Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

'Allah erotik filmlerden razı olsun'

'Allah erotik filmlerden razı olsun'

Erotik filmleriyle bir döneme damgasını vuran, daha sonra 86 yılında Paris’e yerleşip ikinci bir hayata başlayan Arzu Okay ile Paris’teki hayatını, o dönem çektiği filmleri konuştuk. Okay: “İlk filmimde Ayhan Işık’la başroldeydim. Ama 80 küsur filmimden hiç para kazanamamıştım. Ciddi ciddi aç kaldım. Yoksa zevkine mi oynayacağım o filmlerde. Erotik filmler sayesinde param oldu, Allah razı olsun onlardan”

arzu okay

Onunkisi tam anlamıyla bir ‘ikinci hayat’... İlki pek erken, 14 yaşında başladığı için çok yol almış. İki hayatı arasında hiçbir paralellik yok.

Arzu Okay’a eski hayatından kurabileceğim tek köprü, o cıvıl cıvıl yeşil gözleri ve sempatik gülüşü olsa gerek. Hâlâ çok etkileyici ve güzel. Paris kafelerinin birinde buluşmak için sözleştik. Oraya vardığımızda Arzu Okay’ı kitap okurken bulduk. Tam bir kitap kurdu zaten. Harika bir gün geçirdik. Neşeli ve alçakgönüllü haliyle bizi ağırlarken bir yandan Türkiye’deki kızı Eda’yla konuştu gün boyu.
14 yaşında girdiği sanat dünyasında geçirdiği 10 yıl boyunca 100’den fazla film çeviren Arzu Okay, 70’li yılların sonunda Yeşilçam’ın o ‘karanlık’ döneminden nasibini fazlasıyla alan oyunculardan oldu. Seks filmleri furyasında güzel fiziğiyle süslediği film kareleri, kaderini belirledi. O artık çoğu kişi için bir ‘seks’ yıldızıydı. Oysa 20’li yaşlarının başındaki bu genç kadın, setten çıkınca grevlere gidip sol görüşlü arkadaşlarına destek oluyor, bir yandan da ‘Başka ne işyapabilirim’ in derdinde, sekreter ya da hostes olarak ekmek kazanmanın yollarını arıyordu. Açıktan sınavlara girip liseyi bitiren, filmden kazandığı parayı Londra’da İngilizce öğrenmek için harcayan bu genç kadın, çoğumuzun yapamayacağı bir şeyi yaparak, sıfırdan başka bir hayata yelken açtı. Ticaret hayatında Devlet Bakanı’nından ödül alacak kadar da işini büyüttü.

Başkalarının kendine biçtiği rolü beğenmeyenler için, değişmek isteyenler için, yeni baştan başlamak isteyenler için bir rol model Arzu Okay. Eğitimin para ve imkanlardan ziyade, ‘istemek’le ilgili olduğunu gösterdiği için. Tolstoy’un çok sevdiğim sözü:

“Herkes dünyayı değiştirmek ister ama kimse kendini değiştimeyi düşünmez”. Okay, okumuş, düşünmüş, kendi penceresinden hem dünyayı değiştirmek istemiş, hem de kendini değiştirmiş. Özünü bulma yolculuğuna şapka çıkarıyorum...

Kendini hayatla ilgili nerede hissediyorsun?

Şimdi benim olduğum yerle benim tanındığım yer arasında uçurum var. Ben kendimi çok doğru bir yerde buluyorum. Olduğum yere çok emekle, zor geldim. Ama iyi de bir yere geldim. Hatta geçmişimde yanlış yaptığımı da söylemem. Yani belki sonraları canımı acıtacak bir şeyler yaşamışımdır ama o gün için onlar bana göre doğruydu.

Nasıl bir çevren var burada? Ne kadar zamandır sen Fransa’dasın?

86’dan beri buradayım. İş kurdum, çok iyi yerlere geldim, sonra battım. Çıktım, battım, çıktım filan.

86’da Türkiye’de ne durumdaydın?

