Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

'Alamanya Türküleri' kitap oldu

'Alamanya Türküleri' kitap oldu

Almanya'daki Türkler'in sosyolojik değişimi türkülerle kitaba konu oldu. Alman kültürünün benimsenmesiyle gurbet ezgileri değişirken, hasret türkülerinin yerini uyum parçaları aldı.

"Gurbet türküleri" konusunda yaptığı 6 yıllık araştırma sonuçlarını "Alamanya Türküleri" isimli kitapta toplayan Doç. Dr. Ali Osman Öztürk, "Gurbetçiler artık acıklı ezgiler yerine eğlendirici, hareketli müzikleri tercih ediyor. İlk işçi göçü ile birlikte vatana dönüş umudunu türkülerine yansıtan gurbetçiler şimdi kaldıkları yerle özdeşleşmeyi ön plana çıkartan müzikleri seçiyor" dedi.

Selçuk Üniversitesi Fen- Edebiyat Fakültesi Alman Dili Bölümü'nden Doç. Dr. Ali Osman Öztürk, Almanya'da yaşayan Türkler'in dinlediği türküleri 4 ayrı bölüme ayırarak 6 yıl incelediğini söyledi.

Doç. Dr. Öztürk, Almanya'daki Türkler'in Alman kültürünü benimsemesi ile birlikte dinledikleri ezgilerin değiştiğini, hasret türkülerinin yerini uyum parçalarının aldığını kaydetti.

300 sayfalık kitap

Almanya'daki halk ozanları ve yaşamla birlikte değişen türküleri inceleyerek 300 sayfalık kitap haline getiren Dr. Ali Osman Öztürk, toplam 115 türküyü irdeledi.

Doç. Dr. Öztürk, yazılı edebiyatın yanında müziğin bir toplumun aynası olduğunu belirterek, "Toplumun ruh yapısını ve geçirdiği evreyi en iyi müzik ortaya koyar. Almanya'daki gurbetçilerin yaşamlarındaki değişim türkülerine de yansıdı. Türküler, 'Göçmen Edebiyatı'nda da büyük pay sahibi oldu" dedi.

Öztürk, 4 ayrı bölüm halinde incelediği araştırmasında şu görüşlere yer verdi:

Sıla ve hasret türküleri

Almanya'ya 1972-75 yıllarında giden Türkler, sıla hasreti, vatan özlemi, acı gurbet ve parçalanan aileleri konu alan türküleri dinliyor ve bu yönde şiirlerle, türküleri kaleme alıyorlardı.

Yeni ve yabancı toplumda, değişik yaşam koşullarına alışmak durumunda olan gurbetçiler, dil bilmediklerinden Alman arkadaşları ve işverenleri ile iletişim sıkıntısı yaşıyordu.

Dil sorununu kolay çözeyemeyen gurbetçi, Almanya'ya gelmek isteyenlere, "Sakın gelmeyin" öğütleri şu dizelerle gönderirdi:

Almanya derler olmaz olaydı/ Cenazemizde Türk toprağını bulaydı/ Mümin kardeşlerimizde namazımızı kılaydı/ Aç şu İstanbul'a yolumuzu Ya Rab.

Nefret türküleri

Almanya'daki Türkler, 1976-79 yılları arasında hasret yerine nefret türkülerine yöneldi. Bu dönemde yeme-içmeleri, giyim ve inançlarıyla alay edilmesi, aşağlanmaları nedeniyle Türkler, Almanlar'dan nefret etmeye başladı.

İkinci sınıf insan muamelesine maruz kalan gurbetçiler öfkelerini türkülerine yansıttı. Dönüş umudu ana teması haline geldi:

Yabancıyı çekemezler / Domuzdan başka yemezler / İnsanlık nedir bilmezler / Yuh olsun şu Almanlara.

Almanlar'a nefretten dolayı dönüş umudu taşıyan gurbetçiler bunu şu türküye yansıttı:

Türkiye'ye geleceğim Mehmed'im / Her güçlüğü yeneceğim Mehmed'im / Sana taksi alacağım Mehmed'im / Şöförü ben olacağım Mehmed'im.

Sıla türkülerine son

Vatan hasreti ve dönüş umudu 1980-90 yılları arasında azalan gurbetçiler Alman vatandaşlığına geçişle birlikte kimlik bunalımı yaşamaya başladı.

Özellikle Almanya'da büyüyen nesil bundan büyük ölçüde etkilenerek, Almanya ile Türkiye arasında tercih yapma konusunda bocalayışını türkülere yansıttı:

Bak baba babacığım / Bana kızmayasın sen / İki kültür arasında / Ne yapayım böyle ben / Eviriyorum çeviriyorum / Bir türlü bilemiyorum / Almanca mı Türkçe mi / Düşünsem diyorum.

Acı vatan türküleri

Gurbetçiler zorunlu tercih olarak 1990-95 yıllarında Almanya'yı "ikinci vatan" seçti.

Devleti tarafından kaderine terkedildiğini düşünen gurbetçiler ikinci vatan olarak seçtikleri Almanya'yı "Acı Vatan" olarak adlandırıp benimseyince dinledikleri acıklı türkülerin yerini "rap-pop" gibi Almanca-Türkçe eğlendirici müzikler aldı:

Almanya acı vatan / Adama hiç gülmeyi / Nedendir bilemedim / Bazıları gelmeyi.
364
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.