Mahmure

Metabolik Balans ile Kilo Verin!

Güncellenme tarihi: 27.01.2014 9:40
Metabolik Balans‘ı yakaladığım için çok mutluyum...

Şehir saraylarını, deli dolu pazarları, sevgi dolu hayat felsefelerini ve sepet sepet ekmeklerini yalayıp yuttuğumuz leziz bir Hindistan seyahatinden geri döndüm. Yarınsa arkadaşlarımın keyifli sohbetlerini, müze ve galeri açılışlarını, deli gibi özlediğim tüm ve kokteyleri silip süpüreceğim New York’a doğru yola çıkıyorum. İnsanın kilosuna dikkat etmesi sehayat sırasında neredeyse imkansız. O yüzden bu dolu seyahat programının öncesinde Metabolic Balance‘ı yakaladığım için çok mutluyum.

Ben hiçbir zaman kelimenin tam anlamıyla “şişman” olmadım. Ama ‘baya tombul’dan ‘hafif dolgun’a yoyo gibi gidip geldim. Ta ki 25 yaşımda default setting’imi bulana kadar. İnce ilüsyonunu yaratacak kadar zayıf, ancak sahip olmak için ölüp bittiğimiz o sıfatın hakkını verebilmek için birkaç kiloyu feda edebilecek durumda. Fakat geçtiğimiz birkaç yıldır, kendimi git gide daha yorgun, şiş, unutgan ve… asabi bulmaya başladım. Bu bitkinlikle baş etmek için, güzel mi güzel yemeklerin konforuna, stresle baş etmek içinse martini, şarap ve şampanyaya olan aşkıma döndüm. Tahmin edileceği üzere zıt etki yarattı.

Annem ve babam, ablam ve dayım, hepsi Metabolic Balance ile olağanüstü bir şekilde kilo vermişlerdi. Kan tahlili sonucunda, yiyebileceğiniz yemeklerin yemek gruplarına ayrılmış bir listesi veriliyor. İlk iki gün arınma yapılıyor ve sadece sebze, patates veya pilav yeniyor. Takip eden 2 haftada, genelde bir çeşit protein ve sebzelerden oluşan, sizin için özel olarak tasarlanmış öğün planını takip ediyorsunuz… ama bir küçük detayla. Hiçbir şekilde yağ yok! Bu iki haftanın sonunda, zeytinyağı yeniden programa dahil ediliyor. Şükürler olsun!

Sonunda yapmaya karar verdim! Kilo vermekten çok vücudumu daha iyi tanıyabilmek için. Vücudumun diğerlerinden daha iyi hazmettiği bir yemek listesine sahip olma fikrine bayıldım. Bu majör bilgiyi hayat boyu kullanabilirdim. Ve biliyordum ki, solan cildim, bu yorgunluk ve modum sağlıksız beslenmemden kaynaklanıyordu. Bir değişiklik yapmaya hazırdım.

Gerçekten psikolojik olarak kendinizi hazırlamanız lazım ama. Uyması zor bir program. İlk başlarda insanı fena test ediyor. İlk günler kendimi sürekli aç hissediyordum ve her saat başı bırakmayı düşündüm. “Ama zor bir gün geçirdim ve sphagetti bolognese’in yanında bir kadeh kırmızı şarap istiyorum, lanet olsun! Gerçekten bu kadar çaba değecek mi?” İnanın ki değiyor! Sağlığım ve ruh halim için hayatımda yaptığım en iyi şeydi.

