, ne de yazı yazabiliyorsun... Bir de sana bu köşeyi vermişler. Ne oluyor bu ülkeye, pes doğrusu" diye... Belli ki aşırı sinirlenmiş bana. Normalde eleştirilere hiç cevap vermem. Dedim ben buna bir cevap vereyim! Düşündüm, karar verdim ve "Di mi" yazdım. Onların objektifinden böyle gözüküyor da olabilirim. Ama bir yandan da ortada ben diye bir şey var. Ben eleştirilerden güç alıyorum. Bana karşı olan insanlar, benim benzin depomu doldurduklarının farkında değiller! Bu eleştirileri yapanların çoğu genelde kendi başarısızlığını, başkasının başarısına bağlıyor. Diyor ki; "Ne kadar dandik!" Ama kendisi dandik olanı bile yapamıyor!

Nasıl duygulanmamız gerektiğini biz Sezen'den öğrendik

Sizin için; "Sezen Aksu ve Aysel Gürel'in tek bedende toplanmış hali" diyorlar... Katılıyor musunuz?
Kendim için asla böyle bir şey söyleyemem. Sezen Aksu çok müthiş bir insan. Bir yerde onun için "Bir milletin duygusal uzaktan kumandalarını elinde bulunduruyor" denildiğini duymuştum. Bugün Türkiye'de belli bir yaşın üzerindeki herkes, sevgilisinden ayrıldığında mutlaka bir Sezen Aksu şarkısı dinleyip ağlamıştır. Çünkü nasıl duygulanmamız gerektiğini bize Sezen Aksu anlattı. Bir gün besteci olarak, şarkıcı olarak Sezen Aksu'nun geldiği yere gelebilirsem, o kadar uzun bir maraton koşucusu olabilirsem, çok mutlu olurum. Nesiller boyu insanlara bir şeyler diyebilirsem bu çok güzel olur.
268
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.