Mahmure

Doktorlar

Berrin Yiğit

Besinlerin tatlı tuzlu kimyası

Besinlerin tatlı tuzlu kimyası

Amerikalıların beslenme ile ilgili çok sevdiğim 'You're what you eat' 'Yediklerinizi yansıtırsınız' olarak çevirebileceğim sözü besinlerle ilişkimizi gözler önüne süren bir anlatımdır.

Beslenme yediklerimiz ve harcadıklarımız arasındaki basit bir matematik hesaba dayalı da olsa, önemli olan yediklerimizin metabolizma alt yapısında yarattığı izleri de çözebilmektir.

Bazıları tuzdan nefret ederken neden bazıları daha yemeğin tadına bile bakmadan tuz ekmekteler, ya da kimileri tatlı için gece geç saatlerde sokak sokak açık dükkan ararken kimileri 40 yılın başı tadımlık, hatır için tatlı tüketmekteler. Tabii bunların altında bazı fizyolojik ve de yaşanan tecrübeler yatmaktadır.

Yaşanan tecrübelerle ile ilgili bir örnek vermek gerekirse acı, buruk tadıyla çoğu kişinin hayret uyandıracak şekilde kahve sevmesi bazılarının ise sevmemesi gelmektedir. Kahveden hoşlanmayanlar listesinin başında çocuklar gelmektedir oysa aynı çocuklar ileriki yaşlarda kahve fanatiği olabilirler. Şaşırtıcı bu durum nasıl gelişiyor düşünelim?

Birinci etken kahve uykusuz final günlerine eşlik etmesi dışında genelde hep keyifli anlarımızda yanımızdadır, manzara izlerken, yakın dostumuzla sohbet ederken, erkek arkadaşınızla buluştuğunuzda vb. İkinci sebep ise kahveye eşlik edenler, özel aromalı soslar, süt köpükleri, şeker, kurabiyeler, çikolatalar vb. İşte bu şekilde fark etmeden çocukluktan erişkin döneme doğru o besinle aramızda tatlı bir ilişki kuruldu bile.

Besinlerin fizyolojik etki mekanizmaları ile ilgili olarak ise sonradan edinilen tuzlu ve tatlı yeme alışkanlığını gösterebiliriz. Mesela Türklere özgü bir adet olan daha yemeğin tadına bakmadan tuz serpmek bu bağımlılıklardan en belirginini göstermektedir. Arthritis Today dergisinde yayınlanan son araştırma sonuçlarına göre cips, tuzlu krakerler, dondurma krizlerinin nedeni tuzun neden olduğu bağımlılık güdüsüdür.

Yavaş yavaş diyetten çıkararak, tuz tüketim eşiğinizi düşürebilir ve tıp ki tatlı gibi tuzu da hayatınızdan çıkarabilirsiniz. Bunun için işe öncelikle yemeklere ekstra tuz ekmeye son vererek başlayabilir, sonrasında pişirirken ekstra tuz kullanmamaya özen gösterebilir, tuzlu, hazır veya salamura besinleri alışveriş listenizin dışında bırakabilirsiniz böylece günlük alınması gereken miktarların üstüne çıkmamış olursunuz.

Ayrıca neredeyse tüm süpermarketlerde satılan light tuz olarak satılan sodyumsuz tuzları da kullanmayı alışkanlık haline getirmelisiniz.

Bir başka fizyolojik nedenlere bağlı olarak gelişen durum da özellikle baharatlı veya acılı gıdaları tükettikten sonra canımızın tatlı çekmesi durumudur. Bazı çalışmalara göre bunun nedeni endorfin seviyelerindeki ani düşüştür. Baharatlı gıdalar sinirler üzerinde ağrıya benzer bir his yaratarak, beyni endorfin salgılamak üzere uyarır, kişisel eşiğin tanımlanmasıyla rahatlamışlık ve mutluluk hali oluşur ve bu döngü alışkanlığa dönüşür. Şeker ve şekerli gıdaların, tabii ki çikolatanın iyi bir endorfin artırıcı olduğunu hatırlatmaya sanırım gerek yok.

Diyetisyen Berrin Yiğit
Akkavak Sok. Halil Bey Aptmanı
No: 31 D: 29 - 30 Nişantaşı
(0212) 291 75 15 – 16
« tüm yazıları
Soru Sor
1713
dahafazlası
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.