Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

4 milyon evcil tecavüzcü aramızda

4 milyon evcil tecavüzcü aramızda

Kadınların yüzde 90'ı şiddete maruz kalırken, her yüz erkekten 23'ü eşiyle zorla ilişkiye giriyor!

Devlet İstatistik Enstitüsü'nün verilerie göre, Türkiye'de nüfusun dörtte birini evli erkekler oluşturuyor. Başbakanlık Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü'nün araştırmasına göre ise kadınların yüzde 23'ü eşlerinin tecavüzüne uğruyor. Yani, evliliklerde her yüz erkekten 23'ü karısına tecavüz ediyor. Bu durumda yaklaşık 4 milyon 'evcil tecavüzcü' aramızda dolaşıyor. Evliliklerde terör bununla da kalmıyor, kadınların yüzde 90'dan fazlası aile içi şiddete maruz kalıyor. Aslında bu konuda aile içinde tam bir vahşet yaşanıyor diyebiliriz. Ancak tüm bunların ötesinde, asıl vahim olanı, bu durum birçok kişi tarafından önemsiz sayılıyor, 'evlilikte olabilir, geçer' gözüyle bakılıyor.

Acıbadem Hastanesi Cinsel İşlev Bozuklukları Merkezi ve Bakırköy Ruh ve Sinir hastalıkları Hastanesi psikiyatrlarından Dr. Cem İncesu, 'terör' ün nedenleri arasmda patolojik sorunların başta geldiğini söylüyor. İkili ilişkilerde; evli ya da sevgili olmak durumunda terör yaratan nedenlerin başında, taraflardan birinin kıskanç olması geliyor ki; bu, genellikle erkek tarafı oluyor. İncesu'ya göre, bu kişiler profesyonel yardım alsa bile, çözümü çok zorlaştıran vakalar olarak çıkıyorlar psikiyatrların karşısına.

Kıskançlık ve şiddet
Psikiyatr Dr. Cem İncesu'nun izlediği vakalar gösteriyor ki, kıskançlığın çok çeşitli boyutları var ve aslında her insanın doğasında kıskançlık mevcut; ama bazı kişiierde bu, abartılı yaşanıyor. Yani psikiyatrik yardım gerektirecek düzeylere varıyor. Bu abartılı yaşanan durum çeşitli kişilik bozukluklarında görülüyor. Patolojik olarak yaşanan kıskançlıklar, kişinin yaşamını çekilmez hale getiriyor ki, bu durum erkeklerde daha sık görülüyor. İncesu, konuya ilişkin olarak şunları söylüyor:

"En azından bizim toplumumuzda durum bu. Çünkü gerçekten kadının evden çıkarılmamasından tutun da, çıktığında takip etmeye kadar giden durumlar var. Bu kadar olmasa bile eşinin yaşamını her alanda kısıtlayan, sürekli kontrol eden, bir şekilde yaşamını kontrol altında tutmaya çalışan taraf erkekler açıkçası. Sonuçta her ne koşulda olursa olsun böyle bir kıskançlık başladığında, ilişki çok ciddi yaralar alıyor ve iki tarafta da onarılmaz yaralar açılıyor."

Öte yandan, Türkiye'de eşe yönelik cinsel şiddet de çok yaygın. Türk toplumunda, aile içi şiddetin olması için bir kişilik bozukluğu yaşanması gerekmiyor. Dr. İncesu, bunun altını önemle çiziyor. "Bu adam karısına şiddet uyguluyor, o zaman ruhsal bozukluğu var" denemiyor; çünkü iş güç sahibi, toplumla uyum içinde yaşayan, bu anlamda o güne kadar psikiyatrik tedavi gerektirmeyen birçok erkek, kültürden kaynaklanan nedenlerle, ne yazık ki aile içi şiddete yönelebiliyor.

Cinsel şiddet deyince, zorla cinsel ilişkiye girmenin altını çizmek gerekiyor. Türk toplumunda, erkeğin evli olduğu kadınla cinsel ilişkiye girme hakkı olduğu düşünülüyor ve her durumda bunun olması meşru görülüyor. Kadının böyle bir sorumluluğu ve ödevi var gibi algılanıyor. Yani eşine tecavüz eden bir erkeğin mutlaka kişilik bozukluğunun olması gerekmiyor. Gerçi, tüm şiddet unsurlannda, ciddi kişilik bozukluları görülebilir ve psikiyatrik hastalıkları olanlarda daha yüksek oranda cinsel şiddet ve şiddet unsurlarına rastlanabilir; ama bizim toplumumuz için bu geçerli değil İncesu'ya göre.

