Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

15 yaşına kadar obezdim

15 yaşına kadar obezdim

Son zamanlarda herkes bu kızdan söz ediyor: Berrak Tüzünataç. Ne manken ne model aslında. Güzel kadın kontenjanından hayatımıza girdi ama oyuncu olmak istiyor.

Berrak'ın fotoğrafları için sağ taraftaki Foto Galeri'yi tıklayınız!

Ayşe Arman / Hürriyet

Number One'da haberleri sundu, Yılmaz Erdoğan'ın 'Organize İşler' filminde oynadı şimdi de Mustafa Altıoklar'ın 'Beyza'nın Kadınları' filminde oynuyor. İnsan hem bu kadar güzel olsun, hem de zeki... Yuh yani! Hem dişi hem de haşarı bir oğlan çocuğu sanki. Biliyorum, fotoğraflara bakıp, 'Bunun neresi oğlan çocuğu gibi?' diyeceksiniz ama ruhu öyle. Tam bir fırlama. Ve nasıl komik. Bana 'yeni' geldi. Yepyeni. Taze. Taptaze. Yolu açık olsun...

Siz nereden çıktınız?
- Valla, olaylar kendiliğinden gelişti. Kader ağlarını ördü. Ve...

Nerede ne yapıyordunuz, kim yanınıza geldi ve ne teklif etti?
- Ben model olayım, manken olayım diye ortalığı tırmalayan biri değildim. Zaten öyle dünya güzeli bir şey olduğumu filan da düşünmüyorum. Yurt dışında sokaklarda benim gibi bir sürü kız var. Efendim, işin aslı şudur: Üç senedir bir sevgilim var. Biz ikimiz de gezmeyi seven tipleriz. Onunla ortalıkta çok olunca, güzel kontenjanından dergilerde fotoğraflarım çıkmaya başladı. Budur yani.

Ne olarak? Volkan Büyükhanlı'nın sevgilisi olarak mı?
- Evet. Bir de sosyete güzeli olarak...

Öyle misiniz?
- Yok canım. Ne alakası var? İğreniyorum sosyete gülü olarak anılmaktan. Ama ne yapacaksın?

Peki siz kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?
- Henüz tanımlamıyorum. 20 yaşında bir oyuncu adayıyım. İddialı açıklamalarda bulunacak değilim. Setlerde sürünüyorum...

Keşfedilme hikayeniz...
- İşte bu soru beni öldürüyor! Gazetecilere sevgilimin yanında görüne görüne oldu demem yetmiyor. Onları kesmiyor. 'İyi ama nasıl oldu?!' diyorlar. Havalı bir keşfedilme öyküsü istiyorlar. 'Peki o zaman, ben size izah edeyim' gibi şeyler geveliyorum. Ve Zeynel'i anlatmaya başlıyorum. Sana da anlatayım mı?

Lütfen...
- Zeynel Abidin Ağgül, sevgilimin şimdi ismini vermek istemediğim Bodrum'daki otelinde, şimdi ismini vermek istemediğim bir mankenin resmini çekiyordu...

Zorunuz ne? İsimler niye verilmiyor?
- Çünkü bu meşhurlar huylu oluyorlar. 'Benim adımı kullandı, kendini gündem yaptı' filan diyorlar. Neyse, kızın resimleri çekiliyor, ben de meraklı bir tipim, izliyorum: Ne giyiyor, ne yapıyor, nasıl poz veriyor...

İçinizden 'Ben aslında bu kızdan daha güzelim!' diyor musunuz?
- Haşa! Aklımdan bile geçirmiyorum! Kız, kıyafet değiştirmeye gidiyor. Zeynel bana dönüp 'Deli miyim ben niye seni çekmiyorum?' diyor. Ben de en doğal halimleyim, yüzümde bir gram makyaj yok, saçlarım salkım saçak, 'Çeeeek' diyorum. Zeynel, o gün iki arada bir derede çektiği fotoğrafları laptop'una wall paper yapmıyor mu? Yapıyor. Gelen giden, 'Kim bu kız ya? Türk mü?' demiyor mu? Diyor. Sonuç: 3, 4 dergiye kapak oluyorum. Bir de tabii elimde belge olsun istiyorum...

Anlamadım...
- Anneannem sürekli 'Ben gençken çok güzeldim' der. Biz de ona saygıda kusur etmeyiz ama 'Hadi len!' der gibi bakıyoruz. Eminiz öyledir de, hani belge? Benim şimdi var. Kapağını süslediğim dergileri torunlarıma gösteririm artık.