Vücudumun yapısı değişti tamamen, sanki photoshop’da inceltilmişim gibi. Üst bacak ve kalçalarımda saklanan yağlar bir ay içinde eriyip gitti. Kıyafetlerim çok daha farklı duruyor üstümde, kendilerini gösteriyorlar. Kafam daha net. Göz altı morluklarım hafifledi. Cildim eski parlaklığına geri döndü. Kendimi çok daha enerjik ve harekete hazır hissediyorum. Metabolic Balance diyetten çok, metabolizmanızı tam potansiyeline getirerek kendinizi daha iyi hissedip gelişmenize adıyor.Programıma demir bir iradeyle (gerekli bir koşul) uyarken, arkadaşlarım bir sürü soru sordular. Düşündüm de temsilcim Dr. Altay Öktem’in bu soruları yanıtlaması daha iyi olacak:

1. Metabolic Balance’ı kısaca özetler misiniz?

Metabolic balance, hormon ve enzimlerin ideal biçimde salgılanmasını, metabolizmanın düzenli çalışmasını amaçlayan kişiye özgü bir metabolizma programıdır.

2. Kan tahlili deyince hemen akla Dr. Peter D’Adamo’nun kan grubu diyeti akla geliyor. Metabolic Balance’in kan grubu diyetinden farkı nedir?

Fark demeyelim de, hiçbir ilişkisi yok aslında. Metabolic Balance’da böbrek, karaciğer fonksiyonları, kan yağları, şeker, tiroid, kan düzeyi, bazı elektrolitler gibi, o kişinin metabolizması hakkında bilgi verecek detaylı bir kan tahlili yapılıyor. Ve tamamen tıbbi, bilimsel verilere dayalı bir program hazırlanıyor.

3. Yemek listesi dışında uyulması gereken ana kurallar nedir?

Metabolic Balance’da 8 tane ana kuralımız var. Bu kuralları alışkanlık haline getirerek hayat boyu uygulamamız, hem kilo kontrolü, hem de metabolik hastalıklara yakalanma riskinin azaltılması anlamında çok önemli.

Günde üç öğün yiyoruz. Öğünler arasında da en az 5 saat olması gerekiyor. Bu süre, sindirimin tamamlanması için gereken süredir. Ayrıca, proteinlerle ilgili önemli kurallar var. Her öğüne muhakkak protein ile başlıyoruz; yani yediğimiz ilk lokma protein olmak zorunda. Bu da, kan şekerinin ve dolayısıyla insülinin ani yükselmesini engellemek için alınan bir önlem. Ayrıca proteinleri karıştırmıyor, yani iki ayrı proteini bir arada yemiyoruz.

Akşam yemeğimizi en geç saat 21.00’de bitirmemiz gerekiyor. Yeterli miktarda su içiyoruz ve her gün muhakkak bir elma yiyoruz. Öğünümüzü en geç bir saat içinde bitirmemiz gerekiyor. Altın kurallarımız bunlar.4. Neden ilk lokma mutlaka protein olmalı?

Çünkü yemeğe sebzeyle, salatayla ya da ağzımıza ekmek atarak başlarsak, pankreastan öncelikle karbonhidratları sindirmeye yarayan insülin salgılanır. Oysa ilk lokmamız protein olursa, önce proteinleri sindiren enzim salgılanır. Böylece insülinin hızlı salgılanmasını önleriz. Biliyorsunuz, vücuttaki insülin düzeyi çok önemli. İnsülin yükseldikçe vücut yağ yapar, insülin seviyesi düştükçe yağ yakar.

5. Metabolizmayı hızlandırmak için günde 6 öğün yenilmesi gerektiğine inanırdık. Bu bir mit mi yoksa? Neden öğünler arası 5 saat?

Dönem dönem metabolizma sorunlarını çözmek için farklı yöntemler deneniyor, farklı teoriler ortaya atılıyor ve belli bir süre birbirine karşıtmış gibi görünen uygulamalar yapılabiliyor. Aslında klasik bilgilerin dışına çıkmamak ve bilimsel olarak kanıtlanmış olan doğruları yeniden sınamamak gerektiğine inanıyorum. İnsan üç öğün yiyen bir canlı türüdür, insan metabolizması bu şeklide düzenlenmiştir. Bu yeni bir bilgi de değil. Yirmi yıl önce de tıp fakültelerinde bu öğretiliyordu; şimdi de bu öğretiliyor. Karbonhidratlar daha çabuk sindirilir, yağların ve proteinlerin sindirimi yaklaşık beş saatte tamamlanır. Sindirim tamamlanmadan bir şey yemek, doğal süreci bozarak metabolizmaya müdahale etmek, motiliteyi hızlandırmak, yani yiyeceklerin yeterince sindirilmesini engellemektir ve bunun tıbbi karşılığı “yeme bozukluğu”dur. Evet, fazla sayıda öğün metabolizmayı hızlandırır ama yanlış beslenerek, yeme bozukluğu yaratarak metabolizma hızlandırmanın bedelini vücut bize ödetir.