Evlilik alanında yapılan bir araştırma gösteriyor ki, zorla cinsel birleşmeye bir ya da birkaç kez başvurmuş birçok erkek var. Bu konuda İncesu şunları söylüyor: "Bu da açıkçası ilişki açısından bir başka olumsuz unsur: çünkü ne yazık ki erkekler ne yaptıklarını anlayamayabiliyor. 'Nasılsa bu kadar yıl defalarca cinsel ilişkiye girdik; o, benim eşim' diye bakabiliyor; ama açısından ciddi yaralar, posttravmatik stres bozukluklan oluşabiliyor. Dolayısıyla böyle bir durum kişilerin sonraki cinsel ilişkilerini etkiliyor."

Toplumun yapısında var
Psikiyatr ve sosyologların araştırmaları çok net olarak, Türk toplumunun yapısında ne yazık ki şiddetin varlığını işaret ediyor. Ve bu şiddet daha çok kadınlara yönelik olarak seyrediyor. İncesu'nun araştırmalarına göre, bizim aile yaşantımız içinde şiddet tüm unsurlarıyla var. Ve yine birçok sivil toplum ve resmi kuruluşun yaptığı araştırmaların sonucu aynı adresi gösteriyor. Türkiye, kadına yönelik şiddet uygulamasında, hem de eşler tarafından yöneltilen şiddet uygulamasında ilk sırada bulunuyor.
Bunların uzantısı olarak, aile içi şiddet, terör, bizim toplumumuzda özel bir durumu ifade etmiyor ve o kadar yaygın-meşru bir şekilde uygulanıyor ki, şiddetin uygulandığı kişiler bile bunun haklı olduğunu kabul edebiliyor. "Eşim haklıdır, ben de bunu böyle yapmamalıydım" diyor mesela.

İncesu uzun yıllardır yaptığı gözlemlerin sonucuna ilişkin olarak şunları söylüyor: "Şiddeti çok özümsemiş bir toplum bizimki. Ve şiddetin uygulanması için çok büyük sorunlar olması gerekmiyor. Hatta öyle ki; erkekler, 'Ben şiddet falan uygulamadım, altı üstü bir tokat attım' diyebiliyor. Sözel olarak da şiddetten söz edebiliriz ama fiziksel şiddet çok yaygın. Bunun yaşanması için herhangi bir küçük olay bile neden olabilir, her şey şiddete zemin hazırlayabiliyor."

İlişkide terörize olmanın nedenleri
• İlişkiyi terörize etmek diye bakın kıskançlık önemli bir nokta.
• Bir başka sık görülen neden ise kişilik bozukluğu. Çeşitli bozukluklar var ki, bunların tedavisi zor.
• Kişilik bozuklukları, tiplerine göl değişmekle birlikte, ilişkiyi altüst eden en önemli bozukluklar, anti-sosyal kişilik bozuklukları, borderline paranoid bozukluklar.
• Kişilik bozuklukları olanlar hiçbi zaman sorunun kaynağının kendileri olabileceğini düşünmüyorlar. Suçu karşısındakinde arıyor. Bu nedenle sağlıklı bir diyalog gelişemiyor.
• Alkol ve uyuşturucu madde kullanımı bir başka şiddet unsuru. Çünkü alkol alımı saldırganlığı provake edebiliyor.

Uçan Süpürge sitesinde yayımlanan ve Newport Üniversitesi Davranış Bilimleri Bölümü Ayşe Betül Nuroğlu'nun araştırmasına göre şiddet gören kadınların ruhsal durumları:
Had safhada korku
Ürkeklik, sessizlik ve çekingenlik
Korktuğunda başlayan titreme krizi
Uykusuzluk
Bitkinlik, seslere karşı aşırı tepki
Baş dönmesi, ayakta duramama
Unutkanlık
İrkilme, çarpıntı, öfke patlamaları
Aşırı yorgunluk
Umutsuzluk
Sık sık çarpıntı hissi
Kendini suçlama
Perdeleri açma korkusu
Yalnız sokağa çıkamama
Geleceğe yönelik plan yapamamak
Güvensizlik, cümle kurmakta zorluk çekme
Yalnızlık hissine kapılma
Konuşurken gözle iletişim kuramama
Solgunluk, bezginlik
Sık sık ağlama krizleri
Hayata karşı ümitsizlik.

(Tempo)
259
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.