Peki bu keşfedilme hikayesinin öncesinde...
- Okuyordum. İstanbul Üniversitesi İngilizce işletme. Son sınıftayım. Koç Lisesi'ni bitirdim. Başka ne anlatayım? Annemle Caddebostan'da yaşıyorum. Babamın evi Etiler'de. Bu aralar babamda kalıyorum. Daha doğrusu, kim evde yoksa onun evini tercih ediyorum! Boşanmış anne babanın çocuğu olmanın avantajlarını sonuna kadar kullanıyorum...

Ne zaman ayrıldılar?
- Ben 15 yaşındayken... Babam çok etkileyici bir adam. Annemi 15 yaşındayken etkiliyor. 3-4 sene flört ediyorlar, sonra evleniyorlar. Annem beni doğurduğunda 18 yaşında. Zavallı, gözünü açmış, kucağında ben varmışım. 16 yıl evli kalıyorlar, sonra da ayrılıyorlar...

Hálá görüşüyorlar mı?
- En son benim lise mezuniyetimde bir aradaydılar...

Nasıl bir çocukluk sizinki?
- Koloni halinde yaşayan bir ailede geçen bir çocukluk. Mutlu. Meraklı. Ve tabii haşarıydım... Büyüklerin konuşmalarını dinlemeye bayılan bir çocuktum. Biraz büyümüş de küçülmüş. Ama sinir değildim. Hálá herkese akıl vermeye bayılırım...

'Büyüyünce şunu olacağım, bunu olacağım...'
- Anneme oyuncu olmak istediğimi söylerdim. 'Onlar nasıl bir hayat yaşıyor biliyor musun sen...' derdi. Dejenere bir hayat yaşıyorlar ya! Bazı konularda hálá konservatiftir bizimkiler. Annemin en büyük ideali, Koç Holding gibi bir yerde çalışmamdı. Ciddi bir işkadını olarak kariyer yapmamı hayal ediyordu bence...

'Berrak diye bir kız var...' diye bir cümle kuracaksınız, gerisini nasıl getirirsiniz...
- Bir şeyler yapacağım diyor ama bakalım ne olacak...

İddialı mı bu kız, ihtiraslı mı, yaratıcı mı, çok zeki mi?
- Valla, kafam çalışır. Ama baskın olan ne güzel olmam ne de kafamın çalışması. Ben komiğim. Hakikaten öyleyim. Kimse 'Bu kız niye burada?' demez benim için. Bulunduğum yere uyum sağlarım. Yani kafa açmam...

Pardon, o nedir?
- Şimdi eğleniyoruz değil mi, geyik yapıyoruz ama sen birdenbire ciddi bir gündem oluşturuyorsun. Canımızı sıkma. 'Kafa açma...' Anlatabiliyor muyum?

Başka ne tür deyimler var?
- Bu aralar annem bana çok 'sardı.' Yani kafayı taktı... Sonra yükselmek var. Ayşe Arman'a yükseliyordum ama ezik ezik sorular soruyor! Yükseliyorum, beğeniyorum; ezik de lüzumsuz manasında...

Tamam, tamam...

GÜZEL DİYEBİLİRSİNİZ BANA AMA SEKSİ ASLA!
Arzu nesnesi olmak rahatsız ediyor mu sizi?
- Pardon?

Erkeklerin arzuladığı, seksi bulduğu bir kadın...
- Ne alakası var? Benimki güzel bir yüz, o kadar. Vücudum seksi filan değil. Güzel diyebilirsiniz bana, ama seksi asla!

İyi de insanların aklından geçirdiklerine siz engel olamazsınız ki...
- Ben yine de yönlendireyim de!

Hedefiniz nedir? Kim gibi olmak istiyorsunuz...
- Herkesin hatalarından feyz alıp, kendim gibi olmak istiyorum... Dalga geçiyorum! Böyle kalıp cümleler beni öldürüyor. Valla, ben iyi bir oyuncu olmak istiyorum, o kadar.

Kaç yaş size yaşlı geliyor? Anneniz 38 olduğuna göre...
- 40'ı aştı mı artık büyük... Ama bak 'yaşlı' kelimesini kullanmıyorum. Kalp kırmayı sevmem...

Annenizle sevgiliniz arasında sadece 8 yaş olması komik değil mi?
- Asıl insanın annesiyle arasında sadece 18 yaş olması komik!

Anneniz güzel mi?
- Evet.

Birlikte fotoğraf çekseydik. Kabul eder miydi?
- Delirdin galiba! 2. İffet Evkuran durumu gibi değerlendirir. Katiyen kabul etmez.

Tercihiniz: Çok zeki ama çirkin, ya da orta zekalı ama çok güzel olmak...
- Tabii ki orta zekalı ama çok güzel olmak. Yaşamama yetecek bir zekam olsun yeter. Tamamdır yani. Zekanın fazlası zarardır...

