Mahmure

Emre Canpolat’la Gezi Parkı Üzerine…

Güncellenme tarihi: 20.06.2013 17:31
*Bu yazı Taksim Gezi Parkı’ndaki bir ağaçtan ilham alınarak yazılmıştır…

İşte bu da Emre Canpolat‘ın kaleminden kendi hikayesi…

İnsanlık sıfır noktasıysa; erkeklik eksi üçtür demiştim o gece. Kadınlar da erkekleştikçe eksiye gidiyordu insanlıktan demiştim arkadaşıma…

Gezi nöbetinin ilk gecesiydi, dozerler sinsice dalmıştı bir köşeden ve tesadüfen yakalanmışlardı. İzinleri yoktu parkı kemirmeye. Onlara göre izne de ihtiyaçları yoktu. En fazla ne olabilirdi ki Başbakan vermişti fermanı. Kimin gücü yeterdi artık dozerleri durdurmaya. Sabah dönmek üzere gittiler ve döndüler de. Geldiler ve dövdüler insanları… Durduruldular, belki de dokunulmazlığını en anlamlı kullanan vekil sayesinde.

Daha kalabalık bekledik sonra. Daha kalabalık geldiler. Sabah 5′te gazlarla saldırdılar, çadırları yaktılar içindekilerle. Ağaçlarla insanlar arasına barikat kurdular, alelacele. Yıktılar, ağaçların da, kuşların da vekili dönene kadar. Dağıttılar ortalığı, “taşımışlardı” dozer marifetiyle ağaçları. Öyle ya dozer bir toplu taşıma aracıydı. Emek Sinemasını da dozerle taşımıştı yine bu yüksek şehircilik anlayışı. Sonra gittiler…

Geriye bir şey kalmamıştı onlar açısından. Hafriyatı alma derdindeydiler bir an önce ama vermedik. Hafriyatı da vermedik biz. Yeniden diktik elbirliğiyle yıkılan ama yaşayan” tek ağacı. Elden ele su taşıdık, yaşasın istedik, kırılan, ezilen onurumuz gibi yeniden diktik. Onurumuz gibiydi o ağaç. Yılladır iktidari bir dozer marifetiyle “taşınmaya” çalışılıyordu. İstediğiniz gibi döve bileceğiniz, kırabileceğiniz, ezebileceğiniz insanlar değildik ki biz. Biz yalnız o ağacı yeniden dikmedik. Biz düştüğümüz yerden kendimizi kaldırıyorduk elbirliğiyle.

Sonra daha kalabalık olduk o gece. Binlerce insan geldi… Bekledik… Gün doğmadan tek tek her köşeye TOMA lar geldi. Bekledik… Binden fazlaydık, on binden az… Sayının ne önemi vardı bilmiyorum… Her tarafta gaz atmaya başladılar. Bilmeyenlere bir not düşeyim: Bir tarafımızda otel vardı bir tarafımızda çukur. Bir tarafımızda polis vardı, bir tarafımızda sunta paravanlar… Ortaya toplandık yavaş yavaş… Sevgilimi aradım: Bize bir şey olursa olanları biraz bilsin diye. Annemi aramadım mesela, bilemedim nasıl tepki verir. Bizi öldürmek istiyorlar diyemezdim ki. Ortaya toplandık hepimiz, nefes almakta zorlanıyorduk artık. Bir kadın şoka girmişti. “Geçecek” dedim. “Sakin ol, merak etme, geçecek” dedim. Onlarca gaz birden ortada toplanan insanların içine yağdı. Gece üstünde yattığım bir peştamal vardı, yarısını arkadaşıma vermek için yırtmıştım. İşte tek silahımız olan bir parça bezle koşturuyorduk, bir çıkış arıyorduk.

Daha önce çok gaz yediğim için soğukkanlıydım ama nefes alamadıkça ısınıyordu kanım. Takatim kalmadığında, çökmek istedim sunta paravanın dibine, bayılmak üzereydim, arkadaşım yakaladı kolumdan yol gösterdi.

Kaçmaya çalışanların kırdığı paravandaki delikten çıktık. Meşhur taksim çukurunun yanına çöktüm. Nefes almaya çalışıyordum ki yine gaz attılar, çukura düşelim diye mi diye merak ederim hala. Meydana ulaşabildim ara sokaklardan.

Gece karşılaştığım bir arkadaşım vardı, beraber Sıra Selvilere yürüdük. “Banan ne abi Gezi’den” diyordu. Korkmuştu, bir daha gelmez dedim ama akşama kadar dayandı… Yine geldi… Geldik… Daha kalabalık geldik…

Haklıydık. O kadar haklıydık ki yalandan başka bir mücadele yoktu bize karşı. Siyasetsiz değil, onlarca siyasetin yan yana mücadelesiyle çıktık Taksim’e.

Sonrasını da biliyorsunuz artık…

Bilmeniz için herkese demokratik yollarla baskı yaptık bu süreçte ama yine de internetteki yüzlerce videoyu taramanızı tavsiye ederim. Hatta gidin görün Gezi’yi. Orda ne devlet tepenizde ne iktidar var. İnsan var sadece insan.

Dedim ya ben çok gaz yedim daha önce… Toplumsal olayların merkez medyanın anlattığı gibi olmadığını da biliyordum zaten. Doksanlı yılların güneydoğudaki yalanları yeni dökülüyordu ortaya. Yaşamadan bilinmiyor bazı şeyler.

Gezide o arkadaşla sohbet ettiğim geceden beri hayatında hiç gaz yememişler gaz yedi, Polis şiddetini hiç görmemiş olanlar bizzat yaşadı.

Bu insanlar o gün televizyonlarda, gazetelerde suskunluğu ve yalanı gördüler. Hayatlarına kastedildi alenen ve görmemişti kimse. Bi’ şey kırıldı bu süreçte, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak elbet. Ama ne olacak bilemiyorum.

Bugün yaşadıklarımız hep yaşanıyordu zaten. Onlarca kez yaşandı hem burnumuzun dibinde, hem de hiç görmediğimiz yerlerde ama biliyorum ki herkes Demokrasini de Biber gazının da tadına baktı bu sefer. Artık hiç kimse eskisi kadar fütursuz olamayacak.

Bu süreçten geçmişe bakıp her şeyi yeniden tanımlamamızı istiyorum. Birbirimizi gerçekten anlamamızı sağlarsa eğer bu süreç haklı olana kazanma yolu açılmıştır. Göğsümü gere gere söylüyorum bu bir devrimdir ve yeni başlamıştır.

Emre Canpolat

P.S. Çizimler için İtaly’dan Gezi Parkı’na destek veren Gianluca Costantini’ye teşekkür ederim.

4005
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.