Mahmure

Tolga Futacı ile “an”larımızı yazdık

Güncellenme tarihi: 06.03.2014 10:59
Bir karışık kafa hali içindeyim hem anı yakalama telaşı hem de bir bütün olma heyecanı. Birini yaparken hep diğeri eksik kalıyormuş gibi bir his daima peşimde. Konu netleşmeden kaleme dökülen hikaye gibiyim. Öylece akışına bırakılmış. Tek sorun anı yakalamakta!

Bazen insan karşısındakine güvenip ipleri ona vermeli, sonucunu beklemeli, şaşırmalı… O ise; “şaşırtmayı bilmeli”. Mucizeler de böyle olmaz mı? Güvenip düşüneni bıraktığın ya da unuttuğun ‘an’ larda seni bulur.

İçimizi kemiren endişelerimiz olmasa her şey mucize beklemeksizin belki de güzel olurdu. İçimizden geldiği gibi yaşar, tepkilerimizde bir sonraki adımı düşünmezdik. Belki öyle olunca daha çok sevilir, daha çok sevdiğimizi hissettirebilirdik. Onun ne beklediği önemli değil ki! “Ben onun için neler yapabilirim?” di bazen en önemli soru. Endişelerimizle bir yumak olduk mu ne an’ımız kalırız ne de geleceğe bırakacağımız anımız…

Yepyeni single’ı “Senden Sonra” ile şu sıralar gündemde olan, televizyon ekranlarından da tanıdığınız Tolga Futacı ile karaladık an’larımızı. Bıraktık kalemimizi akışına…

Tolga Futacı ’nın kaleminden…

Benim “an”larım var..

Kuzuyu, kurda emanet ettiğim ama gözümün hiç arkada kalmadığı, suya sabuna dokunmadığım ama her şeyin tam ortasında olduğum, hiç yer olmayan ve gitmeyi her şeyden çok istediğin bir konsere son anda yer bulduğunda sevindiğin kadar sevindiğim. Evet, “senin” sevindigin kadar. O kadar kıymetlisin.

Ama, su anda mevzu sen değilsin, kusura bakma. Konu sen olunca, dünyayı yazarım durmadan, biliyorsun. Şimdi ne olacak bilemiyorum. Gerginim hatta. Bazi kurgularim, planlarim var kafamda. Belki bir mutlu son, belki okuyucunun hayal gücüne bırakılmış bir final, belki de, göğsünün tam ortasına saplanmış yemyeşil ve paha biçilmez yakutlarla süslü hançeri çıkarmaya çalışan bir faninin gözlerinin önünden akıp giden bir hayatın öyküsü…

Beni bıraksan, uçan bir halıyla dünyayı dolaşmaya başlayabilirim. Nereye gidersek artık… Hayal gücü sonsuz.. Ama, “o” ne düşünüyor bilmiyorum ki? Benden nasil bir giriş, gelişme ya da sonuç yazisi bekliyor ki? Iste bunlar hep muamma, bir soru isareti. “Yeni ay” da cevaplanmayı bekleyen sorular...

Misal ; bu yazdıklarım hikayenin hangi kısmı? Belki de yersizdir endişem, ne dersin? Sonuçta o da bir kadin. Hayatıda erkeklerden çok, kadınlar oldu. Bazen sevgili, bazen dost, bazen akraba. Ama, çoktular ve Tanrım , lütfen azalmasınlar..

Onu diyorum iste. O da bir kadın. Bugüne kadar edindigim tecrübelerim, “kadınlara güvenebilirsin” diyor..Birazdan “o” girecek devreye. Belki de girdi de, ben devam ediyorum. Bilmiyorum ki.. Tüm heyecan buradaymis. Simdi anlıyorum. Müzikte “fade out” ve “fade in” diye kavramlar vardır. Fade in deyince aklıma kafein geldi durduk yere ama “bu sefer” dağıtmayacagım konuyu. Kendime sözüm var. Daha basit olacağım artık. Her şey yeterince karmaşık. Yoksa en az yirmiyedi sayfa daha yazarım ama kimse okumaz. Kimse de sabır kalmadi. Her şey pek hızlı. Twitter bile sana derdini, hatta koskoca meseleleri anlatabilmen için yüzkırk karakter veriyor.

Neyse; ben fade out’tan baslayip, fade in’e geleyim..

Gidiyorum ben. Yavaş yavaş. Hatta bir şarkımda söyledigim gibi ; “Usul Usul”. Yani fade out oluyorum, yapıyorum… Herneyse…

“O” geliyor ya da gelmişti.. Yine usul usul.. Fade in yani.. En ufak fikrim yok.. Çok zevkli.. Bitince görecegim ben de.. Yüzümde garip bir gülümseme ile burada seninle yollarimi “yeniden, biryerlerde buluşmak üzere” ayırıyorum. Meraktayım.. Bekliyorum.. Gülümsüyorum..

Sevgiler

Tolga Futacı

1302
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.