Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Ailenizin içeceği

Ailenizin içeceği

Jim Jarmusch "kahve ve sigaralarını" bir araya toplarken, yine kendi sevdiği müzikleri dinletiyor bize. "Kahve ve Sigara"nın soundtrack'i piyasada.

Hilmi Tezgör
Radikal İki


Kahve ve sigara... İnsanoğlunu yüzyıllardır keyiflendiren, beden sağlığına zararlı, ruh sağlığına fazlasıyla yararlı bir çift. "Sensiz olmaz" sözü eğer bir insan için denmediyse, büyük olasılıkla kahve ve/veya sigara için denmiştir. Ohio doğumlu yönetmen Jim Jarmusch yeni olmayan son projesi "Coffee and Cigarettes / Kahve ve Sigara" ile 2004 yılında yine gündeme geldi. Bu yılın Sinema Günleri'nde, yanılmıyorsam en fazla sayıda izleyiciyi topladı bu filmin gösterimleri. Aslında kısa vinyetlerden oluşan bir komedi "Kahve ve Sigara". 1986 yılında altı dakikalık bir bölümle başlayan, kahve ve sigara etrafında gelişen sohbetlerden oluşan bu parçalar 1988 ve 1993'te devam etti.

Daha sonra da sürdürdü Jarmusch bu diziyi ve sonunda bu nefis toplam ortaya çıktı. Steve Buscemi'den Cate Blanchett'e, White Stripes'dan Tom Waits'e, sinema ve müzik dünyasından bir sürü yıldız kahve içip sigara tüttürürken öykülerini yaşıyorlar, öyküler anlatıyorlar, öykülere dışarıdan bakıyorlar ya da hiçbirini yapamıyorlar. Müziği filmlerinde her zaman etkin ve estetik biçimde kullanan bir sinemacı olarak Jarmusch, ruh kardeşi Tom Waits'i almış yine yanına. Tom Waits de üzerine düşeni yapıyor ve Iggy Pop ile oynadığı bölümde, müziğine laf atıldığını düşünerek hem gerçek hem de mecazi anlamda parlıyor ve bu arada da özlü sözler sarfediyor: "Sigarayı bıraktığıma göre şimdi bir tane yakabilirim. Madem ki bıraktım..."

"Müzik türlerinin arasına sınırlar koymak, sınıflandırmalar yapmak hoşuma gitmiyor. Mesela hip - hop ve punk kültürleri birbirine çok yakın bana göre. 80'lerin başında Afrika Bambaataa dinlerdim, en az Clash dinlediğim kadar," diyen Jarmusch filmini rahmetli Joe Strummer'a adamış. Bir geriye bakış, Jarmusch'un bütün filmlerinde müzik zevkini de sevenleriyle paylaştığını gösteriyor bize. "Stranger Than Paradise"ta Lounge Lizards topluluğundan John Lurie hem oynuyor hem de müzikleri yapıyor. "Down By Law"da da durum değişmiyor ama oyunculara Tom Waits de ekleniyor; "Night on Earth"ün soundtrack'i ise tamamen Waits'e ait. "Dead Man"de Jarmusch'un konuğu, garage ve grunge müziğinin atalarından Neil Young; "Ghost Dog" ise RZA'nın hip-hop'uyla yüklü.

Sohbetin gerisindeki şarkılar
"Kahve ve Sigara"da şarkılar öne çıkmasalar da, arka planda sahneleri 'çaktırmadan' bütünlüyorlar. İki 'Louie Louie'den orijinali, yani Richard Berry & The Pharaohs'tan olanı açılışta, diğeri, yani Iggy Pop yorumu ise kapanışta yer alıyor. İkincisi tabii ki oldukça sert. Ayrıca Iggy'nin grubu The Stooges'dan bir de 'Down on the street' var ki, gayet çiğ, gayet 'cool' ve son derece yerinde bir tercihle White Stripes'tan Jack ve Meg'in oynadığı bölümde kullanılmış: Mucit Nikola Tesla'nın dediği gibi "Dünya sonsuz enerjinin iletkenidir." İlk vinyet Strange To Meet You'da şöyle bir cümle geçiyor: "Uyumadan önce bol bol kahve içiyorum ki daha hızlı rüya görebileyim." Ben yıllardır tersini bilirdim oysa... Iggy Pop ve Tom Waits'in oynadıkları Somewhere In California'da ikisinin hemfikir oldukları bir teşhis var: "Bizler kahve ve sigara jenerasyonuyuz!"

Tommy James ve grubu the Shondells'den romantik 'Crimson and Clover' şarkısı Renée French'in kahve içerek silah kataloğuna baktığı bölümde, efsane The Skatalites'ın 'Nimblefoot Ska'sı ise iki siyah arkadaşın iletişimsizliğini vurgulayan No Problem'da arkada dönüyor. İletişimsizlik 'Coffee and Cigarettes'in leitmotifi aslında. George Clinton'ın grubu Funkadelic'ten iki funk var soundtrack'te: 'Nappy Dogout' ve 'A Joyful Process.' Hip-hop çetesi Wu Tang Clan'den GZA ve RZA ile Bill Murray'in oynadıkları Delirium adlı bölümde kahve ve sigaranın zararları açık seçik belirtilse de, bu cümleler izleyicinin bir kulağından girip ötekinden çıksın diye söylenmiş sanki. Hem delirium riski olsa da hızlı rüya görmek önemli değil mi?... Son vinyet, aralarında en hüzünlü olanı, ki burada iki yaşlı cephane perakendecisi şampanya yerine kahve dolu plastik bardakları tokuşturarak Gustav Mahler'in "Ich bin der Welt abhanden gekommen / Dünyanın izini kaybettim"ine kulak veriyorlar. Yorumlayan ise Janet Baker.

Filmin diğer müzisyen konukları Modern Jazz Quartet, Jerry Bird, Fretwork, Eric Morris, C-Side ve Tom Waits. Jarmusch'un müzik dünyasındaki son favorisi, bilindiği kadarıyla White Stripes; ama ne onlardan, ne de GZA ve RZA'dan şarkılar var bu soundtrack'te. Sonuçta "Kahve ve Sigara" müziği bilen birinin oluşturduğu çok renkli bir seçki ama, örneğin, yine çok renkli bir seçim olan David Lynch'in "Lost Highway / Kayıp Otoban"ındaki gibi şarkılar bir tokat gibi kullanılmıyor, ki böylesi bence tercih sebebi.

Orhan Veli'nin çevirisiyle şair Jules Laforgue "Evet, bu dünya tatsız, ya öteki? Palavra / Boyun eğmişim kadere, yaşayarak, bedbin. / Ölüm gelinceye dek, vakit öldürmek için, / İçerim, Tanrıların huzurunda cigara" derken kahveyi unutmuş olabilir, ama kahve unutulursa, çok şeyi hatırlamak güçleşebilir.
Music from Coffee and Cigarettes / Balet
524
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.