Yaşam

3 Soruda İnfluencer Olmak: Zeynep Aydoğan

3 Soruda İnfluencer Olmak: Zeynep Aydoğan

Hakan Kütahya'nın bu haftaki konuğu dünyalar güzeli kızı Ece ile eğlenceli anlarını dört yüz binden fazla takipçisi olan Instagram hesabında paylaşan Zeynep Aydoğan. Namıdiğer zynpzeze'yi daha yakından tanımaya ne dersiniz?

Güncellenme tarihi:

1-Influencer olmak ne demek? Nasıl influencer oldun? Ne noktada artık infuencer oldum ben dedin :)

Bir dakika! Şu storyi de atıp sorularına cevap vermeye başlıyorum hemen:) Ahahahah! İşte influencer olmak tam da böyle bir şey bence. Sosyal medyadaki takipçilerle paylaşabilir değerli, eğlenceli içerikleri üretip günlük hayatın akışında yer verebilmek. Aksi halde bir billboard'dan pek de farkın olmuyor. Mecramız her ne kadar sanal ortam olsa da kullanıcıların hepsi "gerçek" ve hepsi aslında "ben". Aradaki bağ gerçekten güven ve sevgiye dayalı. Aksi halde sistem error veriyor zaten! Bu yüzden, onlara bir şey önerirken, anlatırken kendim ne görüp duymak istiyorsam öyle içerikler üretmeye çalışıyorum. Çalışıyorum diyorum çünkü benim de bazen istediğim gibi olmayabiliyor ürettiğim içerikler. Tabi bunda çeşitli etkenler var. Bunları ayrıca konuşuruz:)

Aslında ben eski reklamcıyım. Müştemlikle başlayan hayatım PR ile devam etmek üzereyken evlenip şehir değiştirdim. Ee işten de ayrıldım haliyle. Zaten artık kurumsala geçmek istiyordum. Tıpkı her reklamcının ajans hayatından yıldığında istediği gibi :) Bu süreçte kurumsala geçtim ama çok da mutlu etmedi açıkçası. Sonra hamile kaldım ve bana aşırı keyifli bir meşgale çıktı! Sanırım meslek alışkanlığı olarak yıllardır sosyal medyada fazlaca zaman geçirir, iyi stalklar ve gördüklerimden güzel "esinlenirim" :) Yurt dışında yaşayanların paylaşımları ve pinterest benim ufkumu çok açtı. Orada görüp beğendiğim görselleri kendim yaratmaya çalıştım. Aynı mood'u yakalamak için epey mesai harcadım ama sorun yok ben başak burcuyum! Yaşasın obsesyon :) Neticesinde de hep hayal ettiğim içerikleri ortaya çıkarttım. Bahsettiğim dönem instagram'da videoların 15 saniye olduğu ve hemen hemen herkesin fotoğraf paylaştığı dönem. İşte ben o dönemde video paylaşmaya başladım ve takipçiler tarafından çok hızlı farkedildim. Burada kızım Ece'nin aşırı sempatik mimikleri tabi ki çok büyük etken. Ama hep derler ya, fark edilmek için farklı bir şey yap diye. İşte benim farkım eğlenceli içeriği tek bir fotoğraf olarak vermek yerine video olarak sunmak ve izleyenle duygusal etkileşimi kurmaktı. Aralık 2015'de Ecenin kafasına çarpan bir top videosuyla başladı bu hayatım. Ocak 2016'da 10K (K bin demek ama ben daha havalı diye K kullanıyorum:)) takipçim olunca heyecanla gidip anneme söyledim ve şimdilerde 430K'lık bir takipçi kitlem var instagram'da. Buradan hepsine kocaman kalp! (En kocaman olanından)

Instagram istatistikleri geldikten sonra aslında anladım daha çok influencer olduğumu. Çünkü siz bir link veriyorsunuz ve kaç kişinin tıkladığı sizinle etkileşim halinde olan insanları gösteriyor. Önerdiğiniz bir markadan satın alma yapıyor. O dönem alamıyorsa takip ediyor markayı, belki ileride bakacak... İşte bunların hepsi takipçim üzerindeki etkimi gösteriyor. Bu nedenle tüm iş birliklerimde kullandığım, bildiğim, güvendiğim markaları tercih ediyorum. Ben onlara güvenilir ürünler önerdikçe onların bana olan inancı artıyor, bu da beni onlar için faydalı işler yapmaya yöneltiyor. Yani aramızda zincirleme bir güven duygusu var.

2-Annene, akrabalarına eş dosta mesleğini nasıl açıklıyorsun?

Allahtan tüm yakın çevrem sosyal medya kullanıyor da anlatmak zorunda kalmıyorum :) Zaten gerçek dünyada diyalog da öyle ilerlemiyor. Sen baya yürüdün gittin diye başlayıp, bu işten para kazanıp kazanmadığım soruluyor ve herkes derin bir oh çekip sohbet kaldığı yerden tüm coşkusuyla devam ediyor. Mesleğin anlaşılmayınca en doğru yöntem maaşını söylemektir demiş bir düşünür:)

3-Tutkunu olduğun bir şeyi iş olarak yapıyorsun, o şey sana hala keyif veriyor mu?