Çok iyi bir konumdaydım. Türkiye’nin en büyük beş deri ihracatçısından biriydim. 600 kişi çalışıyordu yanımızda. 3 bin metrekarede ihracat yapıyordum,
15 milyon dolar ciromuz vardı sıfırdan başladığımız bir işte.

“Fizikçi olmak istiyordum ama olmadı çünkü geçim derdi vardı”

Niye Fransa?

Tamamen ticari nedenler. Yurt dışında bir yer açalım dedik. İade mal kalıyordu elimizde. Madem bizim bu sattığımız fiyatın üstüne bu kadar kâr koyup satıyorlar, biz de satarız o zaman dedik.
O dönemde evlendim ve buraya geldim.

“Tanındığım yer ile olduğum yer arasında çok uçurum var” dedin. Hayatının ikinci bölümünden kaç kişi bilir senin geçmişteki hayatını? Film yıldızlığını mesela...

Film yıldızı olduğumu herkes biliyor. Ama beni tanımak için bana zaman ayıranlar bilir benim nasıl olduğumu. Herkes için geçerli bu. Birisini tanımak için ona zaman ayırman lazım. Onun için de emek vermen lazım.

Fransa’daki çevren mesela?

Onlar çok daha keyifli. Fransa’daki ilişkiler çok daha farklı. Önyargılar çok daha arkada kalmış vaziyette. Benim iş yaptığım, mal sattığım en az 100 kişi diyelim hepsi benim oyuncu olduğumu biliyorlar. Tabii bunları onlara anlatanlar diğerleri. Türkler... “Aa biliyor musun Arzu Okay kimdir, erotik filmlerde oynardı, şöyle yapardı böyle yapardı” Ama onların bana bakış açıları değişmiyor. Onlar beni ben olarak algılıyorlar. Bizimkilerden farklılar. Aslında sinema sinemadır. Kötü film vardır, iyi film vardır. Yoksa bir filmin köy filmi ya da erotik film olması arasında bana göre bir fark yok. Mühim olan düzgün sinema yapılmış olması. Ha beni şöyle eleştirirsin: “Arzu abla sen kötü filmlerde oynamışsın.” Oynadım, tabii.

Neden? Seçme şansın mı yoktu?

Yok hayır, yoktu. Gerçekten çok fazla emek harcanmayan, çok çabuk tüketilen filmlerde oynadım. Sırf ben oynamadım ki. Herkes oynadı.

Erotik filmler niye senin üzerinde bir etiket olarak kaldı? Çünkü esasen senin çevirdiğin filmlerin 5’te 1’i kadar.

Evet, sadece o kadar. Ama son dönemimde onlar var. Köy filmleriyle bitseydi sinema kariyerim, köy filmleriyle hatırlanırdım.

Film çevirmek senin için ne ifade ediyordu? ‘Ekmek kazanmak’ mı, yoksa artistliği sevdin mi? Kiminin çocukluk hayalidir...

Yok ben oyuncu olmak istemiyordum, fizikçi olmak istiyordum. Ben okulun ya birincisi ya da ikincisiydim. Ciddi ciddi fizikçi olmak istiyordum. Çok da istiyordum, çok da kafa yoruyordum. Olmadı çünkü geçim derdi var, evin geçindirilmesi lazım.

Kaç yaşındaydın o zaman?

Ben 14 yaşımda başladım bu işlere. İlk olarak bir fotoromanda oynadım.

Nasıl buldular peki seni?

Yarışma ile. Annem beni yarışmaya soktu. Resmimi gönderdiler. Sonra Saklambaç’ta Zeki Müren’le oynadık. Ondan sonra Saklambaç Günaydın’ın ekiydi, ben Günaydın’ın maaşlı memuru gibi oldum. Hafta sonları okul olmadığı günlerde pay kuponu dağıtılıyordu, onları 1 ay topluyorsun; işte tencere, tabak mikser, saç kurutma makinesi, artık ne veriyorlarsa alıyordun. Ben onların fotomodelliğini, tanıtımını yapıyordum. İşte elimde mikser, bilmemne saç kurutma makinesi, neyse.

“Kadir İnanır’la veznede maaş kuyruğuna girerdik”

Ne kazanıyordun hatırlıyor musun? Ya da oradan kazandığınla ne yapıyordun?

