Mahmure

Doktorlar

Soner Dileklen

Kilo verememenin asıl suçlusu: İnsülin direnci

Kilo verememenin asıl suçlusu: İnsülin direnci

İnsülin iştah artırıcı bir hormondur ve yağ depolanmasına yardımcı olur.

İnsülin pankreastan salgılanan şeker metabolizmasını düzenleyen bir hormondur. İnsülin bu düzenlemeyi yaparken insülin reseptörü adı verilen bir yapıya bağlanır ve aktive olur. Bu reseptör çeşitli nedenlerle insülinin bağlanmasına izin vermez ise insülin kanda yeterli miktarda olduğu halde görev yapmıyormuş izlenimi verir.

İnsülinin vücutta çok önemli etkileri vardır, bunlar:

1. Şekeri hücre içine sokarak yakılmasını sağlamak
2. Karaciğer de şeker üretimini engellemek
3. Kas ve yağ dokusunda şeker depolanmasını sağlamak

Bu görevlerin hepsi, dikkat edilirse kan şekerini düşük tutmak amaçlı etkilerdir. İnsülin, reseptöre bağlanmada problem yaşar ise yukarıdaki etkilerin hiçbiri gerçekleşmediği için şekeri sınırda tutabilmek için insülin gittikçe artma eğilimi gösterir. Bu durumda şeker normal gittiği halde kan insülin seviyeleri gittikçe artar. Ta ki insülin pankreas üzerindeki hücrelerde hasar verinceye dek. Pankreas zara görmesi sonucunda şeker kanda yavaş yavaş yükselmeye başlar ve sonunda şeker ciddi boyutlara ulaşır. Bu durumda da şeker hastalığı oluşur.

İnsülinin yüksek seyretmesi 2 farklı olaya daha neden olur: Bunlardan birincisi; insülin iştah artırıcı bir hormondur. Yedikçe insanın yiyesi gelir. İkincisi de insülin yağ depolanmasına yardımcı olur. Bu 2 özellik de kilo almayı artırıcı ve vermeyi zorlaştırıcı etkenlerdir. Bu nedenle insülin direnci kırılmadan kilo vermek mümkün olamamaktadır.

İnsülin direnci ilerlemiş durumda diyabet hastalığına sebep olması yanı sıra kalp hastalığı açısından da çok büyük bir risk oluşturmaktadır. Bilim adamları son yıllarda bu hastalıkları beraber bulunduran bir fenomeni tanımlamışlardır. Bu hastalığa metabolik sendrom denmektedir.
Metabolik sendrom içeriğinde:

1. İnsülin direnci
2. Kan insülin yüksekliği
3. Şişmanlık
4. Hipertansiyon
5. Kolesterol yüksekliği
6. Koroner damarlarda tıkanıklık gibi çok ciddi problemler birlikte bulunmaktadır.

Dünyada birçok merkez metabolik sendrom ve oluşturduğu etkiler üzerine birçok çalışma yapmaya başlamıştır. Önümüzdeki 10-20 yıl boyunca bu konudaki araştırma sonuçları yayınlandıkça hastalığın ne denli önemli olduğu bir kez daha gün yüzüne çıkacaktır.

Ülkemizde de bu konu ile ilgili Metsar adı altında bir çalışma sonuçlanmıştır. Bu çalışmada 4000 kişinin üstünde bir grup üzerinde araştırma yapılmış ve ülkemizde metabolik sendrom oranı yüzde 33 olarak saptanmıştır. Bu çalışmalarda asıl önemli olan nokta metabolik sendrom hastalığı olanların bir çoğunun hastalığının farkında olmamasıdır.

Bu çalışmadaki ilginç verilerden bazıları ise şöyle:

1. Türk toplumu yüzde 31.3 oranında sigara kullanmaktadır.

2. Toplumdaki 20 yaş üstü kişilerin yüzde 27.6 kadarının şekeri yüksek fakat maalesef bu kişiler bunun farkında değiller. Bu kişiler direk olarak diyabet riski altındalar ve bunların insülin direnci tedavisi almaları gereklidir.

3. Türk kadınlarının yüzde 54.8 kadarı şişman ve bu nedenle kalp krizi ve diyabet açısından direk risk altındadırlar.

Bu sonuçlar bize hastalığın ne derece önemli ve ilerleyici bir hastalık olduğunu göstermektedir. Ülkemizde insülin direnci ve buna bağlı olarak şişmanlık, şeker hastalığı ve kalp krizleri gün geçtikçe artacaktır. Bize düşen görev iş işten geçmeden kontrollerimizi yaptırıp önlemleri önceden almaktır. Şeker hastalığı, kalp krizi veya felç oluştuktan sonra birçok şeyi geri döndürmemiz mümkün olamamaktadir. Bunun için mutlaka insülin direnci yönünden araştırmayı ihmal etmemeliyiz.

Uzm. Dr. Soner Dileklen
Memorial Suadiye Diyabet ve Obezite Kliniği
www.memorial.com
« tüm yazıları
Soru Sor
2393
dahafazlası
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.