6. Bir başka inanç da karbonhitratla protein’leri karıştırmamaktı. Halbuki alışmakta en çok zorlandığım ana beslenme kuralı protein’leri karıştımamak. Bu kuralın altındaki baz nedir?

O inancın nereden kaynaklandığını bilmiyorum. Bilimsel bir temeli yok. Proteinle karbonhidratı karıştırmadan yemek yemek neredeyse mümkün değil. Biliyorsunuz, sebzeler de karbonhidrat ağırlıklıdır, ekmek zaten karbonhidrattır. Bir de, böyle iddiaları değerlendirirken hep dönüp geçmişe bakmak gerek. Eskiden obezite bu derece yaygın değildi. Peki insanlar sebzenin yanında ekmek yemiyor muydu? Ya da sebze yerken yanında et, yoğurt vs. yemedikleri için mi kilo almıyorlardı? Böyle tek yönlü bir beslenme tarzı insan metabolizması açısından da doğru değil.

Proteinleri karıştırmamak ise, metabolizmadaki asit seviyesini yükseltmemek için alınan bir önlem. Biliyorsunuz proteinler aminoasitlerden oluşur ve yediğimiz her proteinin belli miktarı atık aminoasittir. İki protein beraber yersek, atık aminoasit miktarı çok yükselir. Bunun da ilk belirtisi reflüdür ve hem mide asidi hem de vücuttaki asit miktarı çok yükselir. Biliyorsunuz enfeksiyon hastalıkları ve kanser de asit ortamda gelişir. Ayrıca bu atık aminoasitlerden bir kısmı da yağ asidine dönüşür. Beslenmede yaptığımız en büyük hatalardan biri proteinleri karıştırmaktır. Kısacası, peynirli yumurta, etli nohut gibi yemekler menümüzden çıkarsa sadece kilo kontrolünde değil, genel anlamda sağlımız açısından çok önemli bir yol kat etmiş oluruz.

7. Günde 1 elma zorunlu. Neden elma?

Elma, mucizevi bir meyve. Bir insanın ihtiyacı olan günlük vitamin oranının neredeyse tamamı bir elmada bulunuyor. Aynı zamanda insanın günlük demir ihtiyacına eşdeğer oranda demir var elmada. Lif yapısı sindirim sistemi için çok yararlı. Aynı zamanda, elmanın lifleri, yiyeceklerdeki fazla kolesterolü çepeçevre sarıp emilmeden bağırsaklardan atılmasını sağlayacak bir özelliğe sahip. Bunlar sadece birkaçı. Elmanın tüm yaralarını sıralarsak, sayfalarca yazmamız gerekir. Biz günde bir elma yemeyi alışkanlık haline getirsek yeter.8. Hep diyet yaparken kepekli ekmek yerdim. Bu diyette ise tam çavdar ekmeğine ancak izin veriliyor. Farkı yaratan nedir?

Çavdar’ın glisemik indeksi düşük olduğu için kan şekerini ve insülini fazla yükseltmediği gibi uzun sürede sindirimi tamamlandığı için tok tutar, bol lifli olduğu için de kilo kontrolü sağlamada çok etkindir. Çavdar, şeker hastaları için de en zararsız tahıldır. Metabolizma için çok yararlı olan selenyum, magnezyum, manganez ve fosfor gibi mineralleri içerir. Lif yapısından dolayı bağırsaklardaki toksinlerin ve besinlerle alınan fazla kolesterolün atılmasını sağlar. Kısacası, insan metabolizması açısından en uygun, en yararlı tahıl çavdardır.

9. İlk 2 hafta hiç yağ yok, sonrasında en az 3 yemek kaşığı zeytinyağı neden zorunlu?

İlk iki hafta yiyeceklere yağ eklenmemesi, metabolizmanın programa uyumunu hızlandırıyor ve depolanan yağın hızlı bir şekilde yakılmaya başlanmasını sağlıyor. Ondan sonra, vücudun ihtiyacı olan günlük yağı, elbette sağlıklı yağı kullanmamız gerek. Metabolic Balance’da sızma zeytinyağı kullanıyoruz. Günde en az üç çorba kaşığı. Daha fazla kullanmamızın sakıncası yok. Çünkü sanılanın aksine, yiyeceklerde kullanılan yağın kiloyla bir ilişkisi yoktur. Vücutta yağlanmaya neden olan yağ değil, karbonhidratlardır.

10. Diyet tamamlandıktan bir süre sonra gene kilo alırsak ve listemize geri dönersek, hep aynı sonuca varabiliriz, değil mi?

Metabolic Balance’ın en önemli özelliklerinden biri, yo-yo etkisinin görülmemesi. Eğer beslenme alışkanlığımızı 8 ana kuralı içerecek şekilde değiştirmişsek, tekrar kilo almamız pek mümkün değil. Yine de alırsak, program hayat boyu geçerli. Yani hemen baştan başlayıp “sıkı dönem” programımızı uygularsak aldığımız kiloyu hızla geri veririz.

11. Şeker hastaları da bu diyeti yapabilir mi?

Biliyorsunuz iki tür diyabet vardır. Biri pankeastaki yapının bozukluğundan kaynaklanan, insülinin yeterli miktarda salgılanamadığı tip I diyabet, diğeri ise sonradan gelişen, beslenme bozukluğuna ve genetik faktörlere bağlı olan tip 2 diyabet. Özellikle tip 2 diyabette, metabolic balance ile çok iyi sonuçlar alıyoruz. Kilo kaybının dışında, şeker metabolizması da oldukça düzeliyor ve şeker regüle olmaya başlıyor. Özellikle 3 öğün yenildiği için insülin sürekli yüksek seyretmiyor ve insülin seviyesindeki düzelme şeker hastalığının kontrol altına alınmasını da kolaylaştırıyor.

12. Ücretlendirme nedir?

Takipleri içeren 2, 4 ve 6 aylık paketlerimiz bulunuyor. Kişisel beslenme programının hazırlanmasıyla beraber iki ay doktor takibini içeren paket 1050 USD. 4 ve 6 aylık takibi içeren paketler ise 1600 ve 2100 USD.

75781
Başak Miller hakkında daha fazla bilgi için
/ new-ist.net/ / twitter.com/NEW_IST / instagram.com/basakmiller#
YORUMLAR

Merhabalar ben bu diyeti Almanyada yasarken tanıdım çok memnun kaldım.Inanin hiç açlık hissi duymadan aksine böyle doyarken nasil kilo veriliyor diye hayretler içinde kalirken 2 ayda tam 10 kilo vermiştim .Kendimi çok iyi hissediyordum .4 sene geçti bazı şeylerden dolayı bıraktım .Eski kiloma geri döndüm .Tekrar başlayacağım inşallah benim de sorunum tatlı yemeden olmuyor diyenlerden seviyorum tatliyi .

Berna ketenci 24.11.2014 19:19:51

Merhabalar ben bu diyeti Almanyada yasarken tanıdım çok memnun kaldım.Inanin hiç açlık hissi duymadan aksine böyle doyarken nasil kilo veriliyor diye hayretler içinde kalirken 2 ayda tam 10 kilo vermiştim .Kendimi çok iyi hissediyordum .4 sene geçti bazı şeylerden dolayı bıraktım .Eski kiloma geri döndüm .Tekrar başlayacağım inşallah benim de sorunum tatlı yemeden olmuyor diyenlerden seviyorum tatliyi .

Berna ketenci 24.11.2014 19:19:51
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.