Eve getiriyordum. Bayağı kazanıyordum ama. Fotoroman başına 500 lira alıyordum. Çok faydası oluyordu. Günaydın gazetesinin altında bir vezne vardı. Bütün gazeteciler, ben, bir de Kadir İnanır, o da fotoromanlarda oynuyordu o zamanlar. Hepimiz kuyruğa giriyorduk. Ay başında maaş almak için.

Okul?

Okul, sinemaya başladığım zaman bitti. Yaşım tutmuyordu-15 yaşındaydım-vekalet filan verildi İtalya’ya gittik. Avrupa Sinema Güzeli Yarışması vardı. 4’üncü oldum. Sonra ilk sinema filmim var Ayhan Işık’la. O arada gece lisesine yazıldım ama gidemedim. Tabii set şartları, çekim bitmiyor ki bazen gece 11.00’e kadar.

Sen Ayhan Işık’ın karşısında başrol oynarken, Işık kaç yaşındaydı?

O benden çok yaşlıydı. En az 20 yaş büyüktü benden. Fazladır belki.

Bir çocuk için garip bir his değil mi gibi davranmak? Âşık bir kadını oynamak?

Yani Ayhan abi o kadar usturuplu, o kadar düzgün bir adam ki. Öpüşme sahnemiz var. Çocuğum, görüyor sonuçta. Aldı beni çevirdi. Öpüşmeden sahneyi geçirdi. Çok özen gösterdi. Çevremdeki herkes benden nereden baksan 15 yaş büyüklerdi. Çocuk gibi, kardeş gibi davrandılar bana. Sinemada hiç rahatsızlık hissetmedim kadınlığım ya da genç kızlığımla ilgili.

“Arzu sen kendine haksızlık ediyorsun, artık yeter dedim”

Ailen film hayatının her aşamasında yanında oldu mu? Erotik dönem başladığında tepkileri ne oldu?

Annem dedi ki bir gün, “Utanmıyor musun böyle resim çektirmeye”, “Yoo” dedim. “Sen benim çektirdiğim o resimlerin parasıyla yaşamaya utanmıyorsan ben niye utanayım?”

Kırılma noktası nasıl oldu?

Ben bu işi artık yapamayacağım dedim ve bitti. Çünkü bir iş yapıyorsun, oradan çıkıyorsun başka bir insan olarak yaşantına devam ediyorsun. Tabii ki oyunculukta illa hayatındaki gibi roller düşmüyor sana. Ama ne olursa olsun kendine saygını yitirmemen lazım. Başkalarının sana saygı duyup duymaması onların problemi, beni çok ilgilendirmiyor. Kendime bir yerden sonra “Arzu sen kendine haksızlık ediyorsun, artık yeter” dedim.

Yeni hayat için yeteri kadar paran var mıydı?

Erotik filmler sayesinde param vardı, Allah razı olsun onlardan. 80 küsur diğer filmlerimden hiç para kazanamamıştım. Ciddi ciddi aç kaldım. Yoksa zevkine mi gideceğim, oynayacağım erotik filmlerde.

Aç kalmak derken... İçinde bulunduğun şartları tarif etmen gerekse ne dersin?

O zamana kadar kazandığımla ancak aileme ve kendime bakıyorum. Kirada oturuyorum. Para gelince önce anneme veriyorum, sonra kalırsa bana. Bir dönem dram filmleri furyası vardı. Sırasını hatırlamıyorum. Sonra işte köy filmleri. Onlar bitti kovboy, sonra komedi furyası. Bitti, bitti... Sonra her şey bitti, hiçbir şey çekilemez hale geldi sinemada. Yok yani beş kuruş yok. Mecburen oynuyorsun erotik filmlerde. Mercimeği haşladım, soğanları kavurdum. Ama kıyma alacak param yok.

O zaman karar verdin... Bir filmde ilk soyunma mı olacaktı?

Tabii. Yani bikiniyle filan muhtemelen oynamışımdır önceki filmlerde ama.
Deniz kenarında filan o kadar.

2207
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.