Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Baş belası migren

Baş belası migren

Kadınlarda erkeklere oranla iki kat fazla görülen migren, beraberinde pek çok sinir sistemi hastalığını da getiriyor. Migreni önlemeye yönelik çalışmalar umut veriyor.

Dünyada her dört-beş ve her 10 erkekten biri migrenden şikâyetçi. Sosyal, ekonomik ve psikiyatrik sonuçları olan migrenin genetik olduğu yönünde uzmanlar hemfikir. Hastaların çoğu depresyon, anksiyete (kaygı, endişe hali), epilepsi ve az da olsa inme riskiyle karşı karşıya. Bunun temelinde ise seratonin (mutluluk hormonu) düşüklüğü yatıyor.

Son gelişmeler tartışıldı
Pfizer'in sponsorluğunda dördüncüsü düzenlenen Merkezi Sinir Sistemi Günleri'nde sosyal fobi, demans (inme), şizofreni, alzheimer ve migren gibi hastalıklar tartışıldı. Yerli ve yabancı 620 delegenin katıldığı kongrede merkezi sinir sistemi hastalıkları ve son gelişmeler anlatıldı. Katılımcılar arasındaki Kanada Toronto Üniversitesi Nöroloji Bölümü'nden Prof. Dr. John Edmeads migreni anlattı.

Migrenle gelen riskler
Edmeads'in verdiği bilgilere göre migreni olan hastalarda depresyon, obsesif kompulsif bozukluk (aşırı takıntılı olma durumu), anksiyete, epilepsi ve az da olsa inme riski bulunuyor. Bütün bunların nedeni ise düşük seratonin seviyesi. Yani migreni olan birinde bu hastalıkların biri, tümü veya birkaçının görülme riski bulunuyor.

Bütün bunlar migrenli bir beyinde var olan kimyasal değişimlerle ilgili rahaksızlıklar. 'Depresyon görülen kişilerde migren de ortaya çıkabilir mi?' sorusuna Edmeads'in verdiği yanıt da çarpıcı: "Migreni olan kişilerin depresyona girme olasılıkları migreni olmayanlara göre üç-altı kat daha fazla. Aynı şey anksiyete için de geçerli."

Dış faktörler tetikliyor
Migrenin kökeninde her ne kadar genetik yatkınlık olsa da dış faktörler tetikleyici. Kadınlarda âdet dönemindeki hormonal değişikliklerin yanı sıra hem kadın hem de erkeklerde strese bağlı bazı fiziksel değişikler, bazen havadaki değişim, özellikle basınç değişikliği bunu tetikleyebiliyor.

Her migren hastasında farklı tetikleyiciler söz konusu. Edmeads, "İnsanların yüzde 65'i baş ağrısından yakınır. Ancak yüzde 25'i migren kaynaklıdır. Migren, çok şiddetli baş ağrısı yanında mide bulantısı ve kusmayla gelir. Gerginlik tipi baş ağrılarından daha düşük görülse de etkileri belirgin olduğu için daha fazla dikkate alınmalı. İnsanlar kendi gözlemleriyle neyin atağa yol açtığını öğrenebilir" diyor.

Koku, önemli bir etken
Örneğin hep aynı durum oluyor ve ardından migren atağı geliyorsa, o durum migrene neden oluyor ve ondan kaçınmanız gerekiyor. Migreni olan birçok kadın kokudan çok etkileniyor. Belli parfümler, yemek, benzin kokusu vb. Bazı durumlarda aşırı sıcaklardan etkilenme söz konusu. Âdet dönemi ve stres de tetikleyen faktörlerden, ancak bunlardan kaçınmak mümkün değil. Özellikle çikolata, peynir ve alkol gibi şeyler de tetikleyici olabiliyor.

Kanada'da kadınların yüzde 13'ünün, erkeklerin yüzde 6'sının, ABD'de ise kadınların yüzde 13-14'ünün, erkeklerin de yüzde 6-7'sinin migrenden şikâyetçi olduğunu belirten Edmeads, hastalığın yıllık maliyetinin 50 milyar dolar olduğunu söyledi. Şu an ki ilaçlar, atakları dört-beş saatliğine ortadan kaldırabiliyor. Ama sonra yine ağrıyla mücadele etmek gerekiyor. Peki insan hayatını bu denli etkileyen migrenle ilgili umut var mı? Edmeads'in soruya yanıtı şöyle:

Bilim boş durmuyor
"Nitrik oksit, migren atağı sırasında beyinde ortaya çıkan bir kimyasal. Yeni çalışmalar bunun engellenmesine yönelik. Yeni ilaçlar, migren atağını kesmede ya da önüne geçmede etkili olacak. Tablet olarak kullanılacak form geliştirildiğinde daha da etkili olacak. Halihazırda yapılan çalışma çok küçük. Ama üzerinde çalışılacak bir molekül olduğu için umut var." Edmeads, ilaçların yanı sıra tamamlayıcı tedavi olarak da şunları öneriyor: Masaj, rahatlama egzersizleri, fizyoterapi ve yaşam standardının yükseltilmesi olumlu etki yaratıyor."

Yarısı doktora gitmiyor
İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Aksel Siva'ya göre Türkiye'de baş ağrıları içinde migrenin oranı yüzde 16. Bu oranın yüzde 21'ini kadınlar oluşturuyor. Migrenlilerin yüzde 50'si doktora gitmiyor. Doktora başvuranların ise üçte biri verilen tedaviyi uyguluyor. Hastaların yüzde 30'unda migren teşhis edilemiyor. Yanlış teşhis edilenlerin oranı yüzde 14, doğru teşhis edilenlerin oranı ise yüzde 21. Baş ağrılarının yüzde 25'i migren kaynaklı.

Migrenin sosyal ve psikiyatrik sonuçları olduğunu belirten Prof. Dr. Aksel Siva, hastaların yüzde 25'inin ayda birkaç kez atak geçirdiğini, bu nedenle işini yapmada güçlük çektiğini, işe gidemediğini söyledi. Gerilim tipi baş ağrısı çekenler ayda 2.7 gün, migrenliler ise 4.1 gün işe gidemiyor.
(Radikal)
490
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.