Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Anneler Günü'nde Türk kadını

Anneler Günü'nde Türk kadını

Türkiye'de kadınlar 15-29 yaş arasında doğuruyor. Her yıl 1500 kadın gebelik ve doğum sırasında ölüyor. Kırdaki kadınlar, kenttekilere oranla daha çok çalışıyor. Türkiye'de yüzde 2.4 olan kadın vekil oranı Uganda'da yüzde 17.

Tüm dünyada ve Türkiye'de kutlanan Anneler Günü'nde, yılın anneleri seçiliyor, anneliğin kutsallığı dile getiriliyor. Çeşitli araştırmalara göre, Türkiye'de annelerin ve geleceğin annelerinin profili ise çarpıcı gerçekleri ortaya çıkarıyor.

Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsünün 1998 raporlarına göre, Türkiye'de doğurganlık 15-29 yaş grubunda yığılma gösteriyor; bu grup toplam doğurganlığın dörtte üçünü oluşturuyor. En yüksek doğurganlık hızı ise 20-24 yaş grubundaki kadınlarda görür.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, anne ölümleri Türkiye'de on binde 180 iken, Norveç'te on binde 6, İsveç'te 7, İngiltere'de on binde 9 düzeyinde bulunuyor.

Türkiye Aile Sağlığı ve Planlama Vakfı'nın (TAP) 1999 verilerini baz alarak yaptığı araştırmaya göre ise Türkiye'de her yıl 1.500 kadın, gebelik ve doğuma bağlı nedenlerle ölüyor. Araştırmada her yıl doğan 1.000 bebekten 43'ü, birinci doğum günü kutlanamadan yaşamdan ayrılıyor.

Araştırmada, bu rakamların Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde daha fazla olduğu belirtiliyor. Doğurganlık hızı, anne vebebek ölümleri, kadının eğitim durumu, çocukların aşılanması gibi konulardaki göstergelerde bölgeler arası farkların çok çarpıcı olduğuna işaret edilen araştırmada, anne ve bebek ölümlerinde, çok sayıda doğumun ve genç yaştaki gebeliklerin önemli rol oynadığına dikkat çekiliyor.

Araştırmada, gelişmekte olan ülkelerde her yıl 585 bin kadının gebelik ve doğuma bağlı nedenlerle hayatını kaybettiği anlatılarak "Bu, günde 1600, saatte 62 kadının ölmesi demek. En az 7 milyon kadınciddi sağlık problemleri yaşıyor ve 50 milyon doğum sonrası sağlık sorunlarıyla karşılaşıyor" deniliyor.

Gelişmekte olan ülkelerde yine her yıl güvenli olmayan koşullarda yapılan 20 milyon kürtaj nedeniyle 70 bin kadının hayatını kaybettiğine işaret ediliyor.

İşgücüne katılım düştü

DİE verilerine göre, kadının işgücüne katılım oranı 1998 yılı Nisan ayında yüzde 27.5 iken 2000 yılında yüzde 23'lere düşüyor. Ekonomik sektör bazında kadınların yüzde 72.2'si tarım sektöründe istihdam ediliyor.

Kadınların işgücüne katılımları kentsel alanlarda Türkiye ortalamasının oldukça altına düşüyor, kırsal alanda ise ortalamanın üstüne çıkıyor.

Kadınların kente göre kırsal alanlardaki ekonomik faaliyetlere daha yüksek oranda katılıyor olmasının temel nedeni, "ücretsiz aile işçisi olarak çalışmasıG şeklinde değerlendiriyor.

Bu tür istihdam kadınların işgücü hesaplarına dahil edilmesine imkan tanımamakla birlikte toplumsal statülerinin yükselmesine de katkı sağlamıyor.

Yüzde 22'si okuma yazma bilmiyor

DİE'nin 1999 verileri, kadınların eğitim alanında da çok gerilerdekaldığını gösteriyor. Buna göre kadınların yüzde 22.5'i okuma yazma bilmiyor. Kadınların yüzde 49.7'si ilkokul, yüzde 8.6'sı ortaokul, 8.3'ü lise ve yüzde 3.1'i yüksekokul veya fakülte mezunu bulunuyor.

Kadınların üniversite, yargı ve parlamentoda yeterince temsil edilmedikleri de görülüyor. 60 üyeli Danıştay'ın 19 üyesi ve iki başkan vekili kadın. 238 üyeli Yargıtay'da ise 15 kadın üye görev yapıyor. Dünyada pek çok Batı ülkesinden çok önce seçme ve seçilme hakkına kavuşmasına karşın, 1950'li yıllardan sonra parlamentoda kadınların temsil oranı yüzde 1'lere kadar düşüyor.

Parlamentosunda yüzde 43 oranında kadın bulunan İsveç'te, bakanlar kurulunun yüzde 55'i de kadınlardan oluşuyor.

Türkiye'de yüzde 2.4 olan kadın milletvekili oranı Uganda'da yüzde 17.4, Güney Afrika'da yüzde 25 düzeyinde.
351
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.