DELİ Mİ BUNLAR NE!
Parayla ilişkiniz nasıl?
- Ne demek o?

Yani Türkiye'de kolay mı para kazanılıyor? Güzel olmak para kazanmak için yeterli oluyor mu? Demek istiyorum ki, sizin durumunuz ne oluyor?
- İyi oldu bu konuya değindiğimiz! Beni durmadan sigortacılar arıyor. Bireysel emeklilikten filan söz ediyorlar. Deli mi bunlar ne! Bir de bankacılar soruyorlar: Birikimlerinizi nasıl değerlendirmek istersiniz? Benim birikimim filan yok. Kazandıklarım cep harçlığıma ancak yetiyor. Bana hálá ailem bakıyor. Lütfen beni rahat bırakın.

ARKADAŞLARIMIN HEPSİ ERKEK ÇÜNKÜ
Çok arkadaşınız var mı?
- Benim erkek arkadaşlarım kızlardan daha fazla. Aslında en yakın arkadaşım erkekler. Ve onlar ben güzel olduğum için değil, eğlenceli olduğum için benimle arkadaşlık yapıyorlar. En çok gurur duyduğum özelliğim bu: Benimle eğlenirsin. Eğlenceliyimdir.

Neden en yakın arkadaşlarınız erkek?
- Çünkü komikler. Discovery Channel'ı açıyorlar, sanki hayat boyu uçakları merak etmişler gibi uçakları izliyorlar. Bir kıza ver uzaktan kumandayı direkt bir aşk filmine atlar. Oysa erkekler farklı. Birinin elinde fotoğraf makinesi görüyor değil mi? Merak ediyor, soruyor: 'Abi fotoğraf nasıl çekilir? Bu makine neyin nesi, özellikleri ne?' Erkeklerin merakları ve ilgi alanları çok geniş. Seviyorum bu hallerini. Oysa etrafımdaki kızlar sürekli aynı şeyleri konuşuyor, erkekleri ve zayıflamanın yollarını...

80 SONRASI KUŞAĞIM BEN
Kendi jenerasyonunuzu nasıl buluyorsunuz?
- Bir öncekinden çok farklı. Hani derler ya, 'Bizim küçüklüğümüzde çikolata yoktu, oyuncak yoktu.' Valla, benim çocukluğumda her şey vardı. 80 sonrası kuşağım ben, bu tür sıkıntılar hiç yaşamadım. Ben televizyonun tek kanallı yıllarını bile hatırlamıyorum. Bütün dünyada şeffaflığın ve açıklığın prim yaptığı bir dönemin çocuklarıyız. Ben herkesle böyle konuşabilirim. Çekinmem, utanmam. Komplekse kapılmam.

Peki sizin kuşak bir önceki kuşaktan daha mı yüzeysel?
- Öyle olan da var, olmayan da...

Bir adamın çok zeki, çok yakışıklı ve çok zengin olması. Hangisi?
- Hiçbiri. İyi kalpli olması... Tamam eğriş büyrüş de olmasın ama hakikaten en çok iyi kalpli olmasına önem veriyorum. Budur beni yakalayan. Bir erkekte, bir kadında, bir insanda... Eskiden 'Kötü kalpli insan yoktur hata yapan insan vardır' diye düşünürdüm. Öyle değil. Organize kötülükler yapabilen insanlar var hayatta, uzak duracaksın...

HER ŞEYİM SPONSORLARDAN
Kuaförüm Bahçecik. Kıyafetlerimi A 46'dan alıyorum. Cihat diye bir arkadaşım var, kuyumcu, takılar da ondan geliyor. Yani bir yere giderken üstüme başıma hiç para harcamıyorum. Giyiyorum, sonra hepsini geri veriyorum. Haber spikerleri gibi. Her şeyim sponsorlardan. Volkan'a diyorum ki: 'Şanslısın. Ucuz bir sevgiliyim!'

Orta sona kadar şişmandım. Hatta obez. Hamburger ve kolaya bayılırdım. Birileri, patatesimden mi aldı, ağlardım. 'Yüzü de pek güzel ama zavallı çok şişman' derlerdi. Susam Sokağı'ndaki minik kuşa benzetirlerdi. Annem de beni üzmemek için 'Sınırdasın Berrak. Bir kilo daha alırsan, tombulluktan şişmanlığa terfi edeceksin sakın fazla ekmek yeme' derdi. Sonra 15 yaşında bir gün canıma tak etti. Çünkü bir çocuktan hoşlandım. Ve bikini giymek istedim. Bir ayda 8, 9 kilo verdim...
369
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.