Keyif vermezse asla yapılamayacak işler listesi yapılsa influencer olmak kesin ilk 3'te olurdu! :) Düşünün açık ofiste çalışıyorsunuz ve odada sizinle birlikte 400 bin kişi daha var. %99'u kendi işiyle uğraşıyor ama hapşırıp tıksırdığında şöyle bir göz ucuyla sana bakıyor. Kalan %1 de senin her yaptığına iyi-kötü yorum yapmakla görevli. Attığın her adım için fikrini söyleyen 4000 kişi! Düşünmesi bile hayattan soğumak için yeterli sanki :) Bana hem yakın çevremin hem de influencer arkadaşlarımın en sık sorduğu sorulardan biri şu; "Olumsuz yorumlardan hiç mi rahatsız olmuyorsun? Hiç? Yani sıfır mı?" :)) Ben şöyle düşünüyorum; bazen arkadaşlarıma sosyal medyadan pozitif yorum yapmak istiyorum. Sonra yazarken vazgeçip siliyorum, aman ne gerek var diye. Ben olaya böyle bakarken, beni hiç tanımayan biri kalkıp bana olumsuz yorum yapıyorsa o insanla zaten konuya aynı pencereden bakmıyorumdur. Tartışmamın, öfkelenmemin hiç anlamı yok. Gerçekten düzgün üslupla yapılmış yorumları tenzih ediyorum tabi ki. Haterlar buraya da düşmeden açıklamamızı yapalım :) Ayrıca çok fazla olumlu yorum yapan takipçim var. Olumsuza laf yetiştirmek yerine beni sevene bir öpücük göndermeyi tercih ediyorum. Be positive! Ben 1985 doğumluyum. Sevdiğini rahatça söyleyemeyen bir nesil. Şimdi herkes birbirine sevgisini kolayca dile getiriyor. İşte bence bu çok ama çok kıymetli. O yüzden ben işin bu kısmına focuslanıyorum. Hayatta bu kadar çok insan tanıyamazdım. Şimdi çok güzel fikir ve duygu alışverişi yaptığım bir networküm var.

4- Fotoğrafını çekip paylaşmayacağın, yalnızca kendine sakladığın zevklerin neler?

Bu benim için mümkün olmayacak bir şey şu dönemde. Çünkü zaten benim olayım takipçilerimle kendi hayatımı paylaşmam. Elbette ki paylaşmadığım anlarım, fotoğraflarım var. Hemen herkes bütün gün telefonu elimden düşürmediğimi düşünse de sanılanın aksine sosyal medyaya sadece kendi içeriklerimi girmek için zaman ayırabiliyorum. 3 yaşında bir çocukla çok da zaman kalmıyor açıkçası. Eğer zaman yaratırsam kendi kişisel gelişimim için araştırmalar yapıyorum. bulduğum yazıları okuyorum ve özümseyip yeri geldikçe takipçilerimle paylaşıyorum. Aslında bak yine bana özel olmadı bu :)

5- Favori influencer'ların kimler, sen kimleri takip ediyorsun?

Ben bir influencer'ı incelerken en çok işi nasıl sunduğuna dikkat ediyorum. Aynı gibi. Tabağa pilavı kaşıkla boca mı ediyor, kaseyle şekil mi yapıyor, hatta şeklin üstüne karabiber serpip görselini zenginleştirip o sunumun fotoğrafını mı çekiyor. Ee yetmez diyip instagram'a yükleyip, doğru hashtaglerle sunumunu daha fazla insana mı ulaştırıyor? Demek istediğimi anladınız değil mi? :) İşte bu dediklerim doğrultusunda severek, "esinlenerek" takip ettiğim yerli-yabancı influencerlar var. Globalde başı @tezzamb çekiyor. Her içeriğine bayılıyorum! Kendi memleketimden olanlara gelelim:) Fotoğraflarını likelamaktan keyif aldığım ve bana göre tüm işlerini "karabiber serperek" yapan bir influencer @elvinim . Bir de @melodielbirliler var karabiber serpenler arasında. Özellikle son dönemdeki paylaşımlarını çok beğeniyorum. Aa bir de Bege'ye bayılıyorum! Çok yönlü bir çocuk @berkcanguven96 , yaptığı her iş bence aşırı eğlenceli ve özgün! Favorime gelince tabi ki benim! Çünkü ben neredeyse 30 yaşıma kadar en iyi ben olamam fikriyle yaşamış biriyim. Sonra farkettim ki kendini nereye konumlandırırsan aslında o oluyorsun. Ben artık kendimi hayal edebildiğim en iyi yerde hayal ediyor ve layık görüyorum. Tüm okurlara da tavsiyemdir, favoriniz hep kendiniz olun olur mu? ;) Seviyorum sizi! Hakan'cım bu sıcak röportaj için de sana çok teşekkür ederim. Beyazların prensisin, bayılıyorum profiline, samimiyetine ve zekana. Bana da kahveye beklerim :)

Fotoğraflar ve röportaj: Hakan Kütahya

Yayın tarihi: 09.08.2018
34827
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.