Ayşe Arman'ın U2 röportajı

Güncellenme tarihi: 01.11.2016
Röportaj sabahı hiçbir şey yiyemedim. Gerginlikten. Bir tek NTV’den Yekta Kopan konuşmuş, şimdi bir de ben konuşacağım. Zaten bu dünya starlarıyla röportaj yapmak başa bela... Philippe Starck, Gisele Bündchen, Scarlett Johansson’la röportaj yaptım da ne oldu, azıcık vaktin var, 10 dakika, 30 soru hazırlamışsın gelmişsin. N’oluyor 1. sorudan 7. soruya atlıyorsun, otomatik, refleks olarak... Bir de bakıyorsun süren bitmiş... İçinde bir eziklik, “Ne şimdi, bu röportaj mı?” kös kös evine dönüyorsun... Ayrıca, odanın içinde binlerce insan... Kameraman, menajer, halkla ilişkilerci... Bir halta benzemez, benzeyemez... Röportaj dediğin, adam benim dokunabileceğim mesafede olmalı, “Ama Bono bu, nerdeee” diyorum, bulmuşsun bunuyorsun. Göl kenarındaki otele gelince içimdeki duygu şaşkınlık. Koskoca U2’dan söz ediyoruz, buranın yıkılması lazım, hiç öyle değil. Gayet sakin, hatta otel boş gibi. Daha çok motele benziyor, ahşap, önünde teknelerin olduğu sevimli bir şey. Basit, sade. Rüzgar esiyor, kepenkler çarpıyor. Ve Frances bizi karşılıyor. “A Türkiye grubu geldi” diyor Elif ve bana, “Onlara şefkat yapmam lazım!”
10629
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.