Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

2001'den geriye borç kaldı

2001'den geriye borç kaldı

2001'de milli borç milli geliri geçti. Türk halkı 2001'i kişi başına 2 bin 261 dolar milli gelir ve 2 bin 896 dolar borçla tamamlıyor. 2001'de 834 dolarlık yoksullaşan her Türk vatandaşının iç ve dış borcu 260 dolar arttı.

Türk halkı, 2001 yılında yaşanan ciddi ekonomik krizin sonucu olarak, 2002 yılına ağır bir yoksulluk ve yüksek iç-dış borç dağlarıyla giriyor.

Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizlerinden birinin yaşandığı 2001 yılında, kişi başına 834 dolarlık yoksullaşma yaşanırken, kişi başına ortalama iç ve dış borçlar 260 dolar artış gösterdi.

Türkiye ekonomi tarihine damgasını vuran 2001 krizi geride kişi başına ortalama borcun kişi başına ortalama geliri 635 dolar aştığı kötü bir miras bırakıyor.

Ağır yoksullaşma

IMF ile yürütülen ekonomik programın, şubat ayında yaşanan finansal krizle sekteye uğraması ve ardından bunun genel bir ekonomik krize dönüşmesi, 2001 yılına Türkiye için ağır bir yoksullaşma olarak damgasını vurdu.

2000 yılında 126 katrilyon lira (202.1 milyar dolar) olan gayri safi milli hasıla (GSMH), ekonomik krizle üretim sektöründe çarkların durması, şubat sonunda geçilen dalgalı kurla TL'nin aşırı değer yitirmesi ve halkın alım gücünün hızla düşmesi sonucu 2001 rekor düzeyde geriledi.

Yıl sonu tahminlerine göre 2001'de GSMH yüzde 8.5'lik küçülmeyle 184.8 katrilyon liraya (149.9 milyar dolar) gerilerken, kişi başına milli gelir de 2000'deki 3 bin 95 dolarlık düzeyinden bu yıl 2 bin 261 dolara indi.

Böylece Türk halkı 2001 yılında kişi başına ortalama 834 dolarlık bir yoksullaşma yaşadı.

2002 yılında GSMH'nin yüzde 4'lük bir büyüme ile 155.8 milyar dolar, kişi başına GSMH'ın da nüfus artışından arındırıldığında yüzde 2.4'lük artışla 2 bin 316 dolar olması hedefleniyor.

İzleyen yıllarda Türkiye ekonomisinde büyümenin hızlanması ve kişi başına milli gelirdeki yıllık artışların ortalama yüzde 4 düzeyinde gerçekleşmesi varsayımına göre yapılan hesaplama, 2000 yılındaki kişi başına gelir düzeyinin yakalanması için 7 yıllık bir süre geçmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Bu da milli gelirin yedi yıl boyunca yıllık ortalama yüzde 5-6 civarında büyümesini gerekli kılıyor.

Artan borç yükü

Şubat krizinden sonra aşırı biçimde yükselen faizler ve kısalan vadeler kamunun finansman maliyetini rekor düzeylere taşıdı.

Uzun yılların birikimi olan kamu bankalarının görev zararları ile bankacılık operasyonu kapsamında TMSF bünyesine alınan bankaların açıklarının kapatılması için ihraç edilen kamu kağıtlarının da etkisiyle özellikle iç borç stoku aşırı biçimde büyüdü.

2000 yılında 36.4 katrilyon lira olan iç borç stoku, bu yıl kasım sonu itibariyle 117.2 katrilyon liraya ulaştı.

2000 sonunda 117.8 milyar dolar olan dış borç stoku ise kısa vadeli borçlardaki azalmanın etkisiyle bu yılın haziran sonu itibariyle 111.9 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Bu verilerden yola çıkarak yapılan hesaplamaya göre, 2000 yılında 2 bin 636 dolar olan kişi başına iç-dış borç miktarı, bu yıl henüz tamamlanmadan 260 dolar artarak 2 bin 896 dolara çıktı.

Faiz yükü aşırı büyüdü

2000 yılında 47 katrilyon lira dolayında gerçekleşen konsolide bütçe harcamalarının, faiz yükündeki artışa bağlı olarak bu yıl yüzde 68'lik artışla 79 katrilyona ulaşması bekleniyor.

Bankacılık operasyonu nedeniyle aşırı büyüyen faiz ödemelerinin bu yıl yüzde 102.5'lik bir artışla 20.4 katrilyondan 41.3 katrilyona ulaşacağı öngörülüyor.

Buna karşılık bütçe gelirleri yüzde 48'lik bir artışla 49 katrilyon lira olarak gerçekleşecek. Bu kapsamda vergi gelirlerinin yüzde 42'lik artışla 37.7 katrilyon lira olması bekleniyor. Buna göre geçen yıl yüzde 77 dolayında bulunan faiz ödemelerinin vergi gelirine oranı bu yıl yüzde 110'a ulaşacak.

2001 yılında bütçe açığı yüzde 118 büyüyerek 29.9 katrilyon lira olurken, faiz dışındaki harcamaların kısılması sonucu faiz dışı bütçe fazlasının yüzde 69 büyüyerek 11.3 katrilyon lira olması bekleniyor.

Tüketimdeki daralmaya karşın, şubat devalüasyonunun yol açtığı maliyet artışları sonucu enflasyon izleyen aylarda hızla tırmanışa geçti. Kasım sonu itibariyle yıllık enflasyon TÜFE'de yüzde 67.3'e, TEFE'de yüzde 84.5'e ulaştı.

TÜFE artışının TEFE'ye göre düşük kalmasında, toptan fiyatlarda aşırı kur yükselmesine bağlı oluşan maliyet enflasyonunun, talep daralması nedeniyle piyasa fiyatlarına tam olarak yansıtılamaması etkili oldu.

2000 yılında TÜFE artışı yüzde 39'a, TEFE artışı da yüzde 32.7'ye düşürülmüştü.

Cari denge lehte gelişti

2001 yılında TL'nin aşırı değer yitirmesi cari işlemler cephesinde ise lehte sonuç verdi. Geçen yıl 27.7 milyar dolar olan ihracatın bu yıl 31.5 milyar dolar düzeyinde gerçekleşmesi, ithalatın ise 54.5 milyar dolar düzeyinden 41 milyar dolara gerilemesi bekleniyor.

Dış ticaretin yanısıra turizm gelirlerindeki artışlara bağlı olarak bu hızlı bir büyüme trendine giren cari işlemler fazlasının yıl sonu itibariyle 3 milyar dolara yaklaşacağı tahmin ediliyor.

Baskılı kur politikası izlenen 2000 yılında ihracatın gerilemesi, ithalatta hızlı artış yaşanması sonucu 10 milyar dolara yakın cari işlemler açığı verilmişti.
298
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.