Mahmure

Yiğit Alıcı ile Şans Üzerine…

Güncellenme tarihi: 12.11.2013 15:33
“Bu olay benden başkasını bulmazdı zaten” dediğim çok olur.

Bardağın dolu tarafıyla haşır neşir olup en olumlularını cımbızla seçsem de evet, şanslı sayılırım.

Şansıma mı bu güvenim, umursamız mı karakterim bilmemem ama hayatı bi’ türlü programlı yaşamamam hep bu yüzden.

Size saçma sapan gelen ne varsa ben onun alt metnini bi’ güzel doldurup kendime bununla ilgili bir uğur yaratabilirim. Şansa, en önemlisi ise işaretlere inanırım. Hep son dakikada dokunup akışını düzenleyiverir hayatımın.

İlişkilerimi, alacağım kararları ara ara içimden kurduğum küçük sorular ve karşılıklarıyla teyit ederim. Sorularım çok, hepsine yanıt bulamıyorum. O yüzden hep bi’ işaret ararım.

İzlediğimiz filmde ikimizin de dikkat edeceği sahne veya replik aynı mı?! Öyleyse hayatımın aşkı o olmalı mantığı…

Bir yere gitmekte emin mi olamadım o halde bir sonraki şarkıda bununla ilgili bi’ işaret olsun…

Hiç olmadı kitaplıktan seçtiğim ilk kitabın herhangi bir cümlesiyle alacağım kararı bağdaştırırım. İşte böyle kendinizi inandığınız şansınıza bırakınca o da sizi çok yanıltmıyor.

- Güzel şeyler hep Perşembe oluyorsa,
- Hayatının aşkı kimse zihininde aynı repliğin altını çiziyorsa,
- Hafta sonumda en az bir günümü bir türlü sığamadığım 2 kişilik kanepemde geçirebiliyorsam
- Sade, şekersiz güzel bir kahve ile günün ilk saatini yakalayabiliyorsam “şans”ın kendine inandırma süreci bende tamamlanıyor.Kanal D’nin mutluluk ve şans dağıtan programı Şans Kapıda’nın sunucusu Yiğit Alıcı’nın kaleminden “şans” üzerine notlar…

Kendimi oldum olası şanslı görmüşümdür… Gerçek anlamıyla bakarsanız, şans oyunlarıyla aram yoktur, beş kuruş kazanmış değilim şimdiye kadar, zaten oynamam. Ancak hayatın geneline karşı hep dört ayak üzerine düştüğüm söylenir. Buna inandığınız zaman bir takım küçük hayat hadiselerinde işlerin daha olumlu gittiğini görüyor insan. Bir aksilik olacaksa beni sıyırır geçer. Hoş, başıma bir ton iş geldi, hayatın işleyiş şekli itibari ile size sormadan ilerliyor olması sizi bir çok anlaşılmaz durumda bırakabilir, yine de inatla olumlu tarafından bakabiliyorsanız, olanlardan ders çıkarabiliyorsanız şanslısınız demektir. Hiç bir şeyin peşinden koşmuyorum, hayatı geldiği gibi olan haliyle benimsemeye gayretliyim. Böylesi daha sade mutluluklar sunuyor insana. belki de birileri beni koruyordur

Objelerden medet ummam. Yani uğurlu diye bir kenarda sakladığım eşyalarım yoktur. Yine de eşyalara karşı manevi bir eğilimim vardı, artık o da yok. Zira eşyanın ömrü insandan uzun. Hayatınız boyunca üzerine oturduğunuz koltuk, siz fiziksel olarak bu dünyayı terk ettikten sonra bile varlığını sürdürüyor…

Ben daha çok ritüelin gücünden faydalanıyorum. Hepimizin yaptığı bir takım rutin hareketler vardır, alışkanlıklar. Sabah yüzünüzü yıkamadan güne başlamamak gibi. Çok geç saatlerde bile gelsem eve, kanepeye oturup, ayaklarımı uzatıp, kapalı bile olsa TV’ye boş-boş bakıp zihnimi rahatlatacak düşüncelere başvurmadan günü bitmiş sayamıyorum. İş/sahne öncesi volta atmadan duramıyorum, kendimle konuşmadan eyleme geçemiyorum. Örneğin; sabahları o sütlü kahveyi içmeden güne başlamak benim için yeterince sorun Tek bir objeden şans getirmesini beklemesem de bir takım alışkanlıklarımı sırasıyla yerine getirememek bende bir eksiklik hissi yaratır. Bundan hoşlanmam.

Hayatı mümkün olduğu kadar yavaş yaşatmaya çalışıyorum kendime. Havanın daha aydınlanamadığı kadar erken bir saatte bile yapmam gereken bir iş varsa mutlaka uykumdan feragat eder saatler öncesinde uyanır ve sanki o gün hiç bir işim yokmuş gibi kahvemi alır, oturur, daha başlamamış olan günü kafamda düşlerim. Her hareketim için bir ruhani hazırlık sürecim olur, bana sözde şansı getiren bu hazırlık aşamaları olur genelde. Bir durumu, olmuş gibi adım adım yaşarsanız kafanızda, olası aksilikleri rahatlıkla görebilir ve daha vuku bulmadan önlem alabilirsiniz. Ben bu konuda verimli bir adamım. Her fırsatta kendi kendime düşünmeye zaman ayırıyorum. Niyetim bunu bir günün %100′üne ulaştırabilmek Kafamda “mutlak sıfır” anını yakalamak üzereyim.

Şans Kapıda, kaba hatlarıyla ezber bozan bir bilgi yarışması. Yarışmacılar kendi aldıkları risk doğrultusunda, kendi kendilerine hem de evlerinde otururken yoğun heyecan yaşıyorlar. Bu noktada verdikleri cevaplar konusunda tamamen kesinlikten uzak, hep şüpheci bir tavırla bekliyorlar ağzımdan çıkacakları. Genelde cevabı düşünmek yerine akıllarına gelmesini bekliyorlar ama zamana karşı yarışıyor olmaları işleri bir hayli zorlaştırıyor. Yine de o kadar güven veriyor ki yaptıklarımız, soruyu doğru cevaplayıp kazansalar bile, gözden çıkarıp riske ettikleri eşyalarını ihtiyacı olanlara ulaştırmamız için bize bağışlıyorlar, kimi zaman daha fazlasını.

Verdikleri cevap doğru bile olsa, bu cevaptan emin olmadıklarını ve yanlış yapmış olabileceklerini anlatıyorum onlara… Bir süre sonra artık değiştiremeyecekleri cevaplarının yanlış olduğuna tatmin oluyor ve riske ettikleri eşyadan ruhen vazgeçiyorlar (“Amaaan canımız sağolsun…”) . Sonrasında kazanmış olduklarını açıklasam bile, manevi bağlarını kopardıkları eşyayı bağışlamaktan farklı bir haz ve huzur duyuyorlar.

Kiminin çok değerlisi, kısa bir diyalog içinde önemini yitiriyor ve bir başkasının evinde, bir başkasının kıymetlisi oluyor. Buna vesile olmaktan mutluluk duyuyorum, zira kiminin artık çok da işine yaramayan bir eşya, gönül rahatlığıyla bir başkasına yuva oluşturuyor.

Yiğit Alıcı

